17 Eylül Nabokov "dayanılmazın ağırlığını" Sebastian Knight'ın Gerçek yaşamı'nda bölüştürüyor: anlatıcı anlatılan kişi ve metnin arasında oluşan üçgen kimi yerde bir prizmaya dönüşüyor (bazen yer düzeyinden yukarı yükselen, bazen baş aşağı...) Yüzlere yapışan maskelerin kim tarafından ve nasıl yapıştığı, yapıştırıldığının yalnızca sözcükleri ve bu yolla oyunları kurmakla kanıksanabilir olduğunu örüyor. Ancak, bu birbirine dönüşen kimlikler, sevginin "ben"i belirsiz kılışı düğümü bir "denouement" yerine yineletiyor. Knight'ı anlatan belki de kendisiydi, üvey kardeş yerine, ya da anlatıcı kendisine öyle serimleyemeyeceği için Knight adında bir kimlik yarattı; ya da Nabokov'un bitirişiyle; her ikisi de birbirlerini tanımayan bir başkasıydılar..!
Sayfa 393
Alıntı
Kalabalık insan gürültüsü... Bildiğin gürültü yani! Sanırım komşu geldi yanıma. O da daha anlamamıştır öldüğünü kesin. Mezara yaklaştıkça sesler azılıyor, sessizlik çöküyor da hüzünden, uzaktakilerin işten, dünyalıklardan konuşmaları hiç kesilmiyor. Görünmek için geldikleri belli. Desinlere gelmişler. Şu toprak altı huzura bakıyorum bir de şu toprak üstü huzursuz insanlara. Ne kadar açlar. Her şeye sahip olmak istiyorlar, gözleri doymuyor. Ama bir gün onlar da doyacaklar, üçgen çatılı bu eve girdiklerinde! Ne kadar beyhude yaşadıklarını, olur olmaz şeylerle uğraştıklarını, olmadık dertlerle boğuştuklarını görüp, heba ettikleri ömürlerine acıyacaklar. Ama belki de yaşamlarının anlamsızlığını düşünmemek, sorgulamamak için böyleler. Karmaşa olmayınca da zaman akmayacak onlar için. Delirecekler. Delirmemek için, yaşamın gerçek anlamını kavrayamayacakları için saldırıyorlar belki de her şeye. Kim bilir?
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Reklam
Şehrin alarmı gibi, beynin alarmı da her an çalabilir; mesele, sireni susturmak değildir. Mesele, siren çalsa bile yön bulabilmektir. Bilişsel üçgen, insana tam olarak bu pusulayı verir: düşünceyi fark et, duyguyu düzenle, davranışı seç.
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Epstein yeni çıkmamış belli ki...
"vampirin ille de ölmüş olması gerekmiyor ki. Yaşayan bir insanda da kan emiciliğine rastlanabiliyor. İhtiyarların, ömürlerini uzatmak için gençlerin kanını emdiğini okumuştum bir yerde"
Sayfa 95 - Watson söz arasına girer ve der ki...·Kitabı okudu
Epstein
Mısır toplumu, hayvansal figürlere yükledikleri kutsiyet bağlamında Memfis kozmogonisinin yüce tanrısı Ptah’ın kült sembolü olarak kabul edilen ve onun yaşayan görüntüsü olarak ibadet edilen Apis boğasına da kutsallık atfetmişlerdir. Apis boğası belirli özelliklere sahip özel bir hayvan olarak düşünüldüğünden, Ptah rahiplerinin şartlara uygun boğayı bulmak için bütün Mısır coğrafyasında uzun arayışlara girmeleri gerekmiştir.Siyah renkli olması gereken bu boğanın en temel işareti, alnında üçgen şeklinde bir beyazlık olması ve kuyruğunun kıllarının iki parçaya veya ayrı tellere bölünmüş olmasıdır.Apis boğası olarak kutsanan boğa öldüğünde, aynı özelliklere sahip başka bir boğanın bulunması için ülkenin her köşesine kadar uzanan bir arayış başlamıştır. Mısır toplumu bu boğanın ölümünün ardından tıpkı bir kralın ölümünde olduğu gibi yas tutmuşlardır.Böylesi büyük bir değer ve kutsiyet atfedilen Apis boğasının ölümünün ardından mumyalanarak cenaze töreni yapılması ve granit bir lahit içine yerleştirilmesi anlaşılır bir durumdur. Apis boğasına gösterilen bu saygının kaynağı, boğanın tanrısal bir bedenleşme olduğu inancından kaynaklanmaktadır. Boğanın tanrısal bir enerjiye sahip oluşu, kralın düşmanlarını ayaklar altına alan bir boğa olarak tasvirinde ifade edilmiştir. Bu tasvir boğanın bu tanrısal enerjiyle sahip olduğu gücü nitelerken diğer yandan kendini yenileyen tanrıların üreme gücüne işaret etmiştir. Apis boğası özellikle Ptah’ın bedenleşmiş hali olarak düşünülmüş ve Memfis mitolojisinin en güçlü figürü olarak görülmüştür.⁷³ Böylece sözü edilen musibet, Apis boğası olabilecek bütün hayvanların ölümüne sebep olacağından Kadim Mısır inancının en temel unsurlarından birisini daha ağır bir zafiyete düşürmüş olmalıdır.Hayvanların ölümü musibeti, kutsal bir figür olan Apis
Tarih
Adam satır satır üçgenle kavga etti:)
" Kendi kendine yetmiyen zavallı bir üçgen İşte bu da kimbilir kiminki Bir de bir dik açısı var ama ne dik açı "
Sayfa 31 - Yapı Kredi Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Reklam