Elbette bunu(Kominist Devrimi)mülkiyet haklarına ve burjuva üretim koşullarına yönelik despotik(korku,baskı,şiddet) müdahaleler dışında gerçekleştirilemez.Eski toplumsal düzene daha fazla müdahaleyi gerektiren ve üretim biçimini tamamen devrimleştirmenin bir aracı olarak kominst devrim kaçınılmaz önlemler yoluyla bunu gerçekleştirilebilir.
1:Toprak mülkiyetinin kaldırılması,toprak gelirlerinin tamamının kamu amaçlarına tahsis edilmesi
2:Yüksek ve artan oranlı gelir vergisi
3:Miras hakkının kaldırılması
4:Tüm göçmenlerin yabancı uyrukluların ve isyancıların mallarına el konulması
5:Tüm gayrimenkul,yatırım araçları,sermaye ve paralara el konulup tek bir Devlet bankası çatısı altında kredilerin toplanması
6:İletişim ve ulaşım araçlarının devlet elinde merkezileştirilmesi
7:Devlet elindeki fabrikaların genişletilmesi,verimsiz arazilerin tarıma kazandırılması
8:Tarım için istihdam oluşturup,Emeğin eşitlenmesi
8:Tarım ve imalat sanayi koordinasyonu,Nüfusun şehir ve kırsalda düzenlenmesi ve ayrımın ortadan kalkması
9:Devlet okullarında eğitimin tek yerde verilip ücretsiz olması ,Eğitimin endüstriyel eğitim ile birleştirilmesi,çocukların çalıştırılmaması.
Siyasi güçler,sınıf farklılıkları ortadan kalkınca kamu gücü siyasi niteliğini kaybedecektir.Siyasi güç sadece başka sınıfları ezmek için örgütlenmiş bir güçtür.
Şehrimizdeki yoksulların tam sayısını bilmiyoruz. Ama çoklar. Gecekondularda yaşıyorlar. Bayramlarda ulaşım araçları parasız olunca ortaya çıkıyorlar. Caddelerde, alışveriş merkezlerinde dolaşıyorlar. Geçtiğimiz bayram, şehir tiyatrosunda onlar için "Temizlik Imandan Gelir" adlı oyun, yine ücretsiz, sergilendi. Konusunu yüzyıllar önce Anadolu'da yaşanan bir savaştan alan bu oyunda, Türk askerlerinin misvak dallarıyla dişlerini fırçaladığını gören düşman gözcüsünün, “Türkler bizi çiğ çiğ yiyecek!" diye bağırarak saklandığı yerden fırlayıp kaçtığı sahne, yoksullar tarafından çılgınca alkışlandı.
En gelişmiş ülkelerde, aşağıdakiler oldukça genel olarak geçerli olacaktır. 1. Toprak mülkiyetinin kaldırılması ve tüm toprak kiralarının kamu amaçlarına uygulanması. 2. Ağır bir kademeli veya kademeli gelir vergisi. 3. Tüm miras haklarının kaldırılması. 4. Tüm göçmenlerin ve isyancıların mallarına el konulması. 5. Devlet sermayeli ve münhasır tekel sahibi bir ulusal banka aracılığıyla kredinin Devletin elinde merkezileştirilmesi. 6. İletişim ve ulaşım araçlarının Devletin elinde merkezileştirilmesi. 7. Devlete ait fabrikaların ve üretim araçlarının genişletilmesi; çorak arazilerin ekilebilir hale getirilmesi ve toprağın genel olarak ortak bir plana göre iyileştirilmesi. 8. Herkesin eşit emek yükümlülüğü. Özellikle tarım için endüstriyel orduların kurulması. 9. Tarımın imalat sanayileriyle birleştirilmesi; nüfusun ülke genelinde daha eşit bir şekilde dağıtılmasıyla şehir ve kırsal arasındaki ayrımın kademeli olarak ortadan kaldırılması. 10. Tüm çocuklar için kamu okullarında ücretsiz eğitim. Çocukların fabrika işçiliğinin şimdiki haliyle kaldırılması. Eğitimin endüstriyel üretimle birleştirilmesi
Özel Kalem Müdürü, Menderes'in odasından geldi. Vali, önce kendisinin çağrılacağını zannederken biz çağırıldık: "Beyefendi sizleri bekliyor." Menderes bize teşekkür etti. Gençlik zaten böyle olmalıydı. Yıllarca üniversiteyi bitiremeyenlerin elinde bu alanlar istismar ediliyordu. Hoş, bizim Kamran Evliyaoğlu da öyleydi o zamanlar ama sesimizi çıkarmadık! Tam da o sıralar Cumhuriyet Halk Partisi'nin Mallarına El Koyma Kanunu yeni çıkmış. Yağma Hasan'ın böreği... "Efendim." dedik. "Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cağaloğlu'ndaki binasını bize tahsis ederseniz sizin adınızı vermek istiyoruz. "Yok." dedi. "sakın öyle bir şey yapmayın.” Fakat talebimizi kabul etti. Valiyi içeri çağırdı. "Sayın valim. gençlerle önceden tanışıyormuşsunuz," dedi. "Ben, gençlerin isteklerini hep yerine getirmeye çalışırım." Bina konusunu açtı. “O binayı bir an önce elden geçirtin, ufak tefek işlerini yaptırıp eksiklerini giderin ve Millî Türk Talebe Birliği öğrencilerine genel merkez olarak verin.” Sevinçten neredeyse masanın üstüne çıkıp zıplayacağız. Aslın da biz kiraya bile razıydık. Başbakan Menderes, Gökay'ın önünde başka bir talebimiz olup olmadığını sordu. Vilayetin bütçesinden bir ton kömür istediğimizi ama vilayetin isteğimizi reddettiğini anlattık. Bunun üzerine bizim önümüzde valiye “Her sene 1,5 ton kömür tahsis edeceksiniz." dedi. Biz çıldıracağız...
Başka ne istediniz?
O esnada bir sonraki MTTB kongresini Erzurum'da yapmak istiyoruz. "Efendim,” dedik, “Erzurum'a gitmek istiyoruz ama ulaşım sorunumuz var. Talebeyiz. Herkesi trene bindiremiyoruz. Menderes, Ahmet Salih Korur'u çağırdı. "Gençlere tren tahsis edilecek," dedi. "Görüşün. Ne zaman müsait ise, gençler Erzurum'a kadar ücretsiz olarak götürülecek ve işleri bitince geri getirilecek."
"Başka ne istersiniz?"
"Efendim." dedik,
Örneğin, resmen olarak değilse de gayriresmî olarak valiler AKP’nin il başkanları gibi görev yapmakta, parti çıkarları doğrultusunda çalışmakta, parti-devletinin bürokratları olarak iş görmektedirler. Seçim dönemlerinde ise devletin bütün kaynakları ve olanakları partinin hizmetine sunulmaktadır. Örneğin kitleler AKP mitinglerine belediye otobüsleri aracılığıyla taşınmakta ya da diğer ulaşım araçlarından ücretsiz olarak yararlanmaktadırlar.