Uçurtma Avcısı
9/10
·375 syf.··
2026 20. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:25
Hasan bir hizmetkârın oğludur, Emir ise köşkte yaşayan bir çocuktur. Emir’le Hasan en çok uçurtma uçurmayı severler. Emir bazen onu, Hazar olduğu için aşağılar ama Hasan ona bir kere bile saygısızlık etmemiştir. Bir gün, sırf babasının gözüne girebilmek için uçurtma yarışmasına katılır ve kazanır. Ancak mavi uçurtma uçup gider. Hasan, “Ben alırım,” der ve peşinden koşar. Uçurtmanın daha önce zıt düştüğü Assef, elindeki uçurtmayı ister. “Ver, yoksa canın yanar,” der. Hasan ise “Vermeyeceğim, o Emir Han’ın,” deyince Hasan’ı döverler; bir de ona tecavüz ederler. Emir ise sadece bunları izlemektedir, gidip müdahale bile etmez. O günden sonra Hasan’dan kaçar, onu görmek istemez. Hasan’la arası sessizleşir ve bir gün ona, hırsızlık yaptığına dair iftira atar. Babası onu affettiğini söyler fakat her şeyden haberi olan Ali, yani Hasan’ın babası, gitmek istediklerini söyler ve giderler. Afganistan’da savaş patlak verince Emir ve babası da Amerika’ya yerleşir. Babası çok hastalanır ve ölür. Bir gün Rahim Han’la otururlar. Rahim Han, Hasan’ın başından geçenleri anlatır; evlendiğini ve bir çocuğu olduğunu söyler: Sohrab. Daha sonra Hasan’ın başından vurularak öldürüldüğünü öğreniriz. Çocuğu Amerikalı bir aileye verilmiştir. Emir ilk başta karşı çıkar: “Bu benim problemim değil,” der. Yine sorumluluktan kaçmaktadır, her zaman yaptığı gibi. Fakat Hasan’ın kardeşi olduğunu öğrenince “Tamam, gideceğim,” der. Gider, Hasan’ı bulur ve yine Assef’le karşılaşır. Evet, Sohrab’ın da başından kötü şeyler geçmiştir. Orada dövüşürler; Emir neredeyse ölecekken Sohrab sapanla vurur ve kaçarlar. Hastanede günlerce tedavi görür Emir. Daha sonra Sohrab’ı evlatlık edinmek istediğini, onu Amerika’ya götüreceğini söyler. Sohrab en başta kabul etmez; aslında kabul etmemek değil, sadece eski günlere
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,4bin okunma
Karanlığın Kalbi Kitap Yorumum
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 12:12
Sen benim asla yakalayacağımı ummadığım ve olur da bir gün uçup gitmek isterse yokluğuna asla dayanamayacağım tam da bu yüzden kafese kapatıp bir daha gitmesine izin vermeyeceğim küçük kuşumsun. ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim! Ve bugün sizlere hem canım yazarımın kendisiyle hem de kalemiyle tanışmama vesile olan o kitapla geldim: Karanlığın Kalbi. (Bazen bazı kitaplar gerçekten insanı yazara daha da yakınlaştırıyor ya, tam olarak öyle hissettim.) ‎ ‎Gelelim konusuna… ‎ ‎Devin, avukat olan eşi Eymen’i kollarında gerçekleşen silahlı bir saldırıda kaybettikten sonra hayatı tamamen altüst olan bir kadın. Daha eşinin acısını bile doğru düzgün yaşayamadan öğrendikleriyle ikinci kez yıkılıyor. Çünkü çok sevdiği kocasının aslında onu aldattığını ve karıştığı karanlık işler yüzünden öldürüldüğünü öğreniyor. (Bu noktada gerçekten içim burkuldu.) ‎ ‎Üstelik Devin, daha eşini defnetmeden onun başka bir kadınla altı yıllık bir ilişkisi olduğunu öğreniyor. Hatta o kadınla bir çocuk hayali bile kurmuş. (Okurken “Bu kadına gerçekten çok şey yüklenmiş” diye düşündüm.) ‎ ‎Yaşadığı bunalım nedeniyle hem ailesinden hem de evinden uzaklaşan Devin, eşyalarını almak için kocasıyla yaşadığı eve gittiği gün hiç beklemediği bir saldırıya uğruyor. Tam o anda karşısına biri çıkıyor: Karan. ‎ ‎Karan aslında çalıştığı şirket tarafından Devin’in kocasını öldürmek için tutulmuş bir tetikçi. Ancak Eymen’i izlediği süreçte Devin’e sırılsıklam âşık oluyor. (İşte hikâye tam burada beni tamamen içine çekti.) ‎Eymen’in ölümünden sonra Devin’in peşine düşen adamlardan onu korumak için Devin’le aynı evde kalmaya başlıyor. ‎ ‎Hikâyemiz genel olarak böyle ilerliyor. Daha fazla spoiler vermeden kendi yorumuma geçmek istiyorum. ‎ ‎Ben yazarın kalemine, diline ve akıcılığına gerçekten bayıldım. (Kitap
Karanlığın KalbiZeynep Işıklar · Pukka Yayınları · 2025131 okunma
Reklam
Zamanın, Hafızanın ve Varoluşun Senfonisi
10/10
·3148 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:34
Bazı eserler vardır ki, kapağını araladığınızda yalnızca bir kitaba değil, kendi içine katlanan, sınırları belirsiz bir evrene adım atarsınız. Marcel Proust’un yedi ciltlik anıtsal eseri Kayıp Zamanın İzinde, tam da böyle bir başyapıttır bana göre. Bu devasa anlatı, bir okuma eyleminden ziyade, insanın kendi içsel arkeolojisine doğru çıktığı uzun, zahmetli fakat bir o kadar da büyüleyici bir kazı çalışmasıdır. Bir okur olarak bu metne dalmak; akıntıya karşı yüzmeyi bırakıp kendini zamanın o büyük, yavaş ve derin nehrine teslim etmeyi gerektirir. Kaleme alacağım en uzun incelemelerden birisi olacak hiç şüphesiz. Dile kolay: 3148 sayfa! 49 gün! Öncelikle bu görkemli edebi katedralin koridorlarında gezinirken hissettiklerimi ve eserin ruhumda bıraktığı izdüşümleri, daha sonra da 7 ciltlik eserin her bir cildine yazmış olduğum incelemeleri paylaşacağım. O halde başlayalım! Proust’un evreninde zaman, akıp giden ve yitip kaybolan bir düşman değil; yontulması, katmanlarına ayrılması ve nihayetinde fethedilmesi gereken bir maddedir. Yazar, daha önceki incelemelerde de paylaştığım meşhur "madlen keki" metaforu üzerinden zihnimize şu sarsıcı gerçeği fısıldar: Geçmiş asla tam anlamıyla geçmemiştir; kokuların, tatların, melankolik bir melodinin ya da eski bir parke taşının kıvrımlarında sessizce pusuya yatmış, uyandırılmayı beklemektedir. Eseri okurken, yazarın anılarıyla birlikte kendi "istemsiz hafızanızın" da tetiklendiğini, zihninizin derinliklerinde çoktan unuttuğunuzu sandığınız yüzlerin, ışıkların ve tatların usulca yüzeye çıktığını hissedersiniz. Proust okumak, bir nevi kendi geçmişinizle de yüzleşmektir. Bu yüzdendir ki Proust’un dili, sabırsız ruhlara veya modern çağın hızına alışmış zihinlere göre değildir. O, bir cümlenin içine koca bir ömrü, bir duygunun en ince
Kayıp Zamanın İzindeMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2024746 okunma
Binbir Gece Masalları 4. Cildin Özeti
7/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 15:16
Serinin 4 . Cildini oluşturan bu kitap 7. Ve 8. Kitaplardan oluşuyor. 339. Gecede Şehrazat Tunç kentinin olağanüstü öyküsünü anlatıyor. Bu öyküde de halife küplere hapsedilmiş cinlerin öyküsünü merak eder. Bir adamı görevlendirir. Bu adam Tunç kentine gider orada çeşitli olağanüstülükler görür. Daha sonra küpleri alıp halifeye getirir. Halife küpleri açarak içindeki cinleri serbest bırakır. Kitabın ikinci öyküsü olan İbn-i Mansur ile İki Genç Kızın Öyküsü'nde halifenin gece uykusu kaçtığından İbn-i Mansurdan bir hikaye anlatmasını ister İbn-i Mansur da ona iki genç kızla tanıştığını ve adı Sitti Bedr olanın aşığından ayrıldığını öğrenir sebebi de yanındaki köle kızmış çünkü Sitti Bedr'in aşığı bu ikisini öpüşürken görmüş ve kendisini terk etmiştir. Bunun üzerine İbn-i Mansur mektuplarını birbirlerine ulaştırarak kavuşmalarını sağlamış. Tüm bunları dinleyen halife hikayenin sonuna doğru uyuyakalıyor. 353. Gece olunca Şehrazat, Kasap Vardan ile Vezir Kızının Öyküsünü anlatır Sürekli kendisinden alışveriş yapan bir kadın kasap Vardan'ın dikkatini çeker. Bunun üzerine Vardan genç kadını takip eder ve yer altındaki bir odaya girdiğini görür. Kadını gizlice gözetleyen Vardan , kadının içeride bir maymunla birlikte olduğunu görür. Fırsatını bulunca gidip maymunun kafasını keser ve kadınla evlenir. 355. Gece olunca Yeraltı Sultanı Yemliha'nın Öyküsünü anlatır . Danyal adlı ünlü bir tip bilgini ömrünün sonlarına doğru tüm bilgi birikimini oğlu Hasib'e güvenli bir şekilde aktarmanın yollarını düşünür ve tüm bilgilerini beş sayfalık kağıda özetler. Ama biraz düşündükten sonra bunun da özetinin olduğunu düşünür ve beş sayfayı da bir cümlede özetler bunu bir kağıda yazarak eşine verir ve eşine der ki : Bunu Hasip anlayacak yaşa gelince ona ver der ve tüm kitaplarını denize
Binbir Gece Masalları Cilt 2/2Anonim · Yapı Kredi Yayınları · 202040 okunma
7/10
·212 syf.··
2026 8. kitabı
(spoiler) “İnsanoğlu dünyaya niçin gelir? Herhâlde bir bahçe kurmaya gelir.” Mustafa kutlu bize bu hikayesinde ömrünün her saniyesini güzel bir bahçe yapmaya harcayan bir adamın hayatını anlatıyor. Hikayede adı verilmeyen bu adam bir doğa aşığıdır. Ailesine ve köyüne çok bağlıdır. Ana karakterimiz hayalindeki bahçeyi yapmak için büyük bir kayanın etrafını kazmaya başlar. Köydeki herkes ana karakterimizin kazdığı yerde define olduğuna inanıyordu ama define yoktu. Maden olduğuna inanmışlardı ama maden de yoktu. Su vardı. Su herkes için çok kıymetliydi çünkü köy kurak ve verimsiz bir toprağa sahipti. Aradan biraz zaman geçtikten sonra karakterimizin bahçesi büyümüştür. Bahçesinde sadece 4 tane ağacı olmuştu. Hayallerindeki gibi çok ağacı yoktu ama bu 4 ağaçla bile çok mutluydu buna şükrediyordu. Ağaçlarla aynı zamanda büyüyen oğlu da köyün delikanlısı olmuştur. Ve oğlu da herkes gibi köyden ayrılmak istiyordu . Neredeyse köydeki herkes şehirlere taşınmış orada iş bulmuştu. Bu yüzden de köyün nüfusu aşırı az kalmıştı. Ana karakterimiz oğluna şehire gitmemesi için ne kadar azarlasa da işe yaramadı. Artık karakterimiz eşi ve bahçesiyle yalnız kalmıştı. Köydeki evler harabeye dönmüştü, köyü yoğun bir sis kaplamıştı, kuşlar ötmüyordu, neşeli kuzular yoktu, köy adeta bu dünyadan yavaş yavaş siliniyordu. Ana karakterimiz yaşlanınca bahçesine bile inemez olmuştu bu yüzden oğlu babasına İstanbul’a gelmesi için yalvarıyordu “Ya biri hastalanırsa? Ya biriniz hasta olursa? Burada bir şey yapmazsınız” demişti. Bu sözler babasının azıcık bile umurunda değildi, sadece o güzel bahçesinin yanında sonsuza kadar kalmak istiyordu, ağaçlarından kopardığı meyveleri sonsuza kadar yemek, ağaçlarının çiçeklerini her gün koklamak, bahçesinde uzanmak ve güneşin doğup batmasını izlemek istiyordu
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 1. kitabı
AVCUNUZDAKİ KELEBEK Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere @elmayayinevi nden @ahmetserifizgoren kaleminden #avcunuzdakikelebek kitabıyla geldim. Kitabı elime aldığımda ilk olarak isminin üzerinde düşündüm sebebi ise avucumuz çok sıkarsak içindeki ölür, serbest bırakırsak uçup gider. Peki ölmemesi yada uçmaması için ne yapabiliriz? İlk olarak şunu sormalıyız kendimize; Ben gerçekten ne istiyorum? Klişe kişisel gelişim kitaplarından ziyade yazarımız, şunu bunu yapın demek yerine bizleri düşündürerek ilerletiyor. İçerisindeki hikâyeleri okurken; insan kıssadan hisseler buluyor. Bu kitap bize, kontrol etmek yerine denge de tutmamız gerektiğini öğretiyor. Doğru kararlarla adım atmayı, başkasının izinden gitmek yerine; kendi yolumuzda kararlılıkla yürümeliyiz. Eğer bir hedefimiz olursa, bizi varmamız gereken yere daha hızlı ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Ama bazen hedef sandığımız şeylerin aslında birer temenni olduğunu fark ediyoruz ya işte o an, kitabın bana bıraktığı en büyük farkındalıkta tam olarak bu oldu. "Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür." Syf39 "Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa." Syf84 "Davranışlarımız için sosyal onay beklerken koca bir hayatı ıskalarız." Syf90 @elmayayinevi Kaktüs Hanım @ahmetserifizgoren #elmayayınları #kaktüsleokudukçaokuyoruz #ahlasileannesiokuyor
Avcunuzdaki KelebekAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 202212,9bin okunma
Reklam
Reklam