“Sence bize mutlu son yakışır mı?”
“Evet, en güzel bize mutlu son yakışır. ”
“Ya ayrılırsak?”
“Seni hiç bırakmam. ”
“Ya beni unutursan?”
“Hiçbir şey seni bana unutturamaz. ”
"Soz mü?"
“Söz veriyorum, Acıbal. Seni hiç unutmayacağım. ”
Ukde en çok unutulmaktan korkardı.
Ve Eflah onu unuttu.
Ukde en çok o kitabı okumayı istedi.
Ve onun dışında herkes o kitabı okudu.
"... o kavimler ki hakiki yolu buldum sandı
ermeden doğru yola hepsini susturdu ölüm
öyle bir ukde ki hal etmedi bir kimse onu
vurdular hepsi düğüm üstüne bir başka düğüm ..."
nâsırüddin-i tûsî
Biri şarkı söyleyince ben kendimde olamıyorum. Kendimi hatırlamak mümkün olmuyor. Sonra tüm geçmişim başka bir şeye dönüşüyor ve ben kendimle taşıdığım, hiç yaşamadığım ölü bir hayata ağlıyorum. Şarkı söylememek için hep fazla geç olduğu gibi şarkı söylemek için de hep çok geç...
Furuğ babaevine veda ediyor; soğukta buharlaşan nefesler, karların soğutamadığı kordan acılar eşliğinde . . . Furuğ çocukluğuna veda
ediyor. Gönlünce gülemediği bahçeye. Kaçıp kurtulmak istediği eve veda ediyor. Çiçekleri hep solan, balıkları hep ölen, gülüşleri eriten,
ağlayışları yankılayan bahçeye veda ediyor. İçinde ukde kalanlarla
buz tutan havuzlarına veda ediyor. Babasının öfkesine veda ediyor.
Annesinin kurallı sesine, damdaki karlara veda ediyor. Çiçeklerin soluşuna veda ediyor. Feri'nin kederli bakışlarına, Puran'ın kabullenmişlikle
yosun tutan cümlelerine, Mehran'la Mehrdad'ın uzak
yakınlıklarına veda ediyor. Glorya'sının gönüldaşlığına, Emir'in anlayan, bağrına basan şefkatine veda ediyor. Furuğ, ilk aşkına veda ediyor. Bu evin göğünde asılı kalan Perviz'in hayaline….
Meğerse olmayacakmış ne bir gelen, ne giden!
Meğer açılmayacakmış müebbeden artık
O perde perde hakâik, o ukdeler, o dehen!
dehen:ağız
hakâik:hakikatler
ukde:düğüm