Furuğ babaevine veda ediyor; soğukta buharlaşan nefesler, karların soğutamadığı kordan acılar eşliğinde . . . Furuğ çocukluğuna veda
ediyor. Gönlünce gülemediği bahçeye. Kaçıp kurtulmak istediği eve veda ediyor. Çiçekleri hep solan, balıkları hep ölen, gülüşleri eriten,
ağlayışları yankılayan bahçeye veda ediyor. İçinde ukde kalanlarla
buz tutan havuzlarına veda ediyor. Babasının öfkesine veda ediyor.
Annesinin kurallı sesine, damdaki karlara veda ediyor. Çiçeklerin soluşuna veda ediyor. Feri'nin kederli bakışlarına, Puran'ın kabullenmişlikle
yosun tutan cümlelerine, Mehran'la Mehrdad'ın uzak
yakınlıklarına veda ediyor. Glorya'sının gönüldaşlığına, Emir'in anlayan, bağrına basan şefkatine veda ediyor. Furuğ, ilk aşkına veda ediyor. Bu evin göğünde asılı kalan Perviz'in hayaline….
Meğerse olmayacakmış ne bir gelen, ne giden!
Meğer açılmayacakmış müebbeden artık
O perde perde hakâik, o ukdeler, o dehen!
dehen:ağız
hakâik:hakikatler
ukde:düğüm
Ama o sabah, buz kesmiş durakta kendi içimin mahkemesini kurmaya karar verdim. Yıllardır erteledigim, tozlu raflara kaldırdığım ne kadar ukde varsa, birer birer karşımdaki kaldırım taşına dizildiler.
Ama o sabah, buz kesmiş durakta kendi içimin mahkemesini kurmaya karar verdim. Yıllardır erteledigim, tozlu raflara kaldırdığım ne kadar ukde varsa, birer birer karşımdaki kaldırım taşına dizildiler.
Ama o sabah, buz kesmiş durakta kendi içimin mahkemesini kurmaya karar verdim. Yıllardır erteledigim, tozlu raflara kaldırdığım ne kadar ukde varsa, birer birer karşımdaki kaldırım taşına dizildiler.