8/10
·705 syf.··
2025 43. kitabı
Türk aydını nedir sorusuna cevap aramak için uzun bir yola çıkılmıştır. Aydın Küçük hoca aydın ibaresi kullanmasına rağmen ben Türk düşünürü demek istiyorum. Hocanın bu külliyatta bahsettiği bir kavram birden aklıma geliverdi, Türk düşünce hayatı ortaya dünya çapında bir eser çıkaramadığı için veya bir teori kendinden olmayan insanları hemen sahipleniverdi. Kimdi peki bu insanlar kendisine Rumi mahlasını alan Mevlânâ Celâleddîn-i Rumi Hazretleri bunlardan bir tanesidir. Eserlerini Farsça ve Rumça( İlk defa duyduğum bir söz Rumca eser verdiğini) ortaya koyan moğol mezalimi nden terk-i diyar edip bu günki Anadolu o günki adıyla İklim-i Rum olan diyara göç etmiş mutasavvıf, sufi ve şair birisi idi. Burada bir dipnot verilmesi gerekirse Türk olmasa da Türk düşünce hayatını etkilemiş ve Türk olarak kabul edilmiştir. Aydın Küçük'e katıldığım konulardan birisi teori olarak ortaya fikir beyan etmemiz bir yana bunun o zaman ki etkisi hem o günün insanına ve sonraki nesillere etkisi ya hiç olmamıştır ya da cüzi bir derecede kalmıştır. Bilginin etkisi o bilgiyi ne kadar çok kişiye ulaştırıldığı, o bilgiyi üretenin ve o eser'in etkisini artırması gerçeğidir. Bilgi (ilim) yitik bir malzemedir nerede olursa olsun o bulanındır hadis-i bizden önceki nesillerde olduğu gibi bu nesil içinde değerlidir. Doğu ikliminde bir Rönesans olmuş mudur? sorusu cevaplanması gereken konulardan birisidir. Türk, Arap ve Farsi olarak addedilen İslam dünyasında bir çok alım insan yetiştirmiş. Emevi Devleti Halifelerinden Me'mun ile başlayan çeviri hareketleri Süryaniler birden çok dile vakıf olmaları bu çevirilerin ilk başta kötü çeviriler ile sonrasında da vukufiyetlerini artırarak bu Rönesans ı şahsen gerçekleştirildiğini söylemek mümkündür. Batı ortaçağ karanlığında hayatını devam ettirirken Üstad
Aydın Üzerine Tezler 1Yalçın Küçük · Tekin Yayınevi · 199061 okunma
1/10
·116 syf.·
2025 86. kitabı
Ramazan Risalesi Nureddin Yıldız İncelemeye merhum üstad Sezai Karakoç 'un şu sözüyle başlamak istiyorum. Üç tip insandan uzak durun! 1. Osmanlı'ya düşman olanlardan, 2. Tasavvufa karşı olanlardan, 3. Irkçılık yapanlardan. Kitabı okurken Nureddin Yıldız 'ı neden bir daha sevmediğimi anladım, Ramazan ayı boyunca sadece dini kitap okuyacağım dedim ve o çerçevede Ramazan Risalesi kitabını okudum. Kitaba gayet ön yargısız başlamıştım güzel de gidiyordu lakin kitap çoğu yerde kendini tekrar etmeye başladı tekrar etmenin yanı sıra verdiği örneklerin bazıları bana çok garip geldi. Örneğin diyordu ki Ramazan da bir bey zamanını pide kuyruğunda geçirmemeli, hanımlar evlerinde kalıp ibadet ve Kur'an ile meşgul olmalılar diyordu bunu bir çok yerde tekrarlıyordu bu örnekler bence tuhaf örnekler çünkü bir erkek işinden, okulundan dönerken ya da sokaktan geçerken pide kuyruğuna girip 5-10 dakika pide almış ya da bir hanım kardeşimiz bir gün cami ve türbe ziyareti yapmak istemiş bundan ne zarar çıkar... Neyse kitap bu örnekler ve benzer çerçeve de devam ederken biraz kendini tekrar ediyordu ama ben buradan çok puan kırmamıştım ta ki kitabın son bölümü olan " Ramazan Katliamı" adlı bölüme kadar. Bu bölüm tamamen Tasavvuf Osmanlı düşmanlığı üzerine kurulu ve Mevlid karşıtlığı üzerine kuruluydu aşırı fitneci bir üsluptu. 1- Enderun Usulü teravihe bidat derken Osmanlı hakkında denilen sözlere bir bakalım. "Türklerin elinden Allah'ın hilafeti niye kaldırdığını izah edeceğim, Osmanlı sarayındaymış. O saray Allah'ın muteber gördüğü bir saray olsaydı İngilizlere işgal ettirmezdi onu Allah. Akıl var mantık var." Adama derler ki o tarihlerde İngilizler, Kudüs'ü işgal etmişti
Din
Ramazan RisalesiNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20103,063 okunma
Reklam
Puan vermedi·46 syf.··
2021 1. kitabı
Gülten Akın; "Celaliler Destanı, Osmanlı Mülkü'nün ayakta olduğu bir dönemde, zulmün ve buna karşı kalkışmanın, büyük ve uzun isyanın destanı olsun diye yazıldı." diyor. Bu destanın kimi parçaları ise 'Gösteri' adlı derginin Temmuz 1982 sayısında yayımlanmış. Okurken o döneme ve olaylara tanıklık ediyoruz. "...Osmanlı Mülkünde Gün battı batacak Kim dalkavuk, kim yoksul, kim konuk Ne ulufe, ne sadaka, ne ikram Beli, karıştı karışacak." Herkese iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Celaliler DestanıGülten Akın · Yapı Kredi Yayınları · 201441 okunma
Sen Benim Şarkılarımsın
10/10
·238 syf.·
2021 2. kitabı
Düş ile gerçeğin,olmuş ile olmamışın birbirine karıştığı ,roman içinde roman olduğunu düşündüğüm bir roman.. Kitapta kim başrol kim yan karakter belirsiz bence.Her bölüm anlatılmaya başlandığında olayların merkezindeki insan oluyor yazarımız ve onun gözünden anlatılıyor olaylar..Hikayedeki karakterlerin birçoğu sorgulayıcı ,kendiyle mücadele halinde hepsi ve böyle olması benim ilgimi çekmesini sağladı sonuna kadar kitabı okumak için. Neden bir kez bile İstanbul demeyi tercih etmedi yazarımız ve her seferinde Konstantiniyye diye yazmış bu da bana düşündürücü geldi.Osmanlı zamanını anlatan dönem romanı bu ama hâla mı Konstantiniyye diyordu herkes.. İhsan baba kitap boyunca diyor ki; ‘ Hepiniz benim düşüncelerimde varsınız sadece..’ Bu düşünceye en çok kimler kapılır başka insanlarla ortak duygu ve düşünce paylaşamayan uyumsuz diye tabir edeceğimiz insanlar daha mı yakın oluyorlar ne! Belki de belirsizliklerle boğulduğumuz durumlarda etrafımızda hiçbir şey bizim algıladığımız gibi olmadığı ısrarla bize başkalarınca söylendiğinde mi bu düşünceye daha yakın oluruz..Derin bir şüphe bu.. Bu türden kitaplar okuduğumda hep aynı şeyi düşünürüm.23 yıldır anlattığım tarih mi gerçek tarih yoksa bu kitaplarda tarihin gerçek maddesinden beslenen sağlam kurgulu tarihsel romanlar mı gerçek.. Sonuçta geldiğim duygu ve düşünce şu oluyor ;benim anlattığım tarih tatsız ve tuzsuz bir etimek aslında:) Dönemleri sosyal,ekonomik,beşeri,felsefi,dinî vb birçok yönüyle zihinde somutlaştırarak anlayabilmek için bu tarzda çok iyi kurgulanmış tarihsel romanlar bence okunmalı.. Mesela hiçbir tarih kitabında cellatların ellerindeki palaya yatağan adı verdiklerini,zihinde suçlu bulduklarını öldürdükten sonra tüm mallarını satıp savuşturduklarını okuyamazsınız.. Mesela hiçbir tarih
Tarih
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2018 16. kitabı
"Bir isim bir şey söylemediğinde artık, hikaye bitti demektir." İsimler yiter, hikayeler biter, hepsi unutulur..Yaşamış ve yaşanmış olanlarsa sade,El Hafız Olanın ilminde saklanır. Tüm isimleri ve hikayeleri bilen, ve "hikmetleri kelimelerin kalplerine indiren" Allah'a hamd olsun. Kitabı sizlere, kitabın içindeki hikayelerin şiirsel anlatımıyla tanıtmayı dilerdim ancak öyle bir mânâ derinliği ben de bulunmuyor. Bu sebeptendir ki okudukça, maddeye aşık kelâmımdan, zahire aldanan yanımdan utandım. Çünkü,hayânın korkaklık, mahremiyetin bastırılmışlık, aşkın ise bedeni tatmin olarak algılandığı bir asırda yaşarken, mânâyı madde uğruna satıyor insan. Böylece nefsi doyuma ulaşırken, ruhu açlıktan kıvranıyor.. "Sır, ancak perdenin önünde durmayı göze alana aşikarmış." diyor yazar. Gülüyorum. . Herşeyimiz ayanken, mahremiyetimizi gururla kamuya sunarken, en özel duyguları en sığ ifadelerle rahatça konuşurken bizde ne sır ne mânâ kalmıyor elbet. Oysa yazar anlattığı hikayelerde,bize sıradan gözüken hal ve durumları dahi büyük bir incelikle düşünüp, derin bir mânâyla dokumuş. Toparlayıp kısa ve net cümlelerle kitabı tanıtacak olursam: Kitapta birbirine sarmal olarak devam eden iki hikaye konusu var. Ilki bir aşk hikayesi ki kahramanı esas oğlan Osmanlı'nın gerileme dönemlerinde Yeniçeri ocağında başlayan esame ticaretiyle kendine ölen bir Yeniçerinin esami(kimliğini) ve maaşını (ulufe) satın alır.. Ikincisi tarihi bir hikaye ki Osmanlı'nın duraklama ve dağılma dönemlerinden,bunların sebeplerinden, yeniçeri ocağındaki -sonu ocağı kaldırmaya varan-sorunlardan ve dönem padişahlarından bahseder.. Hikayelerin anlatımında yazıcının kendine has üslubu ve şiirsel cümleleri insanı hayran bırakıyor.Adeta aşka aşık ediyor da,bu asırda böyle bir aşkın esamisinin! okunmayacağını bilmek
İsimle Ateş ArasındaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,363 okunma
Puslu Sözlük
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2016 5. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2016 00:00
İhsan Oktay Onar'ın bu muhteşem kitabında tek eksik olan bir sözlük. Bu kitap kelime dağarcığınızı geliştiriyor... İhsan bey'in bu kadar kelimeyi nasıl öğrendiğini merak ediyorum doğrusu. Bir elimde kitap, Bir elimde tablet. Tableti sözlük olarak kullanıyorum. Şu an itibari ile 10 sayfalık bir sözlüğüm oldu. Bu sebeple bu kitabı bitirmek öyle sandığınız kadar kolay değil. İnternet'te bir kaç kaynakta yer alan sözlüğe yeni kelimeler ekliyorum. Sözlüğü biraz geliştirip resimli hale getirdim ve arka sayfa olarak kullanmaya başladım. İsteyen olursa sözlüğü paylaşabilirim. Puslu Kıtalar Atlası daha uzun yıllar üzerinde konuşulabilecek, değerli bir kitap. Yaşasaydı padişahlar, çatır çatır Osmanlıca konuşurdum diye geçirdim içimden. Çeşitli sitelerden yararlanarak oluşturduğum, yaklaşık 640 kelimeden oluşan, Puslu Kıtalar Atlası sözlüğü: • Abanoz: 1. Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı 2. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası 3. Koyu, parlak siyah • Adülkahır: Ödül Kahır olarak da bilinen bu bitki,ülkemizde yetişmez,daha ziyade tropikal iklimlerde,Kuzey Amerika ve Güney Asya bölgelerinde dağlık ve kayalık arazilerde kendiliğinden yetişen bir ağaçtır.Çiçekleri pembe renkte papatya ya benzer.Çok yıllık bir ağaç olup,sürgünleri damarlı ve kahverengi renktedir. • Abıru: 1.Yüz suyu. 2.Irz, namus, şeref, haysiyet. • Acem: Araplar'ın kendileri haricindeki yabancılar için kullandığı bu sözcük, Osmanlılar tarafından ise genellikle İranlıları nitelemek için kullanılmıştır. Bu sebepten dolayı Türkçe'ye de İranlı anlamında kullanılan bir sözcük olarak geçmiştir. • Acuze: Huysuz, yaşlı kadın • Agâh: 1.Bilen, bilgili 2.Haberli • Aglaya: (kişi) Ebrehe’nin Bünyamin için aldığı Rus cariyedir. • Ah minel aşk ve minel garip:
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma