Modernizm meselesi
Bir paradoksla başlayalım. Batı'da bir modernlik inşa oluyor. Nedir bu? Aydınlanma' dır,Rönesans'tır, Reform'dur. Ulus devlettir, Cumhuriyet'tir. 1789'dur. K. Kentleşmedir. Sınıftır. Kadındır. Modernliğin olmazsa olmazlarıdır bütün bunlar. Bu anlamda Batı'nın son 3 - 4 yüzyılda geçirdiği dönüşümleri indirgeyeceğiniz bir kavramdır modernlik. Bir de modernizm var bundan farklı olarak. Dar anlamına 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı Batı' da ortaya çıkmış avangard, sanat akımlarının genel bir adı.
Benim üzüldüğüm, imparatorluklar zamanındaki; aynı dine, aynı dile, hatta aynı tarihsel güzergâha sahip olmayan halkların aynı siyasal yapı bünyesinde yaşamalarını doğal ve meşru gören bir zihniyet hâlinin yok olması. Farklı dillere veya dinlere sahip olan halkların birbirlerinden ayrı yaşamalarının daha iyi olacağını savunan fikirle mücadele etmekten hiç vazgeçmeyeceğim. Etnisitenin, dinin veya ırkın ulus inşa etmek için meşru temeller oluşturduklarını asla kabul etmeyeceğim.
Sayfa 162·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çağatay Ulus’ u hakkında;
Gerek Timur tarihleri, gerekse yabancı gözlemciler, onlardan “Çağataylar“ diye söz ediyordu. Bu ortak gelenekler ve tarihi tecrübeler üzerine inşa edilmiş, aynı anda hem dilsel, hem siyasi hem de kültürel bir kimlikti .
Sayfa 51·Kitabı okudu
Alıntı
Johan Vilhelm Snellman
Bundan, dinin bir insanın kamusal faaliyeti üzerinde hiçbir etkisi olmadığı sonucu elbette çıkarılamaz. Dinin dünyevi şeylerin kusurluluğu karşısında sunduğu teselli bile, insan zihnini güvenle çalışmaya teşvik eder. Dinin her ahlaki emri insanı mükemmelleştirmeyi amaçladığı için, kişinin içinde bu yönde bir çaba uyandırmalı ve toplumsal kurumlardaki eksiklikleri daha iyi olanlarla ikame etme niyetini beslemelidir. Dolayısıyla bir din, Tanrı kavramını ne kadar saf sunarsa ve bunun sonucunda insanın vizyonunu ne kadar yükseğe koyarsa, o dine inanan uluslar o kadar hızlı gelişecektir. Buradan, ilk olarak, dini bir terbiyenin devlet için de ne kadar önemli olduğu anlaşılır. İkinci olarak, bir ulus medeniyette ilerledikçe, yasa ve geleneklerin dinin emirleriyle giderek daha fazla uyumlu hale gelmesi gerektiği, buna karşılık dini zihniyetin kamusal alandan ziyade özel hayata ve aileye doğru çekileceği sonucu çıkar. Atalarımız Tanrı adına nice zalimce kamusal kararlar alır, dualar ve şarkılar eşliğinde insan asar ve yağmalardı; bugün ise ne duaya ne de şarkıya ihtiyaç duymadan okullar ve bakımevleri inşa ediyor, köleliği yalnızca insanlık adına ortadan kaldırıyoruz.
Felsefe
Gelecekte neler yaşanırsa yaşansın, Türklerin muazzam işler başarmış olduğunu teslim etmek gerekiyor. Şu güne kadar neredeyse iki yüzyıldır, çağın egemen uygarlığına erişmede, müthiş bir uyum yeteneği ve kararlılık gösterdiler. Savaşın, büyük çaptaki göçlerin ve ekonomik yıkımın sebep olduğu karışıklıklarla uğraşmak zorunda kaldılar. Ama yine de, dinamik bir ekonomisi olan güçlü bir ulus-devlet inşa edebildiler.
Alıntı
heteropatriyarka birleşik devletler imparatorluğunun inşa edilmesinde önemlidir. patriyarka toplumsal hiyerarşiyi doğallaştıran mantıktır. tıpkı erkeklerin biyoloji temelinde kadınlara doğal olarak hükmetmesi gerektiği gibi, bir toplumun sosyal elitlerinin de herkese hükmetmesi, şiddet ve kontrol yoluyla inşa edilen ulus-devlet yönetim biçimi aracılığıyla gerçekleşiyor olmalıdır. hint soykırımı tarihinde sömürgecilerin üstlendiği ilk görevin patriyarkayı yerli topluluklara entegre etmek olmasının nedeni budur. sömürgeciler tarafından kullanılan ilk araç cinsel şiddettir. sömürgecilik ve beyaz üstünlüğü için cinsel şiddetin yaptığı şey, beyaz olmayan kadınları da doğal olarak tecavüze uğratır, topraklarımızı işgal edilebilir ve kaynaklarımızı doğal olarak çıkarılabilir kılar.