"O çocuğa saldırmasaydım,
onu öldürmeseydim hayatım nasıl olurdu? Yine de şimdi iyi
bir hayat sürüyordum. Kocamı seviyordum ve iki muhteşem
çocuğum vardı. Bu noktaya gelmek için biraz çile çekmem
gerektiyse (tamam, çok çile çekmiştim) öyle olsundu"
Okur notu: Millie muhteşem bir kocaya ve güzel çocuklara sahipsin. Umarım geçmiş travmaların seni artık etkilemez.
“Ey sırlarımın ortağı olacak yabancı. Soylu musun, dindar mısın, iyi yürekli misin; yoksa zalim misin, akıllı mısın; yoksa işe yaramaz bir aptal mısın, bilmiyorum. Umarım iyi bir insansındır. Umarım yüreğin sevgi ve cesaret doludur. Umarım okuduklarını anlayacak, anladıklarından ders çıkaracak kadar akıllısındır.”
Iyimserliğin kolaycılığına sığınmak, çok sevdiğim kaçışlarımdan biri olmuştur. Tembelliğim, korkularım, gelecek zamanın bilinmezliği omuzlarıma çöktüğünde, hemen koynuna sokulur, ondan medet umarım. Sonunda fırtınadan kurtulduğunu sanan, ama üzerinde derin bir nefes aldığı sakin denizin balinanın mide suyu olduğunu bilmeyen o masal kahramanı kadar gülünç olduğumun da farkındayımdır bir yandan.
“‘görev’ sözü bana ağır ve sıkıcı gelir. Ben görevlerimi teke indirdim; benim görevim, özgürlüğümü sürdürmek. Evlilik ve beraberinde gelen sahiplenme ve kıskançlık duyguları ruhu köleleştirir. Bu duygular benim üzerimde hiçbir zaman egemenlik kuramayacak. Umarım ne erkeklerin ne de kadınların, birbirlerinin zaaflarının tahakkümü altına girmeyeceği bir zaman gelir, Doktor Breuer.”