Hayat ki koca bir hafızadır, arada çetelesi tutulan, yazılıp durulan bir şey yani, çizgiler çizilen… Bir de silgi olması gerekmez mi? Kötü de olsa bir silgi lazımdır ki aklını yitirmesin beşer. Unutuş, ekseriya işe yarar. Gülmek için unutmak şarttır, izini kaybetmek, hafiflemek. Kenarlarından başlayarak küçülen anılar, ilkin ayrıntılarını yitiren; yitirsinler, batsınlar. Anı ve acı arasında sadece tek harfin farklı olması tesadüf mü? Dağdaki bilgenin yanına çıksan ve desen ki geçmiş nerededir üstat? Manastırın arka bahçesinde mor mor haşhaş çiçekleri. Ademoğlunun ezelden beri peşinde koştuğu sarhoşluk, unutmayı severiz işte. Unutmak haramdır ama hatırlayarak da gülemez ki insan. Gülsün, kahkahasıyla şenlensin vakit varken. Cehennem, unutanlar için bir güzel kuytu. Geçmiş nerededir üstat, tekrarlasak soruyu? Geçmiş şimdidedir evlat. Ara, bak şöyle sandıklara, yastıkların altına. Yükte ağır, pahada hafif, kalın bir kitap. Taşı baban taşı. Arka bahçede afyon içen hafif bedenler. Gül babam gül.
Carl Jung şöyle demiş; “İki kişiliğin karşılaşması iki kimyasal maddenin birbirine teması gibidir. Bir tepkime olursa ikisi de kılık değiştirir." Üstat "tepkime"yle, duygusal olarak evlenmeyi anlatıyor bize: "Duygusal olarak evlenebilenler zaten birbirinden etkilenir ve değişir, dönüşür, huyu suyu değişir," diyor. Evlilik mevzusuna ömür vermiş terapistler ise, "En iyi çiftler başlangıçta birbirine benzemez ancak yıllar içinde benzeşirler," der. Ben onların yalancısıyım.
Psikoloji
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bizim münevverlerimizin derdi hakikati bulmak değil, her şartta haklı çıkmaktır Üstat. Dillerinde Volter, Russo, Ogust Komt vardır lakin zihinlerinde hürriyet degil istibdat saklıdır. Şiddetli bir aşağılık kompleksiyle taklitçidirler maalesef. Frenklere aşıklar, mamafih kendi milletlerinden utanırlar.
Sayfa 112 - Doğan kitapevi·Kitabı okuyor
ezik mi olacağız
Budist Üstat, “Benlik yok. Sorun yok” demiştir.
Sayfa 40 - Akaşa
“Bugünün rüzgarında yıkanan mazi gülü” diyordu üstat. Geçmişi bizim için manalı kılan şey, ona bugünden bakıyor olmamızla alakalıydı. Onun bugün ve yarın için bize vereceği hızdı aslolan.
Sayfa 30·Kitabı okudu
İnsanların yüzde doksan dokuzu gaflettedir
Eğer bir kişi: Mademki biz kendimiz fiili işleyen değiliz, o halde o amelden, o işten doğan sevabı biz nasıl umut ederiz? Hiç kuşku yoktur ki, bize verilen sevap, şu işlediğimiz işlerden ötürüdür. Bu da kendi irade ve isteğimizle, kendi seçmemizle olmuştur! dese ona şu karşılığı veririz: — Gerçekten sen Hak Teâlâ’nın kudretinin yolusun. Sen hiç bir şey değilsin. Nitekim Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sen o işi işlemedin, belki Allahü Teâlâ işledi.” (Enfal Sûresi: 17) Lâkin Cenab-ı Hak hareketi, ilimden, kudretten ve iradeden sonra yarattı, ama sen öyle sanırsın ki, senden dolayı doğan hareketi sen yarattın! Bunun sırrı çok incedir. Sen bunu idrâk edemezsin, anlayamazsın.Ama şimdiki halde sen kendini anlayışın yolunda müsamaha edilmiş tut. Şöyle farzet ki, amel senin kudretin ve ilminle mümkün değildir. Amelin anahtarı bu üçüdür. Üçü de Hak Teâlâ’nın armağanı, hediyesidir. Diyelim ki, sapasağlam bir hazine olsa, onun içinde birçok nîmet bulunsa, sen o zenginliği elde etmekten âciz olsan, o hâzineyi açmaya anahtarın olmasa, ama hazinedar sana onun anahtarını verse, oradan elini uzatıp ne dilersen alsan, bu ihsana mâlik olmayı haznedara mı yorarsın, yoksa elini uzatıp aldığına mı? Şunu bilirsin ki, anahtar vermenin yanında el uzatmanın o kadar kadri ve kıymeti yoktur. Belki kudret, sana anahtarı verendedir. Çünkü nîmet senin eline o anahtarla geçmiştir. Demek ki, senin kudretine sebep olan şeyler de ki bunlar amellerin vekilidir. Hak Teâlâ’nın vergisi, hediyesidir. Şaşılacak şey, Hak Teâlâ’nın fazlındadır. Çünkü sana tâat, ibâdet hâzinesinin anahtarını vermiştir. O kilidi açma yolunu bütün fâsıklara yasakladı. Ve günahkârlık anahtarını onlara verdi. İbâdet hâzinesinin kapısını onların üzerine bağladı. Onlardan bir cinayet ortaya konulmakla değil, kendi adaleti bunu böyle
Din