Evet; lâf ve hayâl âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikat dünyasında Fatih dirilecektir!!!
Bir gün, Fatih, sandukasının ihtiyar kapağını genç omuzlariyle kaldırıp ufkî vaziyetten şakulî hâle geçecek; ve İstanbul’un Divanyolu’nda görünecektir!!! Bir gün onu, kâfurdan yontulmuş asîl ve mevzun parmaklariyle kılıcının kabzasını kavramış, zarif ve ince endamiyle bir masaya eğilmiş ve GÖK GÖZLERİ ile dünya haritasını süzmeye başlamış olarak göreceğiz. Başındaki heybetli kavuğu, Uludağ’dan daha haşmetli görünecektir.
O gün, dünya ve insanlık muhasebesinde, Türk milletine âit hakların Türk milletinin içinde ve dışında terazi kefesine konacağı ân olacaktır. İşte o gün başımızda bulunacak olan yüceler yücesi, günün gerektireceği üstün kurtarıcılık vasıflarına göre, ruhiyle olduğu kadar cismiyle de Fatih’ten başkası olmayacaktır!!! Zira Türk milletinin içindeki Fatihlerin harekete geçmeleriyle, onun, aynen sandukasını devirmiş, ayağa kalkmış ve kalabalıkların önüne geçmiş vaziyette meydana çıkması iki hayali birbirine tıpatıp intibak ettirici en mesut ahengi doğuracaktır!!! Kendi içinde olmuş bir cemiyetin dışarıya doğru fetih hamlesini temsil eden Fatih, bu defa, aynı cemiyetin, hem kendi içine, hem de dışına doğru mefkûrevî fetih hareketinin timsali olacak; bu da, 5 asırdır sandukasının içinde ders alan Fatih'in ulaştığı son kemâl haddini gösterecektir!!! Bu millet ölmiyecekse, bu Fatih dirilecektir!!! (*)
Vâridât: Fatih’in Dirilişi, ″GÖK GÖZLÜ HAKAN″ başlıklı 29 Mayıs bölümü, İBDA Yayınları