"Bedir savaşı ile başlayalım. Daha önce detaylı olarak konuşmuştuk zaten. Burada size en önemli 3 tane temel mesaj söyleyebilirim. Birincisi; Peygamberimiz, Peygamber de olsa savaș konusunda ashabi ile istişare ederek savaş stratejilerini belirlemiştir. Çünkü zaten sűrekli her konuda gökten vahiy almıyordu.O da bir insandı ve insanların görüșlerine değer veriyordu. İkinci mesaj; Müslümanlar sayı olarak düşmanlarının üçte biri olmalarına ve savaș aletleri de daha zayıf olmasına rağmen o savașı kazandılar. Yani Bakara 249. Ayette de bahsedildiği gibi "Nice az sayıda topluluk vardır ki, Allah`ın izniyle sayıca çok topluluğu yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir? Űçüncü mesaj ise: O dönem Araplarda herkes kan bağı için yani kabilesi ve ırkı için savaşırken ilk defa din bağını önceleyen bir savaş oldu. Öyle bir savaș ki Müslüman oğul ile Müslüman olmayan baba ayni cephede karşı karșıya geldi." Evet yaa gerçekten de muhteşem mesajlar bunlar. Mevlüt sordu "Peki hocam ya Uhud savașı?" Hoca şöyle bir baktı. Meraklı gözlerle kendisine bakan öğrencileri çok sever. Gülümseyerek dedi ki Uhud Savașını da detaylı anlatmıștık. Burada yine (daha fazla da çıkarılabilir ama) savaștan çıkarılacak 3 temel mesaj var: Birincisi; yine peygamberin ashabıyla istișare ederek savaş stratejisini belirlemesi ve bu savașta ashabını söylediği savaș stratejisini uygulaması. İkincisi; aslında bütün savaşlarda bu mesaj vardır: Peygamberin iki kat zırh giyinerek hazırlanması. -Peygamberin zırh giymesinin bize ne mesajı olabilir ki hocam? -Yani Peygamber de olsa "Ben Allah'ın en sevdiği kulum, nasıl olsa Allah beni korur" diye düşünmeden sebepler dünyasında tedbir almak için gerekli sebeplere sarılmış. Üçüncüsü de Okçular Tepesi olarak isimlendirilen yerdeki askerlerin, savașı nasıl olsa kazandık
Milliyetçilik, kozmopolitiklik, sosyalizm, komünizm ve anarşizm
Milliyet fikrine aleyhtar olan kozmopolitlik düşüncesine ve kozmopolitik fikre sahip olan anarşizm komünizm ve sosyalizme şiddetle muarızdı. Kozmopolitlik, mevcut milletlerin ortadan kalkmasını, insanlığın milliyetsiz, tek bir "'beşeri kütle" hâline gelmesini istihda eder. Sadri Maksudi'ye göre bu, sosyolojik ve psikolojik esaslara aykırıdır. Çünkü biyoloji ve sosyoloji kanunlarının tabii neticesi olan ve binlerce yıldan beri kökleşerek sosyal psikolojik bir vakia hâline gelen milliyet duygusu ortadan kalkamaz. Milletler hangi örneğe göre tek bir kütle hâline geleceklerdir? Geçmişte ister zorla, ister taklit yoluyla meydana gelmiş olan eritme ve erimeler yani asimilasyonlar, taklit edilen veya zorla kendisini taklit ettiren milletlere benzemek yoluyla meydana geliyordu. Şimdi diğer milletler hangi millete benzeyecek de tek bir beşer kütlesi meydana gelecek? Eğer teknoloji ve silahça üstün milletler bunu yaptıracaksa hiçbir millet bu işi kabul etmek istemez Zaten Sadri Maksudi bu milliyetsizlik cereyanlarının arkasında bugün kendini kudretli kabul eden devletlerin propagandası bulunduğunu ifade eder.
Reklam
Çocuk, annesi tarafından kovulduğunda azarlanıp aşağılandığında üzülür; annesinin saldırılarından emin olmak için yine ona sığınır. İşte bu, Sourdel diyalektiğidir. Üstün ırk, üstün millet ve hatta üstün insan, kavmi, bir millet veya bir insanı kendi güç ve otoritesi altına almak için onu aşağılar.
26 Haziran 1919 Tokat
Hiçbir savunma aracına ve aygıtına sahip olmasak bile dişimiz, tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu savunmayı zorunlu görüyorum. Tarih, bize vatan uğruna canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini, hâla yaşadıklarını göstermektedir. Ben hayatımı, hiçbir zaman milletimizden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an memleket için şerefimle ölmeye hazırım.
Sayfa 493·Kitabı okuyor
Atatürk
BİR GÜN FATİH DİRİLECEKTİR!!!
Evet; lâf ve hayâl âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikat dünyasında Fatih dirilecektir!!! Bir gün, Fatih, sandukasının ihtiyar kapağını genç omuzlariyle kaldırıp ufkî vaziyetten şakulî hâle geçecek; ve İstanbul’un Divanyolu’nda görünecektir!!! Bir gün onu, kâfurdan yontulmuş asîl ve mevzun parmaklariyle kılıcının kabzasını kavramış, zarif ve ince endamiyle bir masaya eğilmiş ve GÖK GÖZLERİ ile dünya haritasını süzmeye başlamış olarak göreceğiz. Başındaki heybetli kavuğu, Uludağ’dan daha haşmetli görünecektir. O gün, dünya ve insanlık muhasebesinde, Türk milletine âit hakların Türk milletinin içinde ve dışında terazi kefesine konacağı ân olacaktır. İşte o gün başımızda bulunacak olan yüceler yücesi, günün gerektireceği üstün kurtarıcılık vasıflarına göre, ruhiyle olduğu kadar cismiyle de Fatih’ten başkası olmayacaktır!!! Zira Türk milletinin içindeki Fatihlerin harekete geçmeleriyle, onun, aynen sandukasını devirmiş, ayağa kalkmış ve kalabalıkların önüne geçmiş vaziyette meydana çıkması iki hayali birbirine tıpatıp intibak ettirici en mesut ahengi doğuracaktır!!! Kendi içinde olmuş bir cemiyetin dışarıya doğru fetih hamlesini temsil eden Fatih, bu defa, aynı cemiyetin, hem kendi içine, hem de dışına doğru mefkûrevî fetih hareketinin timsali olacak; bu da, 5 asırdır sandukasının içinde ders alan Fatih'in ulaştığı son kemâl haddini gösterecektir!!! Bu millet ölmiyecekse, bu Fatih dirilecektir!!! (*)
Vâridât: Fatih’in Dirilişi, ″GÖK GÖZLÜ HAKAN″ başlıklı 29 Mayıs bölümü, İBDA Yayınları
FATİH SULTAN MEHEMMED HAN
Atatürk Milliyetçiliği
«Atatürk Milliyetçiliği, ne Hitler'in üstün ırk anlayışına, ne de Stalin'in büyük milletler ideolojisine benzemez. Irkçılığı ve büyük millet anlayışını reddeder.»
Sayfa 102 - Atatürk, Milliyetçilik ve Solculuk·Kitabı okudu
Reklam
Reklam