Kendi Büyüklüğünün Altında Kalan Kitap
8/10
·1026 syf.··
2026 3. kitabı
·
107 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:03
Çok değerli hocamın tavsiyesiyle kendisi bayılıyor gerçekten uzun zaman sonra korktuğum bu kitabı elime alıp okudum. Edebiyatın tarihinin en büyüklerinden biri olmasıyla beraber aynı zamanda sinema ve genel olarak tüm eğlence ürünlerinde çok büyük ağırlığı olan bir “franchise” LOTR. Yani biraz o meşhur “ağır taştır” durumu söz konusu. Filmlere dokunmadım her zaman çünkü ben sinema değil kitap sevdalısıyım ve kitabın çok daha iyi olacağını az daha tahmin edebiliyordum. Açıkçası geçmişte bundan başım yandı tma hatırlamıyorum ama bir kitapta bay üzmüşlerdi değişikliklerle beni Harry Potter’da da aynı durumu yaşadıktan sonra ben yönetmenin değil yazarın vizyonunu görmek istiyorum deyip bu kuralı kendime koydum. Peki ne oldu? Ben fantastik seven bir insanım. Kendimi hep böyle düşündüm. Bu tuzağa düşme sebebim ise Skyrim oyunuydu. SKyrim benim favori oyunum her zaman parmakla işaret edeceğim oyundur. Öyle herkese oynayın demem ama keyifli vakit geçirmemi garanti edebilecek bir oyun olduğunu düşünürüm her zaman. Defalarca oynasam da sıkılmam bıkmam. 3-4 kere bitirdim ve hepsi 100 saate yakındır muhtemelen. Bu da açık ara onu en çok oynadığım oyun yapıyor. Skyrim’in uçsuz bucaksız topraklarını büyülerini dağlarını bayırlarını kılıç savaşlarını şövalyelerini hikayelerini her şeyini çok severim. Benim için en ev gibi hissettiren oyundur. Açıp içinde kitap okurum bıraksanız o kadar sarar beni. Peki Skyrim’de bu kadar hoşuma giden şey ne? Muhtemelen çok sandbox bir oyun olması. Oynadığım ilk lineer olmayan bir oyun ve her köşesinin de dolu olması hakkını vermesi. Her yeni bir yerde bir hikaye ile karşılaşmak ve bunları yaşamak. Ama ben her zaman fantastik dünyayı ve özellikle büyüleri çok sevdiğimi düşündüm. Büyüleri hala çok seviyorum. Gerçekliği, fiziği doğanın kurallarını
Yüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien · Metis Yayınları · 20166,3bin okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2026 258. kitabı
Hayat ne kadar da hayret verici şeylerle doluymuş. Birkaç gün önce yanımda biri ağlasa, mutluluk gözyaşları döküyor sanırdım. Bugün, duyduğum kahkahalar bile kulağıma yasmış gibi geliyor...s:4 Namık Kemal için tiyatro, halka doğrudan ulaşabilmesi bakımından oldukça önemli bir türdür. Vatan yahut Silistre oyununda da vatan sevgisini türlü duygularla çarpıştırıp nihayet hepsinden üstün çıkararak halka vatan fikrini ve sevgisini aşılamak ister. Kırım Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Zekiye ve İslam Bey arasında yeni başlayan aşk, İslam Bey’in cepheye gitmesiyle beklenmedik bir hal alır. Zekiye İslam Bey’in ardı sıra erkek kılığına girerek Silistre savunmasına katılır ve böylece savaş meydanında aşkın, vatan sevgisinin, millet fikrinin iç içe geçtiği olaylar yaşanır. Vatan yahut Silistre 1 Nisan 1873’te ilk kez sahnelendiğinde halk üzerinde gösterilere varan büyük bir coşku yaratmış, bu etkinin diğer bir sonucu olarak Namık Kemal’in gazetesi İbret kapatılmış,kendisi de Magosa’ya sürülmüştür. Yazarı hayattayken Rusçaya ve Almancaya çevrilen eser, daha sonra pek çok dilde yayımlanır. Namık Kemal (1840-1888) Gazeteciliğiyle toplumun fikirlerine yön veren, yazarlığıyla yeni edebiyatın kapılarını açan, mücadelesiyle Meşrutiyet’e ivme kazandıran fikir adamı, yazar ve en bilinen yönüyle vatan şairidir. Onda her şey hürriyet fikri ve vatan sevgisiyle başlar, neredeyse bütün uğraşları bu ikisi üstüne kurulmuş ve gelişmiştir. Erken yaşta annesini kaybedince çocukluk ve ilk gençliğini büyükbabasıyla ve onun görevi nedeniyle –Sofya’dan Kars’a– yurdun çeşitli yerlerinde geçirir. İstanbul’a geldiğinde edebiyat çevrelerinde dikkat çeker ve dönemin ünlü şairleriyle tanışır,özellikle Şinasi’nin fikirlerinden etkilenir. Vatan Yahut Silistre Siyasetten hukuka, felsefeden edebiyata pek çok alanda yazdığı
Türk klasikleri tiyatro senaryo oyun
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Reklam
Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır!
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 06:50
Dil, üslûp, ahlâk, terbiye, gelenek ve görenek bakımından içimizin sızladığı, birbirimizi dinlemek ve anlamaktan uzak kaldığımız, kabalığın nezaketten üstün tutulduğu bu dönemde, ortak değerlerimize karşı hassas olmaya ve duyarlı kalabilmeye gayret eden bizlere umut olacak bir kitabı okumanın mutluluğu ile geldim bugün. Kıymetli yazar Reyhan Çınar'ın ifadesiyle "Türkçenin kaşını gözünü yaran" kimselere karşı karamsarlığa kapılmadan, bize miras bırakılan kültürel değerleri sonraki nesillere tertemiz şekilde aktarmayı, bunu vicdani bir sorumluluk ve milli bir vazife olarak kabul etmeyi boynumuzun borcu olarak görüyorum. Bu uğurda yazılmış böyle değerli kitapları çok önemsiyor, bu emeğin sahiplerini; bir yazar olmanın ötesinde, milli duruşun bir simgesi olarak da görüyorum. Emeklerini saygıyla takip ettiğim, söyleşilerini keyifle dinlediğim Reyhan Hanım'ın dil, üslûp, diksiyon, kelime kökeni ve doğru telaffuz üzerine yazdığı ve satırlarını edebi eserlerimizden alıntılarla süslediği bu eseri, tüm kitap dostlarıma tavsiye ediyorum. Bir kültürün, nezaketin ve şehrin izini süren bu eser; dilin yaşamdan kopmayan yönünü bizlere sunarken, etimolojik yönüyle ve aynı zamanda doğru telaffuz ve diksiyon kuralları ile Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaya yönelik bir bilinç oluşturuyor. Kitap; kelimelerin de ruhu olduğunu, o ruha eziyet etmemek gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bir dil değiştiğinde kaybolan sadece sesler ya da harfler olmuyor. Bir tarih, bir kültür, bir millet, âdâb-ı muâşeret kayboluyor. Kitapta altını çizdiğim, Cemil Meriç'e ait "Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır." cümlesi de bu şuuru özetliyor. En düzgün ve en ölçülü konuşma şekli olan İstanbul Türkçesini korumak, kaybolan inceliğimize sahip çıkmak ve dilimizin değerlerine sıkıca sarılmak için, Türk kadınının
Edebiyat
İstanbul TürkçesiReyhan Çınar · Doğan Kitap · 202586 okunma
Puan vermedi·195 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Geleneklerimizin en güzellerinden olan Halk Oyunlarımız ve Halk müziğimiz şüphe yok ki dünya ölçüsünde ve müstesna bir mevkidedir. Oya gibi işlenmiş ezgilerin, figürlerin disiplini, tabiiliği konunun içine girdikce insanı kendine hayran bırakıyor. Uzun havalar, güzellemeler, ilençler, ağıtlar, yiğitleme ve koçaklamalar, öğütler, zeybekler, halaylar, horonlar, karşılama ve barlar, bengiler-mengiler, dinledikçe-seyredildikçe buram buram, yağmur yemiş toprak kokusunu getiriyor yurdun dört bir yanından. Bağlama - Kaval - Kemençe - Kemane Sipsi - Zurna - Davul, usta ellerde konuştuğu zaman, insani duyguları nasıl da yalın-yapmacıksız dile getirirler. Bardan Horaya, Horondan Zeybeğe, Halaydan Bengiye, Güvendeye kadar oyunların hangisini bir diğerinden üstün tutabilir, hangisinden vazgeçebiliriz. Oyun ve müzik, milliyet duygusunun ve eğitimin en güçlü araçları olarak yüzyıllar boyunca Tük toplum hayatının çeşitli yönleriyle bağlantısını koruyan, millî ve büyükbir geleneğimizdir. Bir coğrafya ve tarih gerçeği olarak, çeşitli bölgeler içinde değişik ve renkli örnekler halinde, her fırsatta millî ve mahallî bir kaynaşma ve hareket unsuru halinde yaşatılan bu gelenek, tabiat sevgisi, insan sevgisi, memleket sevgisi ve millet bağlılığının açık tezahürüdür. Düğünler, açık ve kapalı yerlerde yapılan toplantılar, imece ve saya şenlikleri, sıra, yâren, dernek toplantıları, seymenlik, çeşitli mevsim eğlenceleri, bayramlar, törenler ve Adetlerle ilgili hareket ve kaynaşmalarda, müzik ile oyun daima biraraya gelmiştir. Türk Halk Oyunları ve müziklerini iyice tanıyabilmek için, herşeyden önce bölge özellikleri ve bölgelerarası yayılışları araştırmak gerekmektedir. Hangi merkezlerden yayıldıkları, bu yayılışlarda geçirdikleri değişiklikler, çeşitli yerli (ağız) lar ve (figür) lerin
Türk Halk OyunlarıNaciye Akyıldız · Ya-Pa Yayınları · 20002 okunma
Vicdan Mahkemesi: Kavgam Üzerine Bir Hakikat Otopsisi!
7/10
·544 syf.·
2026 88. kitabı
Bugün burada sıradan bir kitap eleştirisi yapmıyoruz. Masamızda, 20. yüzyılın en büyük trajedilerinden birinin ideolojik temellerini ortaya koyan bir metin var. Kavgam (Mein Kampf). Bu inceleme sadece kitabın satırlarını değerlendirmiyor, aynı zamanda bu satırların tarihte ne gibi sonuçlar doğurduğunu sorguluyor. Bunu yaparken, modern çağın en dikkat çekici liderlerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün akılcı devlet anlayışını hatırlamak önemli. Atatürk yalnızca bir ulusal kurtuluş mücadelesinin lideri değil, aynı zamanda aklı ve bilimi rehber edinen bir devlet adamıydı. Bugün yapacağımız değerlendirme, farklı liderlerin gözünden bu kitabın eleştirisini sunacak. Mustafa Kemal Atatürk’ün Perspektifi Eğer Atatürk bugün burada olsaydı, kitabın özellikle ırk merkezli bölümlerini dikkatle incelermiş. Hitler’in insanları “üstün” ve “alt” olarak ayırma yaklaşımı, Atatürk’ün millet kavramını kültürel ve tarihsel temellere dayandıran anlayışıyla tamamen çelişir. Atatürk’ün devlet anlayışı, irrasyonel ideolojilere değil, akılcı modernleşmeye dayanır. Bu nedenle kitapta yer alan “üstün ırk” iddiası, onun bakış açısına göre hem bilimsel hem de ahlaki olarak geçersizdi. Atatürk’ün dış politikada dile getirdiği “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, Hitler’in saldırgan yayılma fikirlerinin tam karşısında durur. Winston Churchill’in Perspektifi Winston Churchill, kitapta yer alan propaganda ve kitle psikolojisine dair bölümleri özellikle dikkat çekici bulurdu. Hitler’in insanları korku ve önyargıları üzerinden yönlendirme stratejisi, modern propaganda tekniklerinin tehlikeli bir örneğidir. Churchill, totaliter ideolojilerin tehlikesini erken fark eden liderlerden biridir. Bu noktada Atatürk’ün liderliği de dikkat çekicidir. Atatürk, bir ulusu yıkıntılardan çıkarıp
KavgamAdolf Hitler · En Kitap · 201612,8bin okunma
Bir Kitap Sohbeti - 8
9/10
·251 syf.··
2026 34. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 13:54
@edmondddantess ile birlikte okuduğumuz Marlo Morgan 'ın Bir Çift Yürek kitabının söyleşisini siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz. Galeyan : Hocam öncelikle kitabı nasıl buldunuz? Bir güzelleme kitabı mıydı yoksa gerçekten bir Ruhun farkındalık kapısını aralayacak güce sahip miydi? @edmondddantess : Ruhun farkındalık kapısını aralayacak güçte bir kitap demek iddialı olur fakat hayata farklı pencerelerden bakmamızı da sağlayacak etki oluşturabilir. Bununla birlikte çok fazla güzelleme kitabı olarak da görmüyorum. En basit ve kaba tabirle belki modern insan eleştirisi diyebiliriz. Genel olarak beklentilerimi karşılayan bir eserle karşılaştım ben, aşağı yukarı böyle bir kitap okuyacağımı biliyordum. Hayal kırıklığı yaşadığım bir nokta da var, belki oraya sonra değiniriz. Galeyan : Açıkçası benim açımdan da beklentilerimi karşılayacak şekilde idi, benzer düşüncelerdeyiz, sade bir eleştiri tavrı, yormadan anlatması beni cezbetti. Ritim bize bağlı hocam ya sohbet bu, buyrun ben de merak ettim hayal kırıklığı yaşadığınız hususu? @edmondddantess : Önce "sade bir eleştiri tavrı, yormadan anlatması" sözlerinizi detaylandırmak istiyorum. Evet çok sade ve akıcı bir anlatım söz konusuydu, yapısı itibarıyla edebi kaygı duyulmadan yazılmış bir kitap gibiydi; çünkü burada öne çıkan hikayenin kendisiydi. Yazarın başından geçen deneyimi bizler de yaşamış olsak hiçbir edebi kaygı duymadan sadece bu hikayeyi anlatmak ister, daha fazla kişiye duyurmak isterdik. Bu noktada hayal kırıklığıma değinmek yerinde olacaktır. Kitaba başlarken okuyacağımız hikayenin yaşanmış bir hikaye olduğunu düşünüyordum. Hatta yazarın kitabı sunuş şekli de böyleydi. Fakat sonradan hikayenin kurgu olduğunu öğrendim. Kitabın öznesi durumundaki Aborjinlerden bazı tepkiler almış yazar o dönemde. Ve ilerleyen zamanda
Duygu ve Düşünce
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
Reklam
Reklam