Bir șeyi gerçekten seven, o şeyin aromalısını tercih etmiyor. Gerçek kahve tutkunları fındıklı kahve sevmiyor mesela. Karpuzlu soda, maden suyunun yerini tutmuyor. Hatta çay tiryakileri, çayına şeker atanlara bile mesafeli duruyor. Öyleyse aroma, hedef kitleyi genişletmek için bir kandırma veya ikna etme aracı olarak kullanılıyor diyebiliriz.
Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çicekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"