İslamiyet'in ilk yıllarındaki Mekke toplumunda artık kadın ve erkeğin kendilerine ve birbirlerine karşı belli hak ve sorumlulukları vardı. Ancak mekke toplumunda kadın, kocasına göre daha pasif durumdaydı. Mekke toplumunun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısının da etkisiyle bir kadının kocasının sözünün üstüne söz söylediği görülmezdi. Ailede koca son derecede etkindi, söz onda biterdi. Ancak Medine tarafında durum biraz daha farklydı. Hicret ile İslamiyet'in Medine'ye intikali sayesinde aile anlayışında yeni bir dönem başladı. Medine toplumunun ekonomisi daha çok ziraat odaklı bir yapıya sahipti. Tarımsal faaliyetlerde kadınlar aktif bir şekilde rol alabiliyorlardı. Bu durum, kadınların daha fazla söz sahibi olmalarına ve top-umsal yaşamda daha fazla etkili olmalarına olanak tanıyordu. Muhacir kadınlar (Kureyşli kadınlar) Medine'ye hicret edince Medineli kadınları başta biraz yadırgasalar da zamanla onlardan etkilendiler. Ensar kadınları hakkında Hz. Aişe (r.anha) şöyle diyor: "Allah ensar kadınlarına rahmet etsin. Onların utanma duyguları, dinlerini öğrenmeye engel olmazdı." (Ahmed bin Hanbel, VI, 148) Ensar kadınları bir konuda sorun yaşadıkları zaman hemen Hz. Peygamber'in (s.a.v.) huzuruna gelip sorarlardı. Hz. Peygamber'e soru soranların hemen hepsi neredeyse ensar kadınlarıydı. Çünkü onlar çok girişkenlerdi. Kureyşli kadınların onlardan etkilendiğini Hz. Ömer şu ifadelerle dile getirecekti: "Biz muhacirler kadınlarımıza hakimdik, sözümüzden çıkmazlardı. Medine'ye gelince gördük ki, Medine'nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar." (Buhari, Nikâh, 83; İbn Aşur, V, 41-42)
Sayfa 116·Kitabı okudu
Kul, Allah a nası ibadet/kulluk edeceğini vahiy sayesinde yine Allahtan öğrenir. Bu sebeple taabbudi (ibadetle ilgili) konularda vahiy elzemdir. Çünkü kulun Allah' nasıl bir ibadetle memnun edebileceğine dair kendince vesile edinmesi söz konusu değildir. Yegâne mabut olan Allah (c.c.) ibadeti tayin ve takdir hakkına elbette sahiptir. Kul kendince ihdas ettiği bir şeyi ibadet olarak Mevla'ya takdim edemez. Bu açıdan bakıldığında vahiy olmaksızın Cenab-ı Hak ile sağlıklı bir kulluk iliskisi içerisine girmek mümkün görünmemektedir. Nitekim Resulullah'a (s.a.v.) gelen Kur'an vahyinin son ayetleri "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve böylece sizin için din olarak Islamdan razı oldum." (Maide, 5/3) şeklinde son bulmuştur. Binaenaleyh, Cenab-r Hakk'ın rızasına götüren meşru vesilelerin tamamı bu süre zarfında Resulullah üzerinden hem söylem hem eylem olarak tüm insanlığa öğretilmiş bulunmaktadır.
Sayfa 75·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yeni İhya Tercümesi Hakkında
Eser, rabbânî âlim, ârif, hüccetü'l-İslâm (İslâm'ın delili), dinde imam, Zeynüddin (dinin süsü) İmam Gazâlî'ye (v. 505/1111) ait İhyâu Ulûmi'd-Dîn'dir. Bu eser, hazretin son on yılı içinde olgunluk döneminde yazdığı en büyük ve en meşhur eseridir. Eser Arapça olup aslı dört cilttir. Eserde kırk kitap (kırk ana konu) mevcut olup, bir müslümanın bütün hayatında lazım olacak konuları içermektedir. Eserin içeriği ve tertibi, müellifin mukaddimesinde anlatılmaktadır. İhya, yazıldığı günden bu yana İslâm âleminde Kur'an ve Sünnet'ten sonra en fazla kabul görüp okunan eserler arasındadır. Türkçe yanında diğer dillere de pek çok tercümesi yapılmıştır. Íhya, Kur'an ve Sünnet'le kalplerini ihya, hallerini ıslah eden kâmil müminlerin iman, ibadet ve güzel ahlâkını anlatan en güzel kitaplardan biridir. İhyâ, salihler tarafından yaşanan İslâm'ı anlatır, kendisiyle amel edeni ihya eder. Denilmiştir ki: Ölüler dirilseler, dirilere İhya'yı tavsiye ederlerdi. Çünkü onda, yüce Allah'ın müminlere vaat ettiği dünya ve ahiret saâdeti anlatılmaktadır. İhyâ, amel kitabıdır, İhyâ, sunduğu reçeteye itimat edip gereğini yapan için bütün kalp hastalıklarını tespit ve teşhis edip tedavi yolunu gösteren, ayrıca her müminde bulunması gereken güzel hasletleri âyet, hadis, menkıbe ve sözlerle anlatan muazzam bir eserdir. Sahibi ise dinde mütehassis manevi bir kalp doktorudur. I-13/14
Kitap Alıntısı
1994-cü ildə ermənilərin qələbə qazanmasının və Azərbaycanın məğlubiyyətinin arxasında üç amil dayanırdı: Azərbaycandakı siyasi və hərbi xaos, Rusiyanın ermənilərə daha çox dəstək verməsi və ermənilərin döyüş bacarıqlarının daha üstün olması. Son amilin kökleri tarixə dayanırdı. Qafqazın digər dağlıq bölgələrində yaşayan üsyançılar olan çeçenlər kimi, Qarabağ ermənilərinin də güclü döyüş ənənəsi var idi. 1993-cü ildə Qarabağda döyüşənlər bir tankı təkərindən vuraraq sonradan təmir edilə biləcək vəziyyətdə dayandırmaqla pul mükafatı alırdılar. Əgər qülləsini vurub tankı məhv etsələr, heç bir pul mükafatı almırdılar.
İnsan-ı Kamil nedir?
İnsan-ı Kâmil, tasavvufî düşüncede varlığın ve bilginin merkezinde yer alan temel bir kavramdır. Abdülkerîm el-Cîlî'nin İbn Arabî ekolünü devam ettirerek sistematize ettiği bu öğreti, ilahî gayenin gerçekleştiği nihai makamdır⁴. İnsan-ı Kâmil ile Kâmil İnsan Arasındaki Fark: Tasavvufta "İnsan-ı Kâmil" ile "Kâmil İnsan" arasında önemli bir ayrım yapılır. İnsan-ı Kâmil, bütün âlemlerin aldığı isimdir ve Hakîkat-i Muhammediyye'nin zuhurudur⁵·⁶. Bu makamda tek bir İnsan-ı Kâmil vardır ki o da Hazret-i Muhammed'dir (s.a.v.)⁷·⁸·⁹·¹⁰. O, Allah ism-i camiinin mutlak manada tek yüklenicisidir⁷. Kâmil insan ise, İnsan-ı Kâmil'in belirli sahalarda onun gölgesi hükmünde olan, kemale ermiş bireylerdir¹¹. Yani, beşer olarak yaşamış ve kemalata ulaşmış kişiler "kâmil insan" olarak adlandırılırken, "İnsan-ı Kâmil" makamı sadece Hakîkat-i Muhammediyye'ye aittir⁸. Kâmil insan, aşağıdan yukarıya doğru kemalata ulaşmaya çalışırken, İnsan-ı Kâmil hakikati itibarıyla yukarıdan aşağıya doğru zuhur edendir⁹. İnsan-ı Kâmil'in Fonksiyonu: İnsan-ı Kâmil, Allah ile âlem arasındaki berzahtır ve o olmasa âlem yok olur⁴. O, Zat yolunun anahtarıdır; "Bismillahirrahmanirrahim" ifadesi bir bakıma İnsan-ı Kâmil'i temsil eder, zira Allah Rahman ve Rahim ismiyle bütün esmâ-i ilahiyeyi İnsan-ı Kâmil'den açar¹². Âlem-i mânâda ricâlü'l-gayb gibi manevî hiyerarşiler de İnsan-ı Kâmil'in hakikati altında işler (Ricâlü'l-Gayb). Makamı: İnsan-ı Kâmil'in makamı "Ahadiyyet" veya "Cem'ul Cem" olarak ifade edilir; bu, toplamların toplamı anlamına gelir³. Bu mertebe, Hazerât-ı Hamse'nin beşinci ve son mertebesinde ulaşılan nihai makamdır⁴.
https://terzibabairfanmektebi.com
İnsan
The Great Gatsby
l599'da sahneye konan Every Man out of his Humour, Janson'ın icat ettigi "comedy of humours" denilen türün başka bir ömegidir. Burada da gülünç sapiantıların kurbanı olan abuk sabuk adamlar görürüz Ömegin işi gücü süslenip püslenmek olan bir saray adamı; kibar tabakadanmış izlenimini vermek isteyen basit bir kasabalı; eşine gülünç bir hayranlık duyan bir koca; en son modalara u ymaya çalışan ve bunu bir türlü başaramayan bir üniversite ögrencisi, v.b. Bu komedyada tiyatro teknigi açısından ilginç sayılabilecek bir uygulama da vardır: Oyunculardan ikisi seyirci rolünü üsılenerek, oyunda olup bitenleri bir koro gibi tartışırlar; "humour"un ne oldugunu açıklarlar; şu ya da bu sahneyi neden böyle ya da şöyle yazdı diye yazarı da eleştirirler ara sıra