Bildiğin yanılgı
düşmek içinde bir ses merdivenlere notalar bırakırken ovulmus bileğin/ tam yokuşun başında sırtına aceleyle taktığın hırkaydı gençlik hem incinip hem sevilmek fazla geldi fazlaydı ağzı açık mezarı bekleyen gayretin
Sayfa 70·Kitabı okudu
Aldanış
Aklına muhacir kalbine meskundur bildin hangi mevsimdi leylak düşürdü sümbul onardı hüzün kasabaları kurdu yangın yerlerine bildin Ve yıkıldın uçurumlarına evvel bahar yontunun
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
İşte her çiçeğin sakında ürperdiği çağlar Her çiçeğin bir buhursan gibi uçtuğu lahza! Sesler ve kokular dönüyor akşam havasında, Hazin bir vals, bir baş dönmesidir bu rüzgar *çeviri
Sayfa 268 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Burada vals, tango yapsalar da biliyorum. Aptalca bir şey deniz milyonlarca ölünün üzerinde yüzüyor adım attığımız her karış toprağın altında bir ceset çürüyor. Fakat yine de ben tahammül edemiyorum, maskeli balo verdiklerinde ve öyle şehvetle kahkahalar attıklarında katlanamıyorum. Bu ölü onu hissediyorum ve benden ne istediğini biliyorum. Biliyorum bir görevim daha var. Henüz onun sırrı kurtarılmadı, o henüz beni özgür bırakmadı.
.. bir Türk idi.
Gene o gece ilk defa türküler söylediğini işittim. Mustafa Kemal, vals oynatanların ve bir ataşemiliterlikte musikili salon toplantılarında bulunanların alışabileceği kadar Frenk musikisine bağlı, alaturkan musikide ise makamları ayırabilecek kadar bilgili idi. Sesi mat, yavaş, tatlı ve cazibeli idi. Bilhassa Rumeli türküleri söylerken, derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşardı. O vatanı unutmaz, kaybettiğimiz Rumeli ve Makedonya topraklarının kır kokularını alır gibi, su ve çıngırak seslerini duyar gibi, bakışları uzaklaşa uzaklaşa sislenir, bizim içinde olmadığımız hatıralar içine karışır giderdi. İyi vals ettiğini sonraları gördüm. O akşam zeybek oynadı. Oyunu oynadı efekâri ve kibardı. Bazı jestleri hiç yapmazdı. O bir alafranga değil, bir Batılı, bir alaturkan değil, bir Türk idi.
Sayfa 337·Kitabı okudu
Atatürk
Şüphe yok ki paşa sakin dakikalarının boşluğunu edebiyatla dolduruyor. Zira savaş alanında kalın paltolarla kaba çizmelerin içinde uykusuz beş altı gece geçiren bu adam salonlarda pek ustalıkla vals edermiş. Tanıyanlar Mustafa Kemal Paşa’yı yalnız gözü yılmaz bir komutan diye değil aynı zamanda salonlarda pek lezzetle aranan nazik, terbiyeli ve zeki bir kavalye diye anıyorlar.
Reklam
Reklam