Van münüts
İstanbul'da coşkun kalabalıkla karşılandı. "Davos Fatihi" pankartları açıldı. Hem İsrail'den "cesaret madalyası" vardı. Hem de İsrail'e fırça kaydığı için " kahraman" ilan edilmişti!
Sayfa 108 - Sia Kitap 1. Basım: Ekim 2023·Kitabı okudu
Alıntı
Peki, nasıl oluyor da böyle oluyordu? Aslında Mısır’da, Libya’da neler dönüyordu? Suriye’deki meselenin üstüne niye atlamıştık? Hani şu, van münüts’teki moderatör vardı ya… Davos’ta Başbakanımızın fırça kaydığı Amerikalı gazeteci David Ignatius… Washington Post’ta şunları yazıyordu: “Arap Baharı’nı yönlendirmek için geri planda kalmayı tercih eden Amerikan yönetimi, bu işe en uygun kişi olarak Tayyip Erdoğan’ı seçti. Çünkü Tayyip Erdoğan İslamcı partilerde saygın bir yere sahip… Beyaz Saray yönetimi, Obama’nın ilk yurtdışı gezisi için Ankara’yı düşünürken, bunları hesapladı. Obama ve Erdoğan, Mısır, Libya, Suriye ve İran olaylarıyla ilgili çok sıkı işbirliği yürütüyor. Sadece bu yıl içinde 13 defa görüştüler.” Demek ki neymiş? Van münüts falan derken, arka planda bunlar oluyormuş!
Siyâset ve Politika
Reklam
Ortadoğu Barış Modeli” adıyla panel düzenlendi. Tayyip Erdoğan, kendi modelini izah etti… Yanında oturan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyorum, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye bağırdı. Panelin moderatörü Washington Post yazarı David Ignatius’tu. Müdahale etmeye kalktı. Başbakanımız “van münüts” dedi. Moderatörün elini ittirdi. “Benim için bitmiştir, daha da gelmem Davos’a” diyerek kalktı, gitti. Aslında, Davos programında böyle bir panel yoktu. Sürpriz şekilde programa konulmuştu. Peki, kim istemişti bu panelin düzenlenmesini? Araştırıldı taraştırıldı… Bizzat Tayyip Erdoğan’ın istediği ortaya çıktı. Çünkü… Cumhuriyetçi Bush’tan Demokrat Obama’ya geçişle birlikte, Türkiye’nin dış politikadaki rolü belli olmuştu. Bi fırça, bi van münüts, Tayyip Erdoğan Arap dünyasının yeni Nasır’ı olmuştu. Hem İsrail’den “üstün hizmet madalyası” vardı… Hem de İsrail’e fırça kaydığı için “kahraman” ilan edilmişti!
Siyâset ve Politika
Maraş'ta deprem oldu 46 bin can kaybı,Maraş'ta AKP kazandı
Bazı sonuçlar,Türkiye demokrasi tarihi açısından,üzerinde düşünülmesi gereken ipuçlarıyla doluydu. AKP'nin yanlış politikaları sonucu Hatay Reyhanlı'da gelmiş geçmiş en büyük terör saldırısı oldu, 53 kişi hayatını kaybetti, Reyhanlı'da AKP kazandı. Ali İsmail Korkmaz, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan hayatlarının baharında katledildiler,Antakya'da toprağa verildiler,Antakya'da AKP kazandı. Öğretmen Metin Lokumcu,Hopa'nın dereleri peşkeş çekilmesin,ağaçlarına zarar gelmesin diye hayatını hiçe saydı,bibergazıyla öldürüldü,Hopa'da AKP kazandı. İstanbul Zeytinburnu Davutpaşa'da ruhsatsız maytap fabrikası patladı,AKP'li belediyenin sorumsuzluğuyla 21 insanımız öldü,Zeytinburnu'nda AKP kazandı. Alışveriş merkezleri ve çarpık yapılaşmayla sıkıştırılan Ayamama deresi taştı,Küçükçekmece'ye bağlı İkitelli Halkalı'da 31 vatandaşımız boğularak can verdi,Küçükçekmece'de AKP kazandı. Elâzığ Kovancılar'da alt tarafı 6 şiddetinde deprem oldu,21'inci yüzyılda hâlâ kerpiçte oturuluyordu,51 insanımız enkazda öldü,Kovancılar'da AKP kazandı. Çin' den sarımsak ithal ediyoruz,Kastamonu Taşköprü'de AKP kazandı.GDO'lu ithal pirinçleri millete yedirdiler,Kastamonu Tosya'da AKP kazandı. Bir yandan van münüts ayağına yatıp,beri yandan İsrail'i korumak için Malatya Akçadağ Kürecik'e radar kondurdular,Akçadağ'da AKP kazandı. AKP'li bakan Erzurum Pasinler'de vatandaşa "beni görünce sevindiğini göstermek için takla at" dedi,Pasinler'de AKP kazandı. Ölüm madencinin kaderi dediler,güzel öldüler dediler,taşeron katliamlarının sembollerinden Zonguldak Kozlu'da AKP kazandı. Samsun Canik'te sel oldu,insanlarımız dere yatağına kurulan TOKİ binalarında boğuldu,13 kişi hayatını kaybetti, Canik'te AKP kazandı. Konya Taşkent'e bağlı Balcılar beldesindeki,ruhsatı olmayan,deprem raporu olmayan,itfaiye raporu
'Satışlar hızlanmıştı. Seydişehir Alüminyum satıldı. Seydişehir Alüminyum sadece iki kelimeden ibaretti ama... Satılan varlıkları arasında, fabrikalar, makineler, 792 adet lojman, atık cevher barajları, sosyal tesisler, su havzaları, ruhsatlı boksit sahaları, koskoca Oymapınar Barajı, turizm teşvikli arazi, Antalya’da liman ve yükleme tesisleri, kasalarında 17 trilyon lira, 10 bin ton külçe alüminyum, binlerce ton boksit vardı. 305 milyon dolara veriverdiler. Karşı çıkana “komünist” diyorlardı.' .... Davos’ta, “Ortadoğu Barış Modeli” adıyla panel düzenlendi. Tayyip Erdoğan, kendi modelini izah etti... Yanında oturan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyorum, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye bağırdı. Panelin moderatörü Washington Post yazarı David Ignatius’tu. Müdahale etmeye kalktı. Başbakanımız “van münüts” dedi. Moderatörün elini ittirdi. “Benim için bitmiştir, daha da gelmem Davos’a” diyerek kalktı, gitti. Aslında, Davos programında böyle bir panel yoktu. Sürpriz şekilde programa konulmuştu. Peki, kim istemişti bu panelin düzenlenmesini? Araştırıldı taraştırıldı... Bizzat Tayyip Erdoğan’ın istediği ortaya çıktı. Çünkü... Cumhuriyetçi Bush’tan Demokrat Obama’ya geçişle birlikte, Türkiye’nin dış politikadaki rolü belli olmuştu. Bi fırça, bi van münüts, Tayyip Erdoğan Arap dünyasının yeni Nasır’ı olmuştu. Hem İsrail’den “üstün hizmet madalyası” vardı... Hem de İsrail’e fırça kaydığı için “kahraman” ilan edilmişti! ...» İstanbul’da coşkulu kalabalıkla karşılandı. “Davos Fatihi” pankartları açıldı. Aldı Davos rüzgârını arkasına... ... İsrail’e atıp tutan sayın hükümetimizin, Suriye sınırındaki mayınları temizleme işini, İsrailli firmaya vermeye çalıştığı ortaya çıktı. Kimseye çaktırmadan yasa tasarısı hazırlamışlardı. Mayınları
Siyaset
İsrail
Türkiye hükümeti Mavi Marmara şehitlerine 1'er milyon dolar tazminat istiyormuş, İsrail hükümeti 100'er bin dolar teklif ediyormuş. Yok öyle! Sene 1991.. PKK Bingöl'de yol kesti. Amerikalı İngiliz Avusturyalı, beş arkeolog kaçırıldı. Bunlardan ikisi Nuh'un gemisini aramak için Türkiye'ye gelen Amerikalı arkeologlar Ronald Wright ve Marvin Wilson'dı. 21 gün rehin tutuldular. Neticede, bir mağarada oldukları tespit edildi, operasyon yapıldı, PKK'lılar kaçtı, arkeologlar sağ salim kurtarıldı. O günkü tarihli gazetelerimiz yazmadı ama, orada 2 şehit verdik. Gel zaman git zaman... Amerikalı arkeolog Renault Wyatt, 1999'da kanserden öldü. Öbür arkeolog Mardin Wilson, rahmetli Ronald'ın dul eşiyle beraber mahkemeye başvurdu, "PKK'lılar bizi yağmurun altında 18 saat yürüttü, hastalandık, mağaralarda kaldık, çok korktuk, Ronald bu stresle kanser olup öldü, benim de sinir sistemim mahvoldu, ailelerimiz perişan oldu, bunların sorumlusu kimse, tazminat ödesin kardeşim" dedi. Dava 2001'de açıldı. 3 ay önce sonuçlandı. Kolombiya federal bölge Mahkemesi şu kararı verdi: "PKK örgütü, ABD ve Türkiye'ye göre resmen terörist örgüttür. Bu terörist örgüt, kaçırılma olayı sırasında, Suriye tarafından himaye ediliyordu. PKK lideri Abdullah Öcalan, Suriye'de barınıyordu. Dolayısıyla, Suriye devleti bu işin sorumlusudur" Ve Suriye hükümeti 338 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi! Yanlış okumadınız... 338 milyon dolar! Arkeologların eşleri ve çocuklarıyla birlikte, torunlarına bile ayrı ayrı tazminat verilmesine hükmedildi Şimdiiiii... Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Arkeologları temsil eden avukatlar kimdi? İnsan hakları konusunda hukuk mücadelesi veren sivil toplum kuruluşu, Shurat Hadin Law Center... Nereli bu arkadaş? İsrailli. Merkezi Tel Aviv'de. Özetle... "Olanları
Sayfa 279 - Doğan·Kitabı okudu
Hukuk