Kapının eşiğinde durmuş bakarken senin gittiğini sanıyor. Sen de öyle sanıyorsun. İndiğim vapur hareket edince gitgide görünmez olan kıyıdaki evlerin örgün ışıklarına bakarak uzaklaşıyorsun. Uzaklaşıyorsun fakat gidemiyorsun. Kalbin orada, aklın orada, kazağı silmiş kokunu orada, birlikte söylediğiniz şarkılardan kalan sesler orada, içtiğiniz sigaraların dumanı orada, gidemiyorsun. Çünkü aynasında yüzün var, çünkü hala bir fotoğrafını saklı kitaplığın arasında bir yerde. Çünkü sen... Çünkü gitmek...
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı
Dudakların
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların Bunların konuşması olur öpülmesi olur Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu Uzanmış seni usulca öpmüştüm Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
O akşam vapuru kaçırıp bir sonraki vapura kalmasam, ne Gönül’e rastlayacaktım, ne bu yıldırım aşk olacaktı ne de Gönül birden eve yerleşecekti. Bir vapur kaçırmanın cezası bu denli büyük olmamalı.
Oooooh! Leyla yok. Git Keşan’dan taze ekmek al gel, yok. Ooooh! Kitaplarımı mukavva kutulardan çıkardım, tozlarını aldım. Oturup Güstav Flober okuyorum karışanım görüşenim yok. Madam Bovary ile ilişkilerimiz mesafeli. Camdan bakıyorum, üç çifte kayıkla Üçüncü Selim ve saz arkadaşları geçiyorlar... Sabaha dek martı sesi, vapur sesi. Oh... Ooooh!
... karşı kıyıda evler sevimli bir şekilde yan yana dizilmişti, mavi suları zarafetle yaran küçük bir vapur, kıyıda neşeyle süzülen martılar, kırmızı bacalardan çıkan ve öğleyin çalan çan sesleriyle birlikte göğe yükselen gümüş renkli dumanlar, ona o kadar açık, o kadar net bir şekilde 'Huzur! Huzur!' diye bağırıyorlardı ki, dünyanın delirdiğini bilmesine rağmen bu güzelliklere inanıyor ve kendisine vatan seçtiği bu ülke sayesinde birkaç saatliğine de olsa kendi vatanını unutuyordu...
Alıntı
Vapur, şehrin en ucuz eğlencesiydi ona göre... çay bardaklarının şıngırtısı çocukluğunun sesiydi. Üç paraya limon sıkacağı satan adam, farkında olmadan, ona çocukluğunu satan Affan Dede idi. Vapur beklenmeye değerdi ve o, hep beklerdi.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı