7/10
·115 syf.··
2026 332. kitabı
Venedik Taciri… bölüm ve bölüm çök düşündürdü. İlk bakışta bir dostluk, borç ve mahkeme hikâyesi gibi görünse de güven, sadakat ve tabii daha çokça karışık duygular var. satırların altında insan doğasına dair oldukça karmaşık duygular var. Ki bence en önemli noktası sevgiyi farklı duygularla anlatmak. Bence günümüzde de ihtiyacımız olan bir mesele sevgi… - Ah Shylock Ah… kötü bir karaktermiş gibi duran ama yaşadığı onca dışlanmışlığa nazaran kitapta etkili bir karakter. - En son kısımda ise, bir mahkeme sahnesi var ve asıl en çarpıcı bölüm burası ve kitabın ana teması. Adalet ive merhametin karşı karşıya gelişi… insanın vicdanıyla mı yoksa sadece sunulam yasalarla mı hayatını idame ettiriyor? ve bu soru bence kitabı da karakterleri de yansıtan bir soru… - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Kaçan kovalanır hiç şaşmaz...!
10/10
·276 syf.··
2026 64. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:06
Anlatmaya nereden başlasam bilemediğim için ortasından başlamaya karar verdim. Tarık Tufan ile yıllar önce tanışmış sadece bir kitabını okuyup rafa kaldırmış beş yıl sonra yollarımız yeniden kesişmiş ve kitaplarının hepsini okumuş bulunmaktayım. Bazıları sevdim bazılarına da çok bayılmadım yalan yok. Ama Şanzelize Düğün Salonunu sevdim bence. Ana karaktere çok kızsam da her şeydi aslında sonuna ne oldu sahi? Pat diye bittin ve bir süre sessizce bakışmamıza sebep oldun, hayır istediğin bu muydu bilmiyorum. Adamın annesini kaybetmesini sonucu yaşadıklarından Eda'ya aşık olması ve onunla birlikte yaşadıkları yaşayamadıkları her şey var içinde... Ve bir kadın, kadın için göze alınanlar. Adam kadına deli gibi aşık kadın da başkasına şaşırdınız mı? Üstelik kadın her sorun yaşadığında soluğu adamın yanında alıyor. Ah Eda diyenleri duyar gibiyim. Ama sonuç olarak ne diyoruz, kaçan kovalanır ve asla şaşmaz. Acaba neden böyle seni düzgünce seven sarıp sarmalayan biri varken seni döven, aşağılayan, ciğeri beş para etmez insana gidersin ki?
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Firuze Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:42
"Her yara kabuk bağlar derler ama bazı yaralar sanki kalp için yaratılmıştır… Onunla da olmuyor, onsuz da… " ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce MH serisiyle kalemiyle tanıştığım Mehsa'nın, beni ilk sayfadan itibaren içine çeken yepyeni kitabı Firuze: Kehribar Ateşi ile geldim. ‎ ‎Seneler önce birbirlerini çok severek evlenen Arjin ve Rohat, aşiretin ve çevrelerindeki insanların baskısı yüzünden çok büyük bir yara alıyorlar. Rohat, deliler gibi sevdiği karısı Arjin'in üzerine kuma getiriyor. Arjin ise yaşadığı acılara daha fazla dayanamıyor. Hamileliği sırasında son derece zorlu bir doğum geçiriyor ve üç gün üç gece suda kaldıktan sonra büyük bir lanet savuruyor. ‎ ‎"Bir daha bir Koçak, bir Saruhan'ın yari olmayacak ve onlardan dünyaya çocuk gelmeyecek…" ‎ ‎Ancak o an, bu lanetin yıllar sonra Firuze ve Ezra'nın hayatını altüst edeceğinden habersiz. ‎ ‎Bir kadın düşünün… Kız kardeşinin başına gelenlerin intikamını almak istiyor ve bunun için sınırlarını zorlamaya hazır. Üstelik bu kadın bir avukat: Firuze Koçak. ‎ ‎Firuze, gözü gibi sevdiği kız kardeşi Dildar'ın yaşadıklarından sonra hem yıllardır sevdiği adamdan hem de yaşadığı şehirden büyük bir ihanetle ayrılıyor. Ta ki üç yıl sonra Arjin Saruhan tarafından geri çağrılana kadar… ‎ ‎Mardin'e gitmesine on gün kalmışken beklenmedik bir şekilde erkenden dönüyor ve bir daha asla karşılaşmayacağını düşündüğü imkânsız aşkı Ezra Saruhan ile yolları yeniden kesişiyor. ‎ ‎Ama aralarında çok ağır bir cümle var: ‎ ‎"Bir daha gözün gözüme değmeyecek." ‎ ‎Ezra, ilk başlarda Firuze'nin yüzüne bile bakmıyor. Fakat zaman geçtikçe Firuze'nin davranışlarındaki gariplikleri ve Mardin'e geliş sebebini sorgulamaya başlıyor. Geçmişin sırları birer birer ortaya çıkarken bakalım Ezra, Firuze'yi
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202646 okunma
İnsan mutsuzken hep dikkati kendine dönüktür.
Puan vermedi·432 syf.··
2023 4. kitabı
Bu sadece kişisel bir yabancılaşma değil belki de;büyük şehrin merkezinde, milyonlarca insanın arasında anonim kalmanın, o devasa döngünün içinde"görünmez" bir dişli olmanın getirdiği kaçınılmaz bir duygu. Modern insanın ortak sessizliği mi, yoksa şehrin bizi içine alan soğukluğu mu emin değilim. Ama her şeyden uzak, sadece var olma çabasıyla geçen günlerde, insanın kendi evinde bile "yabancı" hissetmesi tuhaf bir şekilde tanıdık geliyor.
Kitap Alıntısı
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
7/10
·188 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:49
Öteki bittiğinde en çok hissettiğim şey rahatsızlıktı. Çünkü roman, insanın kendi zihnine güvenemediği bir noktaya sürüklüyor. Başkarakter Golyadkin’in karşısına çıkan “öteki benliği”, ilk başta gerçek mi hayal mi tam anlayamadım. Sayfalar ilerledikçe bu belirsizlik daha da arttı. Fyodor Dostoyevski burada klasik anlamda bir olay örgüsünden çok psikolojik gerilim kuruyor. Golyadkin’in dışlanma korkusu, aşağılık duygusu ve sürekli başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü hesaplaması oldukça yorucu ama aynı zamanda etkileyici. Romanı okurken bazen karaktere acıdım, bazen de onun paranoyasına kapıldım. Kitabın en güçlü yanı bence kimlik meselesi. Hepimizin içinde başkalarına göstermek istediğimiz bir benlik ve sakladığımız başka bir benlik var. Roman bunu oldukça karanlık bir şekilde ele alıyor. Golyadkin’in “öteki” ile mücadelesi aslında kendi eksiklikleriyle ve korkularıyla mücadelesi gibi geliyor. Ancak dürüst olmak gerekirse okuması kolay bir roman değil. Bazı bölümlerde aynı düşüncelerin tekrarlandığını hissettim ve karakterin zihinsel karmaşası okura da geçiyor. Bu durum kimi okurlar için sıkıcı olabilir, kimi okurlar için ise romanın en büyük başarısıdır. Kitapseverlere sevgiyle :))
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma