“Neo’nun Kâhin ile ilk tanıştığı andan bahsediyorum. Kâhin, Neo’ya ‘Vazo için endişelenme’ der. Neo ‘Ne vazosu,’ diye etrafına bakınırken aynı anda yanında bulunan vazoya çarpar ve yere düşürür. Neo merak içinde Kâhin’e bunu nasıl bilebildiğini sorar. İşte orada Kâhin’in verdiği cevap durumu çok güzel özetler. Acaba ben ‘Vazo için endişelenme,’ demeseydim yine de vazoyu kırar mıydın?”
kıyamet koptuktan sonra geçen yirmi üç yıl boyunca içlerinden hiçbiri bana ciddi bir şekilde gelip hikâyemi öğrenmek istememişti. Bunu artık düzeltecek halimiz yoktu, mümkün değildi. Vazo bir defa yere düşer ve onu tekrar yapıştırırsın, vazo ikinci kez yere düşer, tekrar yapıştırırsın, güzel durmaz ama şöyle böyle iş görür, vazo üçüncü kez
yere düşer, ayaklarının dibinde tuz buz olmuştur ve artık onu yitirdiğini, tamir edilemeyeceğini anlarsın. Böyleydi işte. Mahvolmuştu. Aile yitirilmişti.
Bir kere kırılan kalbin bir daha yapılamayacağı pek yanlış bir tarzdır. Daima kırılan ve daima yapılan şeyin adı kalptir; çünkü bu canlı bir şeydir; daima değişir ve yeniyi yaratır; kalbi bir porselen vazo gibi camit bir şey farzetmek doğru mudur?
Yerdeki büyük seramik vazo dikkatimi çekti. Üstüne sarı çiçek resimleri çizilmişti. İnsanların böyle boş kaplara duydukları düşkünlüğün sebebini merak ettim. Anlamı neydi bunların? Hiç bir zaman anlamayacaktım belki de.