Vera'ya
Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana.. Geldim Kaldım Güldüm Öldüm. :(
"Bu yeni darbeye ne gerek vardı! Onsuz da yeterince darbe yedim!" dedi Vera.
Sayfa 374 - Yordam Edebiyat·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kişi, söz gelimi şarap ticareti yapan veya tefecilik yapan ve bu sebeple malında haram ve helâl bulunan bir kimseden bir şey satın alırsa bakılır; Şayet aldığı malın helâl maldan olduğunu biliyorsa, bu işlem ve satın aldığı şey helaldir. Satın aldığı şeyin, haram kısmından olduğunu biliyorsa bu takdirde o şey haram olur. Şayet, satın aldığı malın helâl mi, haram mı olduğunu bilmiyorsa, haram olma ihtimali sebebiyle satın alınan şey mekruh kabul edilir.
Sayfa 28
Alıntı
TAKVA EHLİNİN İLİMDE İZLEDİKLERİ YOL: Verâ ve yakîn
Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "İlim üç şeye dayanır: Aramızda hakkı konuşan Kitap (Kur'an), uygulamada olan sünnet ve bilmiyorum demek." ¹ Şa’bî şöyle demiştir: "Bilmiyorum, demek ilmin yansıdır.” O, bununla verâyı -yani bilmeden hataya düşerim korkusuyle pek çok helali ve mübahı terketmeyi- kasdetmiştir. Süfyan es-Sevrî de şöyle demiştir: “İlim ancak; kesin itimadla ruhsat dairesinde kalmaktır. Zorlamaya gelince, onu herkes güzel yapar.” Sevrî, işlerde verâya/takvaya göre dikkatle hareket edilmesini ifade etmek istemiştir. Bu, hepsi alim olmasalar da, müminlerin ahlâkı ve gidişatıdır. Çünkü verâ, bir işte hemen ileri atılmaktan, şüpheli şeylere sarılmaktan korkmak ve müşkil meselelerde acele etmeden sükûnet içinde hareket etmektir. Yakîn ise; bir işe basiret ve temkinle el atıp ona doğru, sağlam ve kesin bir bilgiyle yanaşmaktır. Bu hâl, ilimlerinde kendilerine güvenilecek alimlerin sıfatıdır. Bunu onlardan başkaları güzel yapamazlar. ___________________________ ¹ Heysemî, Mecmau’z- Zevaid, I,172. Hadisin son kısmı hariç bkz: Ebu Davud, Feraiz, 1, İbnu Mace, Mukaddime, 8.
Sayfa 35 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Nazım'dan
İnsanın gençliği kimlik kartında yazılı olan rakamlarla değil, yüreğinin gençliğinde,onun çarpışındaki ateştedir. V:Ben sana aşkınla gelen gençliktim, sen ise; aşkla beni yaşlandırmadan olgunlaştırandın.
Vera
Göz bebeklerine düştüğümde, ölüme yakın ve tutsak bir fâni oldum. Sonra sesin ve sinsi dudaklarınla beni girdabına çekip, olmadık bir ücraya yerleştirdin. Benimle hiçbir yola eşlik edemeyeceğini düşünüyordum oysa. Çok geçmeden yerim,yönüm rotam oldun. Kaçtıkça sana yakalanmak istiyordu zihnim. Kaygılarımdan ve temkinlerimden kurulu bir ordu ile kendinden kaçak savaşıyordu zihnim.