Muhammed b. İsa, Abdülaziz'den naklediyor: Ömer b. Abdülaziz'in bazı memurları ona şöyle bir dilekte bulundular: "Bizim şehrimiz iyice harap oldu. Eğer emîrü’l-müminîn lutfedip bir parça mal ve para gönderirlerse, bu işi o yapar, şehri mamur kılar". Ömer de onlara şu cevabı yazdı: "Yazdıklarınızdan, şehrinizin ne durumda olduğunu anladım. Şimdi hemen şehrinizi adalet suruyla çevirin! Yollarınızı zulümden arındırın! Şehrin ilâcı budur, vesselam".
Sayfa 261·Kitabı okuyor
Dördüncü mektupta da aynı tasvir geçiyor. (M. Nusret Tura’nın Mektubat’ı.) Demek ki bu Mektubat bu yüzden sarmış beni, nokta-i nazarda müştereklik varmış: “Alem kurulduğundan beri peşrevler başlamış olup Fahr-i Kâinat Efendimiz’in teşrifinden sonra da büyük fasıl başlamıştır. Lüzumsuz gibi olan aletler ve insanlar da bu koroda mevki almıştır. Mümin, kafir bu meclise dahildir. Fakat aşıklar bu cümbüşte döner, arifler de bir kenarda göz kulak kesilmiş, dinlerler. Zevk ve neşe onlardadır. Malum bu iş göz ve kulak işidir. Bu uzun fasılları Cenab-ı Hakk sevgilisi için kurmuştur. Sevgilisini sevenler için hazırlamıştır, halk buyurmuştur. Sevgililer de bu cümbüşü dinlerler. Dinlerler ve can teline değdiği bir zamanda kısa bir “Âh!” çekip kalıbı dinlendiriverirler… Vesselam.”
Sayfa 174·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği din, umum dinlere galebe çalacak." Halbuki o zamanda yüzer milyon tebaası bulunan Nasara ve Yahudi ve Mecusi dinleri ve Roma, Çin ve İran hükûmeti gibi yüzer milyon tebaası bulunan cihangir devletlerin edyan-ı resmîleri iken, kendi küçük kabilesine karşı tam galebe edemeyen bir vaziyette bulunan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın getirdiği din, umum dinlere galib ve umum devletlere muzaffer olacağını ihbar ediyor.
Alıntı
Enes bin Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibarenin yazılı olduğunu gördüm: ‘Sadaka on misliyle mükafatlandırılacaktır. Ödünç para on sekiz misliyle mükafatlandırılacaktır.’ Ben: ‘Ey Cibril! Ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?’ diye sordum. ‘Çünkü’ dedi, ‘dilenci (çoğu kere) yanında para olduğu halde sadaka ister. Borç isteyen ise, ancak ihtiyacı sebebiyle talepte bulunur.’”
Sayfa 293·Kitabı okuyor
Din
...İslâm ulemâsı, rivayet olarak kitaplara giren isrâiliyâtı ihtiyatla karşılamış, reddi gerekince de ağırbaşlılık ve selef büyüklerine olan hürmeti rencide etmeyecek bir üslubla reddetmiştir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın: "Ehl-i Kitab'ın söylediklerini ne red ne de tasdik edin, böylece hakkı tekzib, batılı tasdikten sâlim kalırsınız" mânâsındaki irşadlarının Ehl-i Kitap'la olan münasebetlerde, muhatabın inancına saygı da nasıl mühim bir esas olduğu da anlaşılmış oluyor. Dar kafalarına sığdıramadıkları herşeye safsata diyerek milyonlarca mü'minin inançlarına saygısızlık ilân eden modern barbarların kulakları çınlasın!
Sayfa 367 - 368 5. Cilt | İsrâiliyyât (الإسرائيليّات): Yahudilik ve Hıristiyanlık’tan İslâm kaynaklarına geçtiği kabul edilen bilgiler.
Din