Bazı insanlar gerçekten iyilik yapılmayı hak etmiyor. Iyilik yapılmayı hak eden biri olmak da Allah'ın büyük bir ikramıdır. Senin birine değer veriyor olman onun iyilik görmeyi hak ettiği anlamına gelmez. Bazen fazla zorlamamak gerekir. Vesselam... Ayşe ESMER
Elhasıl: Hazine-i rahmetin en kıymetdar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı dahi: "Bismillahirrahmanirrahîm"dir. Ve en kolay bir anahtarı da salavattır. (Ondördüncü Lem'a/2. Makam/6. Sır) Lemalar - 102
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
Küçük çalıbülbülü ve bir mirac gecesi Bir garip bülbüldüm, hara tutuldum; Özüme köz düştü, nar’a tutuldum; Sevmeyi bilmeyen yâr’a tutuldum; Bir ibretlik aşık oldum vesselam. HüznünŞairi İBRETLİK AŞIK Küçük çalıbülbülünün rengi solmaya başlamıştı renkleri ise yavaş yavaş kirleniyordu bir gün Allah Teala ona meleklerini göndererek vahyetmeye başladı ve o vahiyler gelmeye başlayınca küçük çalıbülbülünün teni aşk ile parlamaya başladı batı Avrupadan güneydoğu Avrupaya uçan küçük kuş bir garip bülbüldüm aşkın harına tutuldum diyordu aşk ile uçan küçük çalı bülbülü en sonunda kırmızı gülün üzerine es selamü aleyke ya Resulullah diyerek kırmızı gül ile sohbet etmeye başladı Bismillah ilahi hecesi ile başlıyordu o ibretlik aşk ve o gün mirac gecesiydi istanbul beyazıt kulesinde bir öğrenci kerim olan Kuraanı okuyor sınavlar için Allah Tealadan yardım diliyordu istanbulun tarihi boğaz konaklarından birinde ise müezzin efendi İsra suresinin mübarek ayetlerini okuyor filistin gazze kudüs için göz yaşı döküyordu kulu ve resülünü Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya götüren Hak Teala her şeyi hakkıyla bilen görendir diyen küçük çalıbülbülüde o ilahi aşk ile Mescidi Haramda hara tutuldu kanatlarını renk ve ahenkle çırpmaya başladı ancak mescidi aksanın üzerine konunca efendimiz gibi rengi soldu hüzünlendi Mescidi Aksa ibretlik bir aşk sınavıydı
Din
zihin resetleme, bilinç akışı ve varoluşsallık arasında :)
günlerden bir gün yine zihin restelerken buluyoruz kendimizi. gönül isterdiki noktalamasyonlu olsun ama attila ilhanı öne sürürp bilnç akışı yapacağımı düşnerekekten akışına bırakıyorum. zaten en sonda nerede sonuçlanacak bu yazı onu da ön göremiyorum. gelişigüzel artık. hep derim ya yazmasam çıldıracaktım minvalindeyim sait faik misali. ama yazınca da her şey gözümün önüne geliormuş ve hepsini yazmam gerekiyormuş gibi hisssediyorum ve ne yazıkki beynimdeki düşünceler ile elimin sürati aynı değil. o yüzden hep bir yerlerde bir şeyler eksik de ona ulaşamıyormuş gibi hissediyorum. orhan velinin anlatamıyorum un vücüt bulmuşundan hallice. BİR YER VAR HER ŞEYİ SÖYLEMEK MÜMKÜN EPEYCE YAKLAŞMIŞIM DUYUYORUM ANLATAMIYORUM. tamam ya aynı bu dizeler gibi şu an. ne zamandır yok olan bir neşe var bende her ne kadar dışarıya yansımasa da ve üni ikideki tamarayı çokça özlüyorum. idealleri, hayalleri, sınırları, neşesi, çalışkanlığı olan tamarayı. kendi bölümünü sevmese de dersler ilgisini çekmiş kendine harika bir hayat kurmaya çalışan tamarayı. dernekte aktif ama insanlarla arası iyi olan birçok dile hakim olup çevrede vay bee çok kültürlü denen tamarayı. ha şu an geçen iki seneye nazaran inanılmaz toparlanmış vaziyetteym o ayrı çok şükür. hele su an yavaş yavas o enerjiye dönmeye başlamış olmak inanılmaz harika bir hissiyat. tek istediğim önceden gözlerimin içinde olan o gülmsemeyi geri getirmek. tüm çabam tüm gayem o. ve günün birinde kesinlikle geri gelecek buu da biliyorum. sadece zamanı bekliyoruz sanırsam. ya bir diğer mesele de mezun olmuş olmak (henüz olamadı hala alttan dersim var bitane lanet olası okuma ma neyse) çok normal bir olay aslında bakarsak olması gerekiyor ama psikolojik olarak böyle ağırlığı olacağını bilmiyordum. tam yetişkin olma fikri beni çok korkutuyor.
Hazreti Muhammed aleyhissalâtü vesselâm kimdir?
Mesnevî-i Nuriye Mecmuası Birinci Reşha : Arkadaş Hâlikımızı ta‘rîf eden , pek büyük bir şahsiyet-i ma‘neviyeye mâlik ve bir burhân-ı nâtık dediğimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kimdir ? diye sorulan suâle cevâben deriz ki : O Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm öyle bir zâttır ki , azamet-i ma‘neviyesinden dolayı , sath-ı arz o Zâtın Mescid-i Aksâ’sıdır . Mekke-i Mükerreme onun mihrâbıdır . Medîne-i Münevvere onun minber-i fazl-ı kemâlidir . Cemâat-i mü’minînin en son ve en âlî imamı ve nev‘-i beşerin hatîb-i şehîridir , saâdet düstûrlarını beyân ediyor . Ve bütün enbiyânın reisidir , onları tezkiye ve tasdîk ediyor . Çünki dîni , bütün dinlerin esâsâtını câmi‘dir . Ve bütün evliyânın başıdır . Şems-i risâletiyle onları terbiye ve tenvîr ediyor . O Zât öyle bir kutub ve öyle bir nokta-i merkeziyedir ki , onun halka-i zikrinde bulunan bütün enbiyâ , ahyâr , ebrâr , sıddîkîn onun gelmesinde müttefiktirler . Ve kelâm-ı nutkuyla nâtıktırlar . Ve öyle bir şecere-i nûrâniyedir ki, damarları ve kökleri enbiyanın esasatı semaviyesidir. Dalları ve budakları evliyanın maarifi ilhamiyesidir. Bu itibarla herhangi bir davayı iddia etmiş ise bütün enbiya mucizelerine istinaden ve bütün evliya kerametlerinin müsteniden ona şahadet etmişlerdir. Evet bütün da'vaların tasdikini işa'ar eden bütün kamillerin hatem ve mühürleri vardır. Sayfa 17 📚 Hayrat Risale-i Nur risale.online/oku/14/17/38295...
Alıntı