SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Seni düşünmeye ayırmışım bütün vakitleri, Kalemi elime aldım, sızmadı tek bir kelime. Gözlerim seni arıyor yollar boyu, caddeler boyu, Aynı ilçede, aynı semtte bulamıyorum izini. Buralarda değilsin, biliyorum. Yorgun argın okuldan döndüğümüz o akşamlar geliyor aklıma; Sen yola bakardın, ben sana, Sen müzik dinlerdin, ben seni izlerdim. Gözlerim yüzünü okşarcasına gezinirdi üzerinde. Biliyorum yoksun Ama kabullenemiyorum. Bir gün karşıma çıkacaksın ümidiyle Yaşıyorum, yürüyorum; batıyorum, çıkıyorum. Uyanıyorum, düşünüyorum, düşlüyorum. Merdivenleri çıkıyorum, Şairin "ağır ağır çıkacaksın" dediği merdivenler bunlar olsa gerek. Hafif bir rüzgâr esiyor, Eteklerim uçuyor. Sen bakıyorsun, Gülüyorsun Ve ben kaçıyorum; Gözlerinden kaçıyorum, Gülüşlerinden kaçıyorum, Bakışlarından kaçıyorum. Yolun sonuna geliyorum. Bir durak var merdivenlerin altında; Betondan bir boşluk. Bakanlar sadece o griliği görüyor, Bakanlar yağmuru görüyor, beton görüyor. Benim gördüğüm ağlayan bir kız,
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günü güzelleştirmek aslında tamamen o ilk adımı atmakla ilgili; bazen sabah içilen o ilk kahvenin kokusunda, bazen de sevdiğin bir şarkıyı son ses açıp eşlik etmekte saklıdır. Kendine ya da bir başkasına ufak bir güzellik yapmak, tüm günün havasını bir anda değiştirmeye yeter. “Yaşayın, monotonluktan uzaklaşın,gezin, görün,keşfedin, başkalarıyla ilgilenin ,okuyun, sevin”. Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Vesselam..
Alıntı
Bezirgân...
"Bezirgân" kelimesi köken olarak sadece ticaret yapan, kervanlar işleten büyük tüccarları ifade etse de, zamanla sosyolojik, kültürel ve edebi olarak çok daha katmanlı bir anlama büründü. Bu kavramın farklı boyutları var... Tarihi ve sosyolojik olarak ipek Yolu'ndan Osmanlı'ya, ticaret ahlâkından (ahilik kültürüyle çatışan veya uyuşan yönleriyle) kapitalizmin erken ayak seslerine kadar uzanan yönü de var bezirgânlığın... Divan ve halk edebiyatında, özellikle de irfani şiir geleneğimizde "dünya bezirgânı" ya da "gönül bezirgânı" gibi metaforlar ile, liyakat ve karakter aşınmasına yönelik eleştirilerin merkezinde de yer alır bezirgân kavramı... Modernliğin öne çıktığı bugünün dünyasında ise sadece mal değil; sadakat, makam, değer ve hatta fikir ticareti yapan modern bezirgânlar da sosyo-kültürel olarak göze çarpıyor artık, her toplumda... Bugünün dünyasında bezirgânlığın en can alıcı ve bugünün insanını en çok sarsan yönü; "edebi, felsefi ve modern katmanların kesiştiği o "karakter ve değer ticareti" boyutu olsa gerek... Tarihteki klasik bezirgân, en nihayetinde bir malı alıp satan, kâr peşinde koşan somut bir aktördü. Belki terazide hile yapardı, belki stokçuluk yapardı ama neyi alıp sattığı belliydi. Ancak bu kavramı felsefi ve sosyolojik bir süzgeçten geçirdiğimizde, asıl tehlikeli olanın "gönül ve değer bezirgânlığı" olduğunu görüyoruz. Klasik edebiyatımızda ve irfan kültürümüzde dünya metasına tamah eden, liyakati, samimiyeti ve insanî özü bir kenara bırakıp her şeyi bir alışveriş nesnesine dönüştüren zihniyet sertçe eleştirilir. Bugüne geldiğimizde bu zihniyet modern görünümüyle kılık değiştirmil görünüyor. Artık sadece kumaş veya baharat satılmıyor; "makamlar, sadakatler, fikirler, ilkeler ve hatta şahsiyetin kendisi" birer pazarlık unsuru haline
"Muhakkak ki Allah ve melekleri, O Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât edin ve O'na teslimiyetle selâm verin." Allah-ü Teâlâ'nın Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'a salât etmesi, ona rahmet edip ondan râzı olması; meleklerin salât etmesi ise, duâ edip mağfiret dilemeleridir. Evet salavâtın ma'nâsı, rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete duâsı olan salavât ise, o âlemlere rahmet olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'a vusûle (kavuşmaya) vesîledir. Öyle ise sen salavâtı kendine, o âlemlere rahmet olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'a ulaşmak için vesîle yap ve o Zât'ı da rahmet-i Rahmân'a vesîle ittihaz (kabûl) et!" Kur'an-ı Kerim ve Muhtasar Meali
Alıntı
Olsun be Yaradan Yardır ❤️ Sanma ki zalimin Ettiği kârdır. Mazlumun ahı, İndirir şahı, Herşeyin bir vakti Vardır vesselam 🗝
Duygu ve Düşünce