Sokratesçi ahlak felsefesinde olduğu gibi erdemli olmanın (ilkeli/kişilik sahibi olmak) temeli doğru bilgiye sahip olmaktır. Atay karakterlerini de okuyarak, doğru bilgiyi öğrendikten sonra yaşamaya çalışırken görürüz. Önce okuma/öğrenme, sonra hayat/yaşama gelir. Bu nedenle okumadan, öğrenmeden hayata başlayanlar yaşamada ustalaşırlar, Atay başkişileri de bu nedenle hep "hayat acemisi” ve “başarısız" olurlar. Atay'ın gözlemlerine göre, okulda başarılı olanlar, hayatta daima başarısız olmaktadır (vice versa). "Onlar" gibi olmayı babasını veya başka birilerini sevindirmek için denese de "başarılı" olamaz. Kendi doğasına uygun bir şekilde yaşamaya çabalar. Her ne kadar sürekli Hz. İsa göndermeleri yapsa da doğaya içkin bir Tanrı anlayışına sahip sevgi dolu bir mistik gibidir. Hakikati verili olarak almak yerine, diyalektik bir konuşmanın sonunda bulmaya dönük diyaloglarla doludur metinleri. İsa gibi hayatta "başarılı" olmamayı, tutunmamayı seçen bir ahlak anlayışına sahiptir: "Arıyorsan ahlaktaki manayı, muhakkak okumalısın İsa'yı.”
Hikâye, yaşamın/dünyadalığın, zihindeki -anlamlandırılmış, dolayısıyla uydurulmuş [sic]- aksidir. Hikâye bağlar; kurgusal Öte'yi, varlıksal Beri'ye bağlar ve vice versa Beri'yi Öte'deki tasarımları üzerinden Öte'deki karşılığında bağlar.
Ötede kurgulanan anlam, berinin aynısı imiş gibi gerçe(kli)ğe eşdeğer kabul edilir. Beriye ait ötede kurgulanan bağlar, şey, şekil, nicelik ve nitelik, olay, kurgu, korku ve arzular... arasındadır; -ötede ve beride- yaşamı boşluk bırakmamacasına dokurlar.
...unsere Bedürfnisse waren eben ganz verschieden; was mich packt, braucht dich noch gar nicht zu berühren und umgekehrt; was bei dir Unschuld ist, kann bei mir Schuld sein und umgekehrt; was bei dir folgenlos ist, kann mein Sargdeckel sein.
...our needs were quite different; what grips me need hardly touch you at all, and vice versa; what is innocence in you may be guilt in me, and vice versa; what has no consequences for you may be the last nail in my coffin.
Niteliksiz nicelik, niceliksiz de nitelik (kültürsüz ekonomi, zekasız pratik eylem ve vice Versa) olamayacağınna göre, her iki terimin her türlü karşıtlı ussal bakımdan bir saçmalıktır
"Zaman, '>0' ve '<1' arasında, anbean değişen hâllerde gezinebilmeyi sağlar. Bilinçli varlıklar için konuşursak ve bilincin önkoşulu olarak ayrışmışlığı temel alırsak, diyebiliriz ki, ayrışma -ve ayrışma bilinçliliği- eksileyazmanın farkındalığıyla birlikte yürür. Zaman varlıksallığımızı bilinçöncesi-geçmiş'ten/tamlık'tan eksiltir ve bizi yeniden tamamlanabilme yönelimiyle geleceğin ve -bir ihtimal olarak-tamamlanabilirliğin kapısına bırakır. Vice versa her tam(amlanmış)lık yaşantısı da eksilme olasılığını taşıyor. Bunu geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Zamansallık, varlıksallığın niteliğinde-niceliğinde değişmesi demek. Bu da hallerin istikrarsızlığına işaret ediyor. Zaman içinde 'sabit' yok: Dünya, yalan dünya... Varlık-yokluk geçişlerinin aradalığındayız ve bu aradalık, zamanın bir fonksiyonu. Bir anın (a1) takipçisi an (a2), artık selefinin (a1) olasılıklarından eksik; zira olasılıkları barındıran an (a1) bir zorunlulukla, tesadüfle ya da seçimle terk edilmiş oluyor. Olasılıklardan biri gerçekleşiyor ve anın (a1→a2) sakini neyse/kimse diğer olasılıklardan eksiltilmiş oluyor. a1→a2→a3... geçiş(me)leri çekirdek aradalıklarımızı taşıyor. En azından klasik fiziğin çizgisel ilerlemeci zaman modeli bağlamında geçerli bir sav..."
s. 239 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu