— demek hiçbir tutkunuz yok? diye sordu düşes akşam yemeğinde, katı bir ifadeyle.
— madam, diye yanıtladım, ona ciddi bir ifadeyle bakarak, dünyayı ele geçirecek bir gücüm olduğunu hissediyorum, ama yirmi yaşındayım ve tek başımayım.
insanın ağrısı, sancısı olduğunda hiç olmazsa bağırabilirdi, ama o sürekli olarak trajik bir biçimde komedi oynamak zorundaydı. sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neşeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hâkim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.
mutlu bu insanlar. benim gibi bir aptal, ikisinin arasına girerek her şeyi mahvetmek üzere. mutluluk! tanrım, benim gibi birinin duasını kabul edecek olursan şayet, ömrüm boyunca bir kez olsun bana da bu mutluluğu bahşet.