Bugün, Avustralya edebiyatının dünyaya armağanı, 1973 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi büyük usta Patrick White’ın doğum günü. 🖋️ "Kendini yaratabilmen için, önce yıkıp ortadan kaldırman gerekir." Onun Voss romanında geçen bu çarpıcı cümle, insanın içsel yolculuğundaki o zorlu ama kaçınılmaz gerçeği yüzümüze vurur. İnsan doğasının karanlık ve aydınlık dehlizlerinde korkusuzca gezinen White'ı, doğumunun yıl dönümünde saygıyla anıyoruz. 🍂 Patrick White
Edebiyat
Tezer Özlü Çerçevesinde Mevzubahis Kişiler
Tezer Özlü'nün yazılarında elbette önemli yazar ya da kitap isimleri karşımıza çıkıyor. Ben elimden geldiğince bir süzgeçten geçirerek O'nun benimsediği, ilgi duyduğu, bazılarını dilimize bizzat çevirdiği; yazar, kitap, yönetmen ve filmleri burada listelemek istedim. Her birini detaylı ele almak isterdim ama pek zamanım yok. Şimdilik şu şekilde sıralıyorum. İlginizi çekenleri listelerinize ekleyebilirsiniz. YAZARLAR - Truman Capote - Cesare Pavese - Italo Svevo - Djuna Barnes - Franz Kafka - Robert Walser - Fyodor Dostoyevski - Nikolay Gogol - Johann Wolfgang Von Goethe - Friedrich Schiller - Bertolt Brecht - Sevgi Soysal - Stefan Zweig - Peter Weiss - Rainer Maria Rilke -
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Heine, The Romantic School, 1853
Johann Heinrich Voss kitleler üzerinde güçlü bir etki yaratır ve ortaçağcılığa olan eğilimi tersine çevirir. Birçoğu Voss'u kişisel olarak destekler; daha büyük bir kısmı ise sadece onun davasını destekler. Tartışma şiddetlenir, saldırılar arka arkaya gelir ve yaşlı adamın son günleri bu kavgalarla acı bir hal alır. En tehlikeli rakiplerle, en çeşitli şekillerde ona saldıran din adamlarıyla uğraşmak zorunda kalır. Sadece kripto Katolikler değil, Pietistler, Quietistler, Lutheran Mistikler; kısacası, Protestan kilisesinin tüm mezhepleri, inançlarında birbirlerinden ne kadar farklı olsalar da, rasyonalist Voss'a karşı büyük nefretlerinde hemfikirdiler. Bunlar, dini konularda rasyonelliğin bir kenara bırakılmaması gerektiğini savunan ve din içinde akıl yürütmeyi büyük ölçüde terk etmiş olanlara karşı çıkan bu biçare rasyonalistlere karşı öfkeli nefretleriyle, birbirlerinin halüsinasyonlarına inanmasalar da, bir ölçüde birbirlerini tolere eden akıl hastanesinin sakinlerine benzerler. En yoğun düşmanlıklarını ortak bir düşmana yöneltirler: o düşman ise akıllarını geri kazandırmaya çalışan hekimden başkası değildir!
Alıntı
HASAT Konusu başlangıçtan belli olsada o kadar akıcı ve sarsıcı şekilde ilerliyor ki. Kitabı okurken duygular birbirine karışarak insanı derinden sarsıyor. Para için yapılan yanlışlar güç kavramını sorgulatıyor. Yaşama hakkı neye göre belirleniyor. Zengin için bir kalp satın almak bu kadar basit mi, insan canı bu kadar sıradan ucuz mu derken; fakir ya da orta tabakadan insanların hakları neden hep parası olan zenginler tarafından o ya da bu sebeple ellerinden alınıyor? Kendini paraya karşı kaybetmek, amacın dışına çıkıp içinde gibi yaşamak nasıl bir hissiyat? Bir kere bulaşınca kurtulmak zor mu? Ve daha nice sorular beyne hücum ediyor. Kitapta ele alınan konu gerçek yaşantı ile o kadar yakından alakalı ki tüyleriniz diken diken oluyor. Kitapta okuduğum olayı gerçek hayatta dünya üzerinde insanlar kim bilir hangi coğrafyada yaşıyor? Sevdiğimiz güven duyduğumuz insanlar aslında sevilesi ve güven duyulası değilse... Güven ve güvensizliğin, zenginlik ve fakirliğin, iyilik ve kötülüğün ve daha nice zıtlıkların bir arada çok güzel bir şekilde anlatıldığı bir kitap. Spoiler Her gün bulundukları gemiden birer birer eksilen ve koruyucu ailelere sahiplendirildikleri düşünülen çocuklar.. İşini iyi yapmaya çabalayan Boston Bayside Hastanesi'nde doktor olan Abby Dimatteo. Ve hayatını kolaylaştırdığını düşünen sevgilisi Mark. Abby çalışmalarına devam ederken bir anda değişen nakil listesine uymayarak kendi doğrusunda yol alıyor. Kalbi zengin adamın karısına değilde 17 yaşlarında ki kendi ölen kardeşine benzeyen çocuğa naklediyor. Ve tam da burada olaylar rayından çıkıyor. Hastane yönetimiyle sorunlar, avukatlar, soruşturmalar, atılan yersiz iftiralar, ölen hasta, ölen doktor.. Ve bir anda kendini birbiri ile bağıntısı olan intihar süsü verilmiş cinayetlerle karşı karşıya buluyor.
youtube.com/watch?v=pDOvSqZ... Pınar Kaçar Özkent Kitap Özeti: Never Split The Difference Yazar: Chris Voss Kitabın Türkçe Adı "Sen Bitti Dediğinde Müzakere ve Arabuluculuk sanatı" "İkna diyince aklımıza genelde toplantı odaları veya uzman bir satış görevlisi geliyor belki. Ya da müzakere diyince, bir arabulucu avukat. Aslında müzakere günlük yaşamın önemli bir parçası. Bir tatil konusundaki fikir ayrılığında eşinizle uzlaşmaya çalışırken de, çocuklarınız yatma saatini geçirmek ve bir çzigi film daha izlemek isterken de.. Aynı durumdan farklı sonuçlar elde etmek isteyen iki veya daha fazla kişi olduğunda, müzakere devreye giriyor temelde. Hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu kabul etmek ilk adım. Yoksa, her seferinde bir başkasının doğrularını yaşarsınız. Bugünkü özette bu müthiş kitaptaki birkaç müzakere tekniğinden bahsedeceğim. Yazarımız Chriss Voss eski bir FBI ajanı. Kendisi bir rehine müzakerecisi.. Hayatı çetelerle, terör grupları veya psikopatlarla geçiyor. Emekliliği sonrası müzakere konusundaki deneyimlerini aktardığı Never Split The Difference kitabını kaleme alıyor ve kitap listelerde uzun süre bestseller olarak kalıyor. Ülkemizde de aslında “Sen Bitti Dediğinde” ismiyle, okur dostu yayınevlerinden Sola Unitas tarafından yayınlanmış, ancak ben hak ettiği ilgiyi gördüğünü düşünmüyorum. Bugün kitaptaki ana fikirleri 4 ana başlıkta sizlere aktarmaya çalışacağım, ama özet kitabın yerini asla tutmaz. Kitabın aslını okumanızı da samimiyetle tavsiye ederim." ~Pınar Kaçar Özkent
Baba Voss
Ne okuduğum kitaplarda, ne de izlediğim dizi filmlerde hiçbir karakteri seni sevdiğim kadar sevmedim Baba.. )):