“Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden, ya da kendisine (Allah’tan) vahyolunmadığı hâlde “ bana da vahyolunuyor” diyenden daha zalim kim olabilir? “
Kur’an vahyinden sonra vahiy aldıkları iddiasıyla ortaya çıkan insanların, nebi-rasul terimlerinin üzerinde bir türlü söz birliği edilemeyen anlam farklılıklarından medet ummaları, bir kelime istismarından başka bir şey değildir. Çünkü, aslolan vahiy almak değil, aslolan geldiği iddia edilen vahyin Allahtan geldiğini garanti altına almaktır.
Süyuti, nübüvvet ile risaleti birbirinden ayırarak, birincisini sadece haber alma, ikincisini ise aldığı haberi başkalarına ulaştırma görevi şeklinde açıklar.
Usulcülerin ıstılahında nübüvvet sadece vahye muhatap olan; risalet, bu vahyi insanlara bildirme misyonuyla gönderilen kimse için kullanılmaktadır. Fakat fıkıhçıların geneline göre nebi kendisinden önceki şeriatla bağlı olarak gelen, fakat rasul bağımsız bir şeriatla gönderilen peygamberdir.