Vatandan aşka, aşktan vatana…𓍼ོ
Puan vermedi·72 syf.··
2026 11. kitabı
Okuduğum bu kitap sadece bir tiyatro oyunu değil; vatan aşkı ve Aşkın fedakarlığını harmanlayan bir eserdir. Eserde hem vatan için mücadele edenlerin hem de duyguların mücadelesini cepheye taşıyanların durumunu anlatmaktadır. Özlem, cesaret,aşk,fedakarlık,milli duygular…
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,6bin okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:26
Yazarımız sanki bir dere kenarında yahut bir ağaç gölgesinde ya da ay ışığıyla aydınlanmış bir odada yazmış sanki bu cümleleri bizim için... Huzur verici sayfalardı. Aşk, ilahi aşkla dolu kısa yazılar. Okumak keyifliydi. Kendisini tanıdığım için mutluyum. Teşekkürler Sâmiha Ayverdi.
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025426 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 109. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:41
Şairin vedası- forrest gander Bir şairi dölleyen sanırım kelimelerdir çünkü velûd bir şair kelimelerle arası iyi olandır ve sanırım bu yüzden kitap acılar ve çığlıklarla dolu bir doğum sahnesiyle başladı. Her ne kadar kitabın başında roman yazıyor olsa da ilk bölümü bitirip ikinci bölüme başlayınca farklı hikayelerin anlatıldığı bir kitap olduğunu düşündüm. Sanırım arka planda cızırdayan bir pikap iğnesi gibi yazar hayatın parçalı kırıklar ve parçalanmış zamanlardan oluştuğunu dinletmeye çalışıyordu okuyucuya. Üçüncü bölüm kelimelerden ibaretti. Sanki bir şairin zihnindeki kelimeler çarpıyordu okuyucunun suratına. Bir noktadan sonra anlamaya çalışmanın boş olduğunu anladım, çünkü yazar sadece kendi zihninin koridorunda Esen rüzgarı hissettirme çabasındydı. Okuyucu burada munfail: dinlemek ve maruz kalmak durumundaydı. Son bölüm ise sondu. Yazarın/şairin sonu. Onun ayarladığı, onun uyarladığı bir son. Ve yine onun kurduğu son cümleyle bitirmek zorundaydınız kitabı. Son cümleyi de okuyarak bitirdim kitabı. Bende ne kaldı? Yahut tercüman bu kitabı neden çevirdi?
Şairin VedasıForrest Gander · Yapı Kredı Yayınları · 201977 okunma
Guylain
Puan vermedi·133 syf.·
2026 59. kitabı
Okumuş olmamın üzerinden çok zaman geçmiş olsa da bu kitap hep görünmeyen insanları görünür kılacak zihnimde. Görev yaptığımız yerde, çalıştığımız mekânda yahut bir vagonda.. Görünmez olan o insanlar, o silik addedilen zihinler. Yaşlılar, mutsuzlar, işine anlam yükleyenler, herhangi bir anlam yüklemeden işini devam ettirenler.. Ne zaman umumi bir tuvalette hizmet veren birini görsem bu kitap geliyor aklıma. Ya da biraraya toplanmış bir yaşlı grubu görsem rastgele bir kitaptan bir pasaj açıp sesli okumak arzusu. Edebiyat bu duygusu bırakabiliyorsa edebiyat. Dolayısıyla da takdire şayan.
Hayata Dair
6.27 TreniJean Paul Didierlaurent · Can Yayınları · 20171,340 okunma
10/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:00
Badiou, etiğin tekil ve evrensel olduğu yaygın kanaat ve teorileri reddeder. Tekil ve evrenselliğe dayanan, "Bir"i meydana getiren etik, Kötü üzerinden İyi'yi kuracaktır. Örneğin, siyasette etik, Nazi'lerin olumsuzlaması üzerinden ilkelerini ortaya koyar. Yahut, İnsan Hakları, "kurban" insan figürünün azaplarını baz alarak yasaklar getirir ve ardından İyi'yi kurar. Badiou ise hakikatler etiğini önerir. Hakikatler etiği, çoklu hakikatlerin her birinin kendi içinde öncelikle İyi'yi meydana getirmesidir. Badiou, hakikati meydana getiren şeyin "olay" olduğunu söyler. Bir "olay"ın insanı çağırması ile insan o güne kadarki cesedinden sıyrılır ve olayın çağrısına kulak vererek onun oluşturduğu hakikat sonsuzluğunda sürüklenmeye karar verir. Antigone'nin, erkek kardeşi ölüp "hain" ilan edilince Kral Kreon'a karşı başkaldırısı bu sürüklenmenin güzel bir örneğidir. "Olay" burada öldürülme ya da hain ilan edilme değildir, kardeşinin onurudur ve bu onur Antigone'yi çağırmıştır. Hakikat oluşumu ise hain ilan edilmiş kardeşinin, "hain" sıfatının ötesinde toplumun bastırdığı gerçekliğidir. Hakikat bu gerçeklik içinde sonsuza dek büyür, bu hakikate iştirak edecek insan ise bu hakikatin içinde "sürüklenerek" ve bu sürüklenmeye "sadakat" duyarak özneleşir. Aşk da bu çoklu hakikatlerden birisidir. Aşık olmamız, bir "olay"dır, bakışımız ile olay bizi çağırır ve hakikatin kapısı bize açılır. Etik, ancak bu hakikatlerin sadakati etrafında hakikatlerin farklı farklı gerçekliklerinde ortaya çıkabilir. Badiou'nun hakikat düsturu "Devam et!"tir. Hakikate sadakat, arzudan vazgeçmeden devam etme ile oluşur. Buradaki arzu, Lacancı bir arzuya tekabül eder. Lacancı arzu hiç de insana zevk veren, onun mutluluğunu umursayan bir fenomen değildir. O, Sokrates'in kendisini ölüme kadar götürdüğü
Felsefe
EtikAlain Badiou · Metis Yayınları · 2019144 okunma