Puan vermedi·93 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:08
Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı romanı, ilk bakışta iş arayan birkaç köylünün hikâyesi gibi görünür. Ancak aslında insanın değişen dünya karşısındaki çaresizliğini, eski hayatın yavaş yavaş yok oluşunu ve modernleşmenin bedelini anlatan oldukça hüzünlü bir eserdir. Romanda Çukurova’da yıllardır ırgatlık yaparak yaşayan beş arkadaşın hikâyesini okuruz. Traktörlerin ve makinelerin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların emeğine duyulan ihtiyaç azalmıştır. Daha önce yüzlerce kişinin yaptığı işi artık birkaç makine yapmaktadır. Bu yüzden kahramanlar köy köy, çiftlik çiftlik dolaşarak iş ararlar. Fakat gittikleri her yerde aynı gerçekle karşılaşırlar: Dünya değişmiştir ve onlar bu yeni dünyada kendilerine yer bulmakta zorlanmaktadır. Yolculuk ilerledikçe mesele sadece iş bulmak olmaktan çıkar. Kahramanlar aslında farkında olmadan kaybettikleri dünyayı aramaktadırlar. Eskiden insanların birbirine daha yakın olduğu, emeğin değer gördüğü, toprağın ve insanın daha farklı anlamlar taşıdığı bir düzen artık geride kalmıştır. Yaşar Kemal bu değişimi ne romantik bir nostaljiyle ne de kör bir ilerleme övgüsüyle anlatır. O, modernleşmenin getirdiği kazanımların yanında insandan neleri alıp götürdüğünü göstermeye çalışır. Traktör tarlayı daha hızlı sürmektedir ama bir insanın ekmeğini de elinden almaktadır. Verim artmaktadır fakat insanların birbirine olan bağı zayıflamaktadır. Roman boyunca kahramanlar umutla yollarına devam ederler. Belki bir yerde iş vardır, belki bir kapı açılır diye düşünürler. Ancak her yeni durak onları biraz daha hayal kırıklığına uğratır. Bu yolculuk aslında dışarıya yapılan bir yolculuktan çok iç dünyaya yapılan bir yolculuğa dönüşür. İnsan, hayatını anlamlı kılan şeyleri kaybettiğinde ne yapar? Kendini nasıl tanımlar? Çalışamadığında, üretemediğinde ve
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
6/10
·328 syf.··
2026 11. kitabı
Eileen, ailesinin sessiz ve içine kapanık çocuğuydu. Ablası Lola ise tam tersine dışa dönük ve dikkat çeken biriydi. Hatta Eileen, bir dönem Lola ve arkadaşlarının alay konusu olmuştu. O yıllardan kalan en önemli kişilerden biri de Simon’dı. Yıllar geçtikçe Eileen ve Simon’ın ilişkisi farklı bir boyut kazanmaya başladı. Bu sırada Eileen’in hayatında Aiden vardı. En yakın arkadaşı Alice ise bir yazardı. Bir süre birlikte yaşadıktan sonra yolları ayrıldı. Daha sonra Alice’in zor bir dönem geçirdiğini öğrenen Eileen, onunla mektuplaşmaya başladı. Alice yeni hayatına alışmaya çalışırken bir tanışma uygulaması üzerinden Felix ile tanıştı. İlk karşılaşmaları pek iyi geçmese de iletişimlerini sürdürdüler ve zamanla birbirlerine yakınlaştılar. Roman, Eileen, Simon, Alice ve Felix’in birbirleriyle kesişen hayatları üzerinden dostluğu, aşkı, iletişimi ve modern ilişkilerin karmaşıklığını anlatıyor. Karakterlerin duygularını ve düşüncelerini samimi diyaloglar aracılığıyla işlerken, insan ilişkilerindeki belirsizlikleri ve yakınlık arayışını da merkezine alıyor.
Güzel Dünya Neredesin?Sally Rooney · Can Yayınları · 20222,625 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Enformasyon çağında insan olmanın bedeli nedir?
8/10
·72 syf.·
2026 32. kitabı
Keyifli okumalar dilerim:) Enfokrasi puanım 8/10 instagram.com/p/DZkvAqsiLxV/?... Byung-Chul Han bu kitabında modern demokrasinin sessiz ama köklü bir dönüşüm geçirdiğini ileri sürer: artık iktidar kaba baskıyla değil, enformasyonun akışıyla çalışmaktadır. Bu yeni rejimin adı onun ifadesiyle *“enfokrasi”*dir. Enfokrasi nedir? Han’a göre enfokrasi, bilgilerin, verilerin ve algoritmaların siyaseti şekillendirdiği bir düzendir. Bu düzende gerçeklik, ortak bir hakikat etrafında değil; sürekli akan, parçalanmış ve hızlı tüketilen enformasyon parçaları üzerinden üretilir. Bu durum demokrasinin temel zemini olan “ortak tartışma alanını” zayıflatır. Çünkü düşünmek yavaş bir süreçtir; fakat dijital alan hız ister. Demokrasinin krizi: hız ve dikkat ekonomisi Han’ın en güçlü eleştirilerinden biri şudur: Demokrasi, yavaşlık ve müzakere gerektirir. Oysa dijital çağda: * dikkat dağınıktır * bilgi aşırı boldur * duygular hızlı tetiklenir * düşünce yerine tepki geçer Bu nedenle siyaset, fikirlerin çatıştığı bir alan olmaktan çıkar; en çok dikkat çeken içeriklerin kazandığı bir gösteriye dönüşür. Şeffaflık = özgürlük mü? Han burada kritik bir tersine çevirme yapar:
EnfokrasiByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2022415 okunma
Kadının Adı Yok
2/10
·182 syf.··
2026 8. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:43
Duygu Asena’nın 1987 yapımı "Kadının Adı Yok" eseri, edebi bir şaheser olmaktan ziyade, Türkiye’de kadın hareketinin fitilini ateşleyen sosyolojik bir manifesto ve dönemsel bir belgedir. Romanın başkahramanının bir isminin olmaması, onun kişisel hikayesini aşarak erkek egemen toplumda baskı gören, kimliği "birinin kızı" ya da "birinin eşi" olmakla sınırlandırılmış tüm kadınların ortak sesi haline gelmesini sağlar. Yazıldığı dönemin toplumsal tabularını korkusuzca yıkan eser; cinsellik, evlilik içi mutsuzluklar ve kadının bedensel özgürlüğü gibi konuları ilk kez bu kadar açık yüreklilikle masaya yatırmıştır. ​Edebi açıdan incelendiğinde ise kitap, sanatsal derinlik ve karakter tahlilleri bakımından zayıf ve didaktik bulunabilir. Duygu Asena, karmaşık metaforlar yerine bir gazeteci yalınlığıyla, konuşma diline yakın ve adeta bir günlük hafifliğinde bir üslup tercih etmiştir. Bu durum, romandaki kadın ve erkek karakterlerin bazen çok keskin ve tek boyutlu (stereotipik) kalmasına yol açsa da, kitabın her sosyo-ekonomik düzeyden okuyucuya hızla ulaşmasını ve geniş kitleler tarafından tüketilmesini kolaylaştırmıştır. ​Sonuç olarak kitap, estetik ve kurgusal derinlik arayan okurları tamamen tatmin etmeyebilir; ancak kadının var olma mücadelesini ekonomik bağımsızlık ve eğitim eksenine oturtarak yapıcı bir çözüm sunması bakımından tarihi bir öneme sahiptir. Bugün okunduğunda içerdiği bazı isyanlar günümüz kuşağına basit veya tanıdık gelse de, bu durum eserin güncelliğini yitirdiğini değil, açtığı yol sayesinde bugün bu tabuların çok daha rahat konuşulabildiğini kanıtlamaktadır.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 106. kitabı
Hazal Aba Kızıltepe 2 Mahira nın öğretmen abisi Volkan ın en yakın arkadaşı olan Avukat Sancak,Mahira ya oldum olası düşkündür.Herkes bunu kardeşçe bir sevgi olarak düşünse de genç adam uzun zamandır yakın arkadaşının kızkardeşine platonik bir aşkla bağlıdır.Volkan da bunun farkındadır.Sessiz sedasız gelişecek olayları takiptedir. Zaman içinde gelişen olaylar Sancak ın duygularını itiraf etmesini sağlar ve Mahira da için için mahallenin Avukatı,abisinin en yakın arkadaşı Sancak a vurulduğunu farkeder. İlk kitapta Mahira nın geçmişteki hayırsız sevgilisinin peşinden gittiğine şahit olan Sancak ın geçirdiği trafik kazasıyla yüreğimiz ağzımıza gelmişti. Kaza haberini alan Mahira nın yaşadığı vicdan azabı biz okurlarında yüreğine işlerken Sancak şifaya kavuşup hastaneden çıkıyor. Abisi Volkan,Sancak ve yakın arkadaşı Ela ile kısa bir yolculuğa çıkıyorlar ve yolculukta birbirine iyice bağlanıyorlar. Mahira ve Sancak ikilisinin karşılıklı diyaloglarını merakla okurken kitap oyle bir yerde bitti ki ayıkla pirincin taşını dedim Nerede bitti derseniz? İkinci kitabı okumalısınız derim Bu arada Mahira nın moda tasarımı okuyan,mahalleden en yakın arkadaşı olan Ela Yıldıray ın,içten içe abisi Volkan a vurgun olduğunu okuyoruz. Serinin sonunda yazarımızdan yeni bir aşk hikayesi müjdesi alabiliriz gibi geldi arkadaşlar. #aşkhikayesi okumayı sevenler #kızımtepe serisini okuyabilir diyorum. Kalın sağlıcakla @bkmkitapcom Gizem Nur Topal Serpil Meriç Seher Koyunlu @hazalabaa LAPİS YAYINLARI #kitap41 #bkmkitap #okuyanterazi
Kızıltepe 2Hazal Aba · Lapis Yayınları · 2024152 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İskoç kaçamağı kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün sizlerle iskoç kaçamağı hakkında yorum yapmaya geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim.Bonnie,üç işinden kovulduktan sonra ve en yakın arkadaşı Dokota,kız arkadaşından ayrıldıktan sonra bir macera yaşarlar.Dokota,bir iş başvurusu görür.İskoçya'da..Önce gitmek istemez,orada ne yapacaklarını bilemeyeceklerini,kendini bulması gerektiğini söyleyen Bonnie,Dokota'nın ısrarı ile başvuruyu yaparlar.İskoçya'ya gittiklerinde ne bulacaklarından emin değillerdi ama kesinlikle huysuz bir İskoç bulmayı beklemiyordu Bonnie.Dokota ise yeni bir kız arkadaş bulmayı beklemiyordu.Öncelikle bazı zamanlarda kızsam da Bonnie ve Dokota arasındaki arkadaşlık çok güzeldi.Birbirlerine kızsalarda her zaman beraber savaştılar.Sonra bir de Rowan var.Hayatımda okuduğum en tatlı karakterlerden birisi.Evet,bazı zamanlarda kendisine kızdığım zamanlar oldu ama gerçekten iyi bir bahanesi vardı hemde çok iyi..Ama ona aşkının peşinden gitmesi için destek veren babası ile barışması ve Bonnie'ye aşık olması çok güzeldi.Muhteşem bir kasabaydı.Komikti,eğlenceliydi bir o kadar da tatlıydı.Her zaman gitmek isteyebileceğimiz bir yerdi.İskoçya'ya gitme isteği yarattı bende. :) Her nasılsa Dokota ve Isla arasındaki ilişkiyi de sevdim ayrıca.Evet,Dokota çok özgüvensiz birisi ama o da eski kız arkadaşından kaynaklanan birşey olduğu için birşey de diyemiyorum.Hepimiz bazen bazı insanlar yüzünden özgüvensiz olabiliyoruz.Smut sahneleri fena değildi ama daha iyi olabilirdi.Romantizm kısmı da geliştirebilirdi ama bence komedi kısmı gerçekten güzeldi.Bazı yerlerde kahkaha attığımı söyleyebilirim.Kısacası güzeldi ama romantizm yönü bir tık daha desteklenebilirdi bu yüzden puanım 10 üzerinden 8.Eğer romantik komedi kitaplarını seviyor ve İskoçya eteklerine
İskoç KaçamağıMeghan Quinn · Ren Kitap · 2024209 okunma