«Bir günde beş ölüm bir sahil kolonisi için korkutucu bir şey ve biz de çoğunlukla eski bir insan geleneğine uyup yakın zamanda ölenlerin ne kadar aptal olduklarını birbirimize anlatarak onların başına gelenlerin bizim başımıza gelmeyeceğine kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz.»
"İnsan hayatta her şeye erişebilir, dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir, hayat insana her şeyi verebilir, insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevlerini, eğilimlerini, ritmini değiştiremez; ona yakın, onun için önemli biri olsa da karşısındakini bütünüyle karakterize eden başka türlülüğünü değiştiremez."
« Tıpkı Osmanlı’nın son günleri... Sığınmışlar düvel-i muazzamaya. Ağzının içine, eline bakıyorlar. Süründürmeye bayılıyor onlar da... Ne ondurur, ne güldürürler. Yüz yıla yakın var ki, ülkede dönemselleşti bu. Tam böyle anlarda, birilerinin ayranı kabarır. Duman ederler ortalığı... Vatan, millet derken bir bakarsınız eski hırsızlar yine yerlerini almışlar. Bir tür oyun. Tefeci-bezirgân, finans-kapital ortaklığının indi bindi oyunu.»
Sayfa 90 - Everest Yayınları, 1. Basım: Ekim 2004·Kitabı okuyor
".. Bütün bu anlattıklarımızdan sonra bil ki, köy ve beldeni bir tarafa bırakalım, kendi evinde bile yetki senin elinde değildir. Bütün yetkiler Allah'ın (c.c) kudreti dahilindedir. O halde bu dünyaya bel bağlama. Sonra fırsat elinden kaçar, Rabbü 'l aleimn' e yakın olmak ve cennet nimetlerine kavuşmak gibi ebedi nimetlere sahip olma şerefinden mahrum olursun."
Eğer Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bilgisi vahiy kaynaklı olmasaydı, üç aşağı beş yukarı cahiliye Araplarının
dînine yakın özellikler göstermesi beklenirdi. Oysa vakıa öyle değildir.