"gayrı dayanamam ben bu hasrete"
ya beni de yitir
ya sen de git
beni götürdüğün yere...
türküleri sev
yalan kahkahalardan uzak dur
canımın suyuyla yıka ellerini..
aklımın maharetiyle giydir
en mavi yerlerini...
"Papatyalar öldü, ben seni unuttum," dediğimde başını iki yana sallarken, "Hayır," dedi bir kere daha. "Papatyalar ölmedi, çünkü ben buna hiç izin vermedim. Ve sen de... Unutmadın beni çünkü kalbin beni sevmekten bir an olsun vazgeçmedi," dediğinde, "Ne demek istiyorsun?" dedim anlamayarak. Düşündüğüm ihtimalin gerçekliği bile aklımı karıştırıyordu artık.
"Papatyalar ölmedi," dedi gözlerini bir an olsun gözlerimden ayırmadan. "Ne zaman ölecek gibi olsalar yenilerini ektim bahçene. Çünkü papatyalar umuttu, papatyalar sana beni hatırlatıyordu ve papatyalar bana sana dönmek için umut veriyorlardı," dediğinde, "Yine yalan söylüyorsun," dedim buruk bir fısıltıyla. "Yoktun ki sen..."
"Sen papatyalara bizi anlatırken oradaydım," dedi buruk bir hüzünle. "Yıldızlara bakıp ağlarken seninle ağladım ben de," dedi dolan gözleriyle. "Sabahları seninle yürüdüm bu sokaklarda, aynı dolmuşa bindik defalarca kez. Sen hiç bakmadın ardına... Bir kere baksaydın görecektin oysaki beni," dediğinde başımı iki yana salladım inanmak istemeyerek.
"Yalan söylüyorsun."
"Ben... Sana hiç yalan söylemedim," derken yalvarır gibi baktı gözle rime. "Sen herkese söylediğim yalanları duydun sadece. Ben sana yalnızca sustum. Keşke susmasaydım dediğim gecelerde düşledim seni. Her sabah imkânsız olsa da senin sesinle uyandım. Ben... Seni yazdım, seni düşledim. Ben... Senin hayalinle yaşadım," derken elime uzandığında elimi çekecek gücü kendimde bulamadım.
"Ben... Seni çok özledim Zühre yıldızı."