Yüce Allah bir kulunu severse, onu en faziletli vakitlerde, en faziletli amellerde meşgul eder ve kendisine en üstün sevabı verir. Ama bir kulundan hoşnut olmazsa onu, faziletli vakitlerde en kötü amellerle meşgul eder. Böylece onun, dini emirlere hürmetteki noksanlığı ve haramlara dalması yüzünden kötülüğü artmış olur. Denilmiştir ki; İlâhî yardıma ermenin alameti üçtür. Bunlar: 1- Bir niyetin olmadan da iyi amellerin karşına çıkması. 2- İstediğin halde bile, kötülüklerin senden uzaklaştırılması. 3- Dar ve geniş anlarda Allah’a yönelme ve yalvarma kapısının açılması. İlâhî yardımdan mahrum olmanın alameti de üç tanedir. Bunlar: 1- İstediğin halde hayırlı amellerin senin için zorlaştırılması. 2- Kaçıp kurtulmak istediğin halde kötülüklerin kolayca önüne gelmesi. 3- İyi veya kötü bütün hallerde Allah’a yönelme ve yalvarma kapısının sana kapanmış olması. Allah Teala’dan lütfuyla güzel yardım ve hayırlara yönelme isteriz. Sonu kötü olan kaza ve kaderlerden O’na sığınırız.
Sayfa 268 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Aman, ne rahatlık! Ne derin, ne sevimli, ne pişmanlıksız bir rahatlık bu! İçinde hiçbir pişmanlık duymadan birisiyle ilgiyi kesmek... İlginin her günkü külfetlerinden kurtulmak... Bu hissi, bu rahatlığı yalnız kendimde duyduğumu sanır, az buçuk üzülürdüm. Sonra o küsümün de rahatladığını, selamsız sabahsızlığımızdan onun da tat duyduğunu sezinleyince bir ara, sevincim bütün bütün arttı. Azıcık pişmanlığa benzemiyor mu bu rahatlık diye düşündüğüm oluyor. Hayır hayır! Pişmanlığın tadı da başkadır. Ah küsüşüne, küstürdüğüme pişman olabileceğim bir arkadaşım olsa da gidip ayaklarına kapansam!.. Çocuklar gibi "Yalvarma!" dese de yine konuşmasa. O güzel pişmanlık hissi çocuklukta kaldı. Şimdi nerede? Ara ki bulasın. Sonuna kadar küsüp yeni dostluklar kuracağız. Bu iş sonuna kadar böyle gidecek. Kim bilir belki de bu böyle olduğu için, tecessüsümüz hiç eksilmeden yeniden yeniye doğduğu için yaşamak insanlarla beraber güzel değilse bile çekici (cazip manasına) bir şeydir.
Sayfa 120 - Türkiye İş Bankası-Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Doğru dua, yalvarma duası değil, şükran duası olmalı.
Kalbî amellerle ilgili olan batınî şartlar
Örneğin, insanın kalbi/gönlü gaflet içerisinde bulunuyor, böyle gaflet içindeki bir kalb ile, “Rabbim! Bizi sırat-ı müstakime/doğru yola ilet.” Fatiha, 1:6 diye yakarmanın ne anlamı olabilir? Bundan asıl amaç yalvarma ve yakarma, bir duâ değilse, gaflet içerisinde dili hareket ettirmenin manası nedir ki? Özellikle de bunu adeta bir gelenek haline getirmişse bunun bir anlamı olabilir mi?
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Alıntı