Bana istediğim ve hakkım olan şey ödenmedi ama Cortlandt’ın sahipleri, kendi istedikleri şeyi benden aldılar. Onlar mümkün olduğunca ucuza çıkarılmış bir yapı şeması istiyorlardı. Bunu istedikleri gibi yapabilecek başka hiç kimseyi bulamadılar. Ben yapabilirdim ve yaptım. Çalışmamın yararlarını aldılar, beni de bunu onlara hediye olarak vermeye zorladılar ama ben hayırsever değilim. Bu tür hediyeler vermem.
Kafasında yeni bir düşünce oluşurken Bert kaşlarını çatmıştı. "Ben birçok kere kötü şansla yüz yüze geldim," dedi. "Birçok işe girdim, hepsi kötü gitti. Buraya taşınırken, kendimi lanetlenmiş hissediyordum." Birden, aklına geliveren şeye sevinçle güldü. "Ne yaptım dersiniz? İlk fırsatta kendime lanetli diye bilinen bir çiftlik aldım. Düşünüyorum da, belki benim lanetimle çiftliğin laneti kavgaya tutuşmuş, birbirini öldürmüştür. Ben ikisinin de yok olduğundan eminim."
Çevresindekiler de onunla birlikte güldüler. T.B. Allen elini tezgâhın üzerine şaklattı. "Amma iyi!" dedi. "Ama benim aklıma daha iyisi de geldi. Belki senin lanetinle çiftliğin laneti çiftleşmiş, yavru verecek çıngıraklı yılanlar gibi topraktaki bir deliğe saklanmışlardır. Belki biz göz açıp kapayana kadar, Cennet Çayırları'nı bir yığın yavru lanet saracaktır."
"Evet, doğru, ben kendi yaşantımdaki güzelliklerin tadına varmak yerine, başkalarını kıskanarak, onlar gibi yaşamanın peşindeymişim bugüne kadar. Kendimi daima şanssız, başkalarını da hep şanslı gördüm. Kendimi buna inandırdım. Başka hayatlara bakarken pembe, kendi hayatıma bakarken ise siyah camlı gözlük kullanıyordum. Çıplak gözle bakmayı hiç denememiştim. Bunu neredeyse ilk kez burada yaptım ve yaşamın gerçek renklerinin çok daha güzel olduğunu fark ettim. İşte o andan itibaren, şans diye peşinden koştuğum şeyin, anlamını yitirmeye başladığını gördüm. Bundan sonra, gözlerimle yaşam arasına hiçbir şeyin girmesine izin vermeyeceğim. Doğruyu görene kadar bakmaya devam edeceğim. Ve artık başkalarından çok kendi hayatımla ilgileneceğim. Meğerse ihmal ettiğim ve görmezden geldiğim ne kadar çok şey varmış. Mutsuzluklarımın büyük bir kısmının, mutluluklarımı yok saymamdan kaynaklandığını anlıyorum."