Yaşamımın ağını gözyaşlarımla örüyorum, bir örümcek gibi..
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Her insanın içinde kimsenin göremediği bir Mariana Çukuru vardır belki de. Acıların, kayıpların, korkuların ve sessizce taşınan yüklerin saklandığı bir yer… Bu kitap bana, en derin yaraların bile zamanla iyileşebileceğini hatırlattı. Bazı hikâyeler bitince sadece kapağını kapatmıyor, bir süre içinde yaşamaya devam ediyorsun.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mezarlıklar çok yeşildir bilirsiniz. Orada her ağaç ziyaretçilerin gözyaşlarıyla büyür. Mezarlıkta ağlamayı deneyecektim.. Şansa bakın ki yirmi sekiz yaşında ölen bir delikanlının defni vardı. Onun ölmediğine inandım zira yirmi sekiz yaş ölüm için hem erken hem de geçti. Ayılıp bayılanlar, gömleğini yırtanlar. Aralarına sızıp zorladım kendimi.. Son bir gayretle yoğunlaşıp sıktım gözkapaklarımı. Sebepsiz bir gülmeye yakalandım. Kahkahalarım onların ağıtlarını bastırdı. Beni taşlayan bir grup insandan canımı zor kurtardım. Önce vapurda, sonra metroda gülmeye devam ettim. Şimdi anlıyorum ki ben gülerken ağlıyormuşum.
Terapinin amacı geçmişi düzeltmek değil, hastanın kendi geçmişiyle yüzleşmesini ve yasını tutmasını sağlamaktır.
Şa'vâne el-Âbide (R.A.) her gece yas tutar, sabahlara kadar ağlardı. Bir gün bir topluluk yanına girip onu teselliye çalıştılar ve: «Nefsine acı.» dediler. O da onlara şu karşılığı verdi: «Vallahi ben, gözlerimden yaş yerine kan akıtmak istedim, Tâ ki bedenimdeki kandan bir damla kalmasın.» Münacâtı sırasında şöyle derdi: «Allah'ım, Seni tanıdıktan sonra günaha el sürmüş olanları affet.» Şu cümle de onun münacâtındandır: «Allah'ım, sana karşı kusurlarım müstesna, yaptıklarım hep senin bana olan sevgin sebebiyledir.» Kendisine sormuşlar, «Allah'ın seni sevdiğini nereden biliyorsun?» diye. O da şu cevabı vermiştir: «Eğer Rabbim beni sevmemiş olsaydı, hiç başkaları uykudayken beni huzurunda mı tutardı.»
Sayfa 364
Birlikte yaşamaları mümkün değil: Bunu Hamnet da görüyor,Judith de. Ikisine de yetecek kadar hayat, hava, kan yok. Belki de hep böyleydi. Birinden biri yaşayacaksa, bu Judith olmalı. Hamnet öyle istiyor. Yorganı iki eliyle sımsıkı tutuyor. Hamnet öyle buyuruyor. Öyle olacak.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Alıntı