Ali Kuzu

Ali Kuzu

Yazar
7.3/10
210 Kişi
·
504
Okunma
·
73
Beğeni
·
22.993
Gösterim
Adı:
Ali Kuzu
Unvan:
Araştırmacı-Gazeteci, Yazar
Gazeteci ve Araştırmacı-Yazar Ali Kuzu'nun bu zamanda kadar 100'e yakın araştırma ve inceleme kitabı çeşitli yayınevlerinde yayımlanmıştır. Yazar evlidir ve İstanbul'da yaşamaktadır.
Laiklik, bu bakımdan Türkiye’de yalnız din ile devletin ayrılması demek değildir, özgür düşünceyle de düşünmek demektir.
“Matematiği belleme, kendin yap, anla!” diyen Arf, gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası. En çok kullanılan kağıt paramızda Cahit Arf var... 10 liralık banknotların arka yüzünde Cahit Arf’ın resmi ve dünyada tanınmasını sağlayan “Arf Değişmezi ”nin formülü bulunuyor. "
Atatürk'ün İslam dinine yaptığı hizmetleri özet olarak şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Kur'an'ı, ilk kez Türkçe'ye çevirtti, bastırdı ve ücretsiz dağıttırdı. " Ben Müslümanım diyen Türk insanı dinini anlamaya başladı." ( 1927 -İsmail Hakkı İzmirli'nin çevirisi)
2- Kur'an'ın bilimsel tefsirini yaptırdı, bastırdı ve ücretsiz dağıttırdı. ( Hak Dini Kur' an Dili ismi ile 1936 yılında Elmalılı Hamdi Yazır)
3- İmam Buharı'nın sağlam hadislerinin çevirisini yaptırdı ve aynı şekilde halka ulaşmasını sağladı. ( 1932 , Ahmet Nazım, Kamil Miras)
4- Arapça okunan ve dinleyenin anlamadığı, hutbe okuma işini Türkçe'ye dönüştürdü. ( 1932)
5- Camilerin din görevlisi ihtiyacını karşılamak için"İmam Hatip Okulları" açtı.
Atatürk çobana sorar;
-Türküyü sen mi söylüyorsun?
-Evet.
-Sesin çok güzel, okumanda fena değil.Burada da söyle de dinleyelim.
-Demirciler Demir döğer tunç olur...
-Biis!...Biis!..." diye bağırır Atatürk
Çoban bu lafı anlamaz ve devam eder Atatürk
-Biis demek,beğendik,bir daha söyle tekrar et demektir.
Çoban türküyü tekrarladı.O zaman Atatürk cebinden bir elli lira çıkardı çobana verdi.Çoban paraya baktı ve memnun bir tavırla:
"Biis!...Biis!... "diye bağırdı

Atatürk, bu zeki hareket ve cevap karşısında o kadar memnun oldu ki bir elli liralık daha çıkarıp verdi.Yanındakilere;

"İmkan olsaydı da Mussolini şu sahneyi görseydi ve cevabı işitseydi, hangi millete NUTUK söylediğini anlardı.
"Çocuklar geleceğimizin garantisidir."diyen Atatürk, ulusal bağımsızlığımızı ilan ettiği günü de çocuklara armağan etmiştir.Bütün dünya ülkelerinden sadece Türk çocukların Ata'sı bunu düşünebilmiş ve her yıl kutlanmak üzere çocuklara bir bayram hediye etmiştir.
Atatürk sorar;
-En çok kimi seviyorsun bakayım, anneni mi babanı mı?
-Ben en çok seni severim.
-Atatürk olduğum için mi?
-Evet.
-Ne yaptım ki bu kadar çok seviyorsun ?
-Düşmanları denize döktün. Memleketi sen kurtardın.

Atatürk saatini hediye eder çocuğa...
ATATÜRK'ü yaptığı işlerle tanımak güçtür;yaşadığı hayat ve düşündüğü şeylerin maddi ölçülere sığmayan yüksek felsefesi ile tanımalıyız.O, gittikçe farkına varılan derin bir psikolog, fikirleri istediği kalıba döken bir mantıkçı, dünyaya yol gösteren bir terbiyeci ve nihayet filozofların düşündüğü BÜYÜK İNSAN MODELİDİR!
Ali Kuzu
Sayfa 9 - Kariyer Yayıncılık
Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü,
Yıldızı ve ikbal ışığısınız.
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.
Kendinizin ne kadar önemli,
Değerli olduğunuzu düşünerek
Ona göre çalışınız.
Sizlerden çok şey bekliyoruz.

Mustafa Kemal ATATÜRK
Geçmişi iyi bil ki
Geleceği sağlam basasın.
Nerden geldiğini iyi bil ki
Nereye gideceğini unutmayasın.
Şeyh Ebadileden Osman GAZİ'YE...
208 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi,benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir." diyor Mustafa Kemal Atatürk. Bugün öyle bir noktaya geldik ki Atatürk'ün fikirlerini,duygularını ve bu ülke için yaptıklarını bir kenara bırakıp Atatürk'ün dini üzerine konuşuyoruz,kitaplar yazıyoruz. Atatürk'ün dinsiz olduğunu iddia edenler var, Atatürk'ün dinine çok düşkün bir sofi olduğunu iddia edenler var, Atatürk'ü yerlere göklere sığdıramayan var, Atatürk'e küfreden var. Yahu arkadaşlar yapmayın. Birini seviyorsanız yanlışını da sevin ve kabullenenin, sevmiyorsanız da hakaret küfür iftiraya başvurmayın tamam ben sevmiyorum ama adam bunu bunu yapmış deyin doğrularını görmezden gelmeyin. (Kitabı okuduğum süre zarfında her iki grupla da bir şeyler paylaşma fırsatım oldu bunları o yüzden yazdım.)

Gelelim kitaba. Kitap içerisinde daha önce Atatürk ile ilgili duymadığım, okumadığım olaylar, anılar var ama bazı yerler var ki 'yahu bunu daha geçen sayfada okumuştum, ama Ali Bey ayıptır bu paragrafı beşinci kez okuyorum' diye söylediğim yerler oldu. Atatürk'e din odaklı yapılan ithamlara yaşanılan olaylar, söylenilen sözler ve bu olay ve sözlerin kaynakları belirtilerek cevap vermiş yazar amaa bunu yaparken bazı yerlerde suyunu çıkarmamış değil. İthamlara cevapların yanı sıra kitapta Atatürk'ün din hizmetleri, din konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti için neler yaptığına da yer verilmiş ki ben kısmı özellikle Atatürk İslamiyeti bitirmek istedi düşüncesini savunanların ve 'acaba gerçekten istedi mi'diye kafası karışanların okumasını isterim.

Kitap araştırma-inceleme kategorisinde ama kullanılan üslup yer yer maşallah sokak ağzından beter. Atatürk'ü anlatan bir kitapta üslubun böylesine sığ olması beni kızdırdı üzerine bi de yazar Köy Enstitüleri hakkında boş boş yorum yapmış bu da kızgınlığımı katladı.

Sevgili dostlar, Atatürk'ü okumaya değil anlamaya çalışın. Ve hatta bunu yeryüzündeki tüm insanlar için yapın. Karşınızdakini anlamaya çalışın.Ona katılmak istemiyor ya da farklı düşünebiliyor olabilirsiniz bu çok normal ama düşüncelerinizi anlatmaya çabalarken kişiliğinizi alçaltmayın. Siz alçaldıkça düşünceleriniz önemini yitiriyor.

Keyifli okumalar. :)
160 syf.
Hemen hemen her gün elimizden geçen 10 TL'nin bir yüzünde resmi ve dünyada tanınmasını sağlayan Arf Değişmezi'nin formülü olan ama belki de hiç bilmediğimiz büyük matematikçimiz Cahit Arf...
1910'da Selanik’te dünyaya gelip adını tüm dünyaya matematik alanında yaptığı çalışmalarla duyuran büyük matematikçimiz Cahit Arf'in hayatının son derece güzel bir şekilde anlatıldığı bu kitapta bu büyük bilim adamının hayatından kesitleri okurken çok keyif alacağınızı ve gurur duyacağınızı düşünüyorum. Son derece koyu bir milliyetçi ve vatansever olan Cahit Arf'in başarısını özetleyen kelime ise "anlamak". "Herkes ölümsüz olduğu alanda çalışmak ister. Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim..." Cahit Arf işte bu hedefini başararıp ölümsüzleşerek gönüllerde taht kurmayı başardı.
160 syf.
·4 günde·8/10
Kitaptaki bilgilerin çoğunu biliyordum pekiştirme kitabı oldu diyebilirim, çok keyifli okuması, içinde Atatürk ve çocuklarla ilgili çok güzel anılar var.Atatürk'ün çocuk sevgisini bilmeyen yoktur sanırım.Bir kez daha hayran oldum Atamiza :)
296 syf.
·2 günde·9/10
80'li Yıllar..

- Darbe öncesi Türkiye'sinde siyasi yapı. 27 Mayıs darbesi, akabinde başarısız olan darbe girişimleri, 12 Mart muhtırası, sağ-sol olaylarının şiddetlenmesi, siyasi cinayetler, fâili meçhuller, ülke genelinde yaşanan provokatif eylemler, katliamlar, hükümetlerin kurulamaması, kurulan hükümetlerin kısa süreli olması ve baskı altında verimli çalışamaması, 15 günde seçilecek olan cumhurbaşkanının aylarca seçilememesi, ekonomik dar boğaz, halkın yokluklar içerisinde ezilmesi, ülkeyi darbeye götüren süreçler ...

- Bir gece sabaha karşı ordunun yönetime el koymasıyla şiddet olaylarının bıçakla kesilmiş gibi durması. En acısı da halkın bu darbenin zorunluğuna inandırılmış olması ve günümüzde bile hâlâ insanların iyi oldu darbeden önce anarşistler yüzünden sokağa çıkılamıyordu demesi ...

- General Bedrettin Demirel "İhtilale bir yıl önceden karar vermiştik, ama henüz olgunlaşmamıştı." demişti.(s.164)
Darbeden önce de ülke genelinde sıkıyönetim vardı ve asker istediğini yapabiliyordu, hükümet askerin ağzının içine bakıyordu ancak şiddet olaylarını engelleyecek bir adım atılmıyordu. Çünkü kendilerinin de belirttiği üzre darbe için gerekli şartların oluşmasını bekliyorlardı. Tabiri caiz ise zeminin futbol oynamaya elverişli hale gelmesini bekliyorlardı. Nihayet uygun zaman geldi ve insanlarımız durumdan çok memnun kaldılar, minare çalınmış kılıf uydurulmuştu...

- Yıkılan yuvalar, parçalanan aileler, katledilen garibanlar, fâili meçhule karışıp gidenler, işkenceden çıkamayanlar, idama mahkum olan masumlar, isimleri cisimleri unutulanlar ve niceleri ...
Günümüz Türkiye'sinde bunların pek bir önemi kalmamış, kimse bu konuları merak etmez, araştırmaz, okumaz olmuş ..

Halbuki geleceğe sağlam adımlarla basabilmek, evlatlarımıza daha güzel, daha güçlü, daha yaşanılabilir bir ülke bırakabilmek için geçmişimizi çok iyi bilmeli, geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmalı ...
Hiçbirimizin banane deme lüksü yok.

- Kitabın okunmamak için hiçbir bahanesi yok !
Dili gayet sade, anlaşılması kolay, akıcı bir kitap. Bazı konular iki defa anlatılmış, belki hafızada daha iyi yer etmesi için.

- Özellikle "Diyarbakır Cezaevi" ve "APO""bölümü iyi okunmalı çünkü,
"PKK" illetinin bu ülkenin başına nasıl bela edildiğine dair güzel temaslar var.

- Darbe bilgisinin ABD Başkanı'na verilmesiyle ilgili anekdot.

"Paul Henze,bu bilgiyi başkana aktarırken 'Bizim çocuklar işi başardı' ifadesini kullandı.(s.122)

Darbeyi 'O'nların 'Ç'ocukları yapmıştı !!!

- 12 Eylül 1980'e doğru yol alırken iktidarda Süleyman Demirel'in azınlık hükümeti bulunuyordu. Bu dönemde sıkıyönetim de yürürlükteydi; dolayısıyla o bölgelerde yetkiler askerin elindeydi. Hükümet askerin istediğini yapmaya hazırdı. Bu yüzden Başbakan Demirel sonraki süreçte Evren'e "Siz 11 Eylül 1980'de Antalya Tapu Müdürü müydünüz?" diye soracaktı.(s.264)

- Velhasılı Kelam;

Kitabı okuyalım okutalım. Hakk' dan reva mıdır? Ülkede o kadar kitap okunuyor, elimdeki kitabın basım yılı 2010, sitemizde sadece 2 kişi okumuş onun da biri benim, daha önce hiç inceleme yazılmamış, hiç alıntı yapılmamış...

Bakalım bu yazıyı sonuna kadar okuyan olacak mı, okuyan olursa bir nokta koysun yoruma bir bakalım bakalım.

29.11.2018 19:00 Erciş
172 syf.
·1 günde
• “Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."

Mustafa Kemal Atatürk
s. 43

Atatürk, dinsiz değildir. Bu kitapta kanıtıdır.

Hani cami yaptıran bizim milletimize göre din adamı ya, Atatürk cami yaptırmıştı. Siz tabiki Atatürk'ü suçlamakla uğraşırken öğrenemediniz bunu.
Tarihi cami, Milhalıççık’ta Kabir Mahallesi’ndeki, “Aşağı Cami” idi.
Bakın birde şu var;
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Atatürk’ün Peygamberimiz Hz. Muhammed’in mezarını yıkılmaktan son anda kurtardığını iddia etti. Yalçıntaş’a göre Mustafa Kemal, Vehhabilere sert bir nota vererek yıkımı durdurmuş. Ata’nın notası dışişleri arşivinde mevcut ve açıklanmaktan çekiniliyor.
Ayrıca Atatürk'ün, annesi ve babası da Türktür.
Alın size bir cevap daha;
3 Mart 1924’te, 29 yerde İmam-Hatip Okulu açıldı. Aynı yıl 9 yerde Kur’an kursu açıldı. 21 Nisan 1924’te, Darülfünun içinde İlahiyat Fakültesi açıldı. (Daha sonra adı İslam Tetkikleri Enstitüsü oldu.) s. 78
Imam-Hatip Okulu açanlar dini bütün insan oluyor ya hani.

Durun daha bitmedi.
Şöyle ki:
- 1925-1934 yılları arasında 14 Kur’an kursu açıldı.
- 1934-1945: 14-41
- 1945-1950: 41-127
- 1950-1996: 127-5949
- 1996-2000 5949-3305
Şimdi bu sayı tekrar 8 bine çıktı...
• “Nasıl ki her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise, dinimizin gerçek felsefesini inceleyecek, araştıracak bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlarını da yetiştirecek yükseköğrenim kurumlarına sahip olmalıyız."
Mustafa Kemal s. 78

Neyse ben size ne söylesem inanmazsınız.
Tavsiye ediyorum, keyifli okumalar..
208 syf.
·48 günde·10/10
Kitabı geç bitirebildim. Aslında bir çırpıda okunacak bir kitap.Araştırmadan Atatürk'e din düşmanı iftirasını atanların bu kitabı okumaları gerekmektedir. Umarım bu kitap ATATÜRK'ü daha iyi tanımak isteyenlerce okunur.
Bunlara inanmayin Allah birdir tektir kimse bu kitabi okumasin lutfen rica ediyorum Allah tan baska yoktur o tektir ona inanmayan zaten hesabini gorecektir ahirette acin din kitaplari okuyun kuarn-i kerim i okuyun bunlar insan beynini yikiyor okumayin kardesim
Bu kitabı sakın okumayın.Müslümanlıkla alakalı yalan yanlış şeyler anlatıyor.Aslında Ali Kuzu'nun kitaplarını okumanızı tavsiye etmiyorum.Bu kitapdaki bilgiler yanlış bilgiler.
440 syf.
·51 günde·Beğendi·9/10
Tüm kelimeler kafamda dönüyor.
Neredeyse yediğimiz her şeyin zehir olduğundan mı, bebeklerin bile GDO ile beslendiğinden mi, dişmacunlarındaki floroid denen fare zehrinden mi, biyolojik savaşın çoktan başlamış olmasından mı, en çok bilinen sözde kaliteli markaların asıl tehdit olmasından mı, modern tıbbın bizi nasıl kandırdığından mı, labaratuvarlarda üretilen sahte viruslerden mi yoksa aşı denen oyundan mı bilemiyorum. Kısacası bizi yavaş yavaş ve ağrılı öldürüyorlar. Az ve öz nüfus politikasını başarıyla da yapıyorlar.

( Tek başına okuyamadım kitabı, ikinci bir alternatifim vardı hep. Birden bu kadar kandırıldığımız gerçeğini tek kaldıramazdım sanırsam. )

Yazar, mantığa yatabilecek bir biçimde neden ve sonuç şeklinde bunları anlatmış. Başarılı da olmuş. Bence, en azından neyin ne olduğunu ve insanın kendi adına bilinçlenmesi için herkesin okuması gereken bir kitap.
256 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Belki hatırlarsınız 2 ay kadar önce Adana da bir sokak düğününde evinde uyuyan 3 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edilmiş ve çocuk 1 hafta sonra ölmüştü.İşte bu kitap bu kadar ahlaksız bu kadar şerefsiz olan bir yapıdaki olayları,sapkın düşüncedeki insanları ve onlardan birey ve toplum olarak korunmanın yollarını anlatıyor.Bence uygar ve gelişmiş bir toplumda böyle bir kitabın olması ve okunması benim için züldur. Bunları bile konuşmak utançtır.38 günlük çocuğa tecavüz edenle,kendi kızları ile annesinin haberi varken yıllarca beraber olan babalarla,amcalarla abilerle ,erkek çocuklarına yapılan istismar ve tecavüzü bir kere olmuş diye zihniyetle aynı ortamı paylaşmak kadar utanç verici bir durum yok.Eskiden ahlaksızlığında ahlaklılığı,şerefsizliğin de bir şerefi vardı.
Kendi kızı ile cinsel ilişkide bulunan babanın,hakime söylediği şu sözler aslında toplumdaki manevi ailevi duyguların bir zevk adı altında nasıl bozulduğunu ifade ediyor;
''Hakim bey,bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz''
Ali Kuzu'nun çocuk istismarların son 10 yılda yüzde 700 arttığı bir ortamda,yazdıkları ile farkındalık yapmaya çalışmış.
Yeter artık,Çocuklar susar,sen susma...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Kuzu
Unvan:
Araştırmacı-Gazeteci, Yazar
Gazeteci ve Araştırmacı-Yazar Ali Kuzu'nun bu zamanda kadar 100'e yakın araştırma ve inceleme kitabı çeşitli yayınevlerinde yayımlanmıştır. Yazar evlidir ve İstanbul'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 504 okur okudu.
  • 37 okur okuyor.
  • 1.005 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları