Demirtaş Ceyhun

Demirtaş Ceyhun

8.0/10
29 Kişi
·
101
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.141
Gösterim
Adı:
Demirtaş Ceyhun
Unvan:
Hikâye, Roman ve İnceleme Kitapları Yazarı
Doğum:
Adana, 1934
1959 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümünü bitirdi.
Genelde toplumsal konuların irdelenmesine yönelen eserler veren Ceyhun'un ilk hikâyeleri 1955 yılında Yeni Ufuklar dergisinde yayınlanmaya başlandı. Yazarlığının ilk döneminde kişisel sorunlar üzerine eserler veren Ceyhun'un konulara bakış açısı, cinsel ve ruhsal sorunlara getirdiği farklı yaklaşımlar dikkati çekti. Ancak yazarın günümüzde kitlelerce tanınması, daha sonraları çağdaş içeriği ağır basan, toplumsal gerçeklerin kökenlerine yönelen inceleme eserleri ile olmuştur.
Ceyhun, Asya adlı romanıyla 1970 TRT ödülünü, Çamasan adlı eseriyle 1973 Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı. Yazarın ayrıca Horozlu Ayna isimli bir çocuk hikâye kitabı da bulunmaktadır.Ceyhun, Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkan Yardımcılığı görevi sırasında özel yüksekokulların devletleştirilmesi için mücadele etmiş ve Anayasa Mahkemesi'nin 1971 yılında aldığı kararla 44 yüksekokul devletleştirilmiştir. 1984 yılında Aziz Nesin ve Yalçın Küçük'ün de aralarında bulunduğu bir çok aydınla birlikte Aydınlar Dilekçesi ni hazırlayanlar arasında yer aldı. Demirtaş Ceyhun haftalık Aydınlık'ta köşe yazıları yazmaktaydı. İşçi Partisi üyesi ve partinin 2007 yılında ilan edilen Milli Hükümeti'nin Kültür Bakanı'ydı. Zatürre tedavisi görmekte olduğu hastenede hayatını kaybeden Ceyhun'un cenazesi Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi
Demek, bazan başkalarının zaaflarına da imrenmek, insanoğluna özgü zayıflıklardan biriymiş...
Demirtaş Ceyhun
Sayfa 213 - Yazko - 1982
"Bilesin... Yeryüzünde gerçek olan tek şey sevgidir. Mülkün de temeli sevgi... Adaletin de temeli sevgi... Gücün de temeli sevgi..."
Demirtaş Ceyhun
Sayfa 5 - Yazko - 1982
Zaman denilen şey ya sirkeleştirir, çekilmez kılar adamı ya da şaraplaştırır, dostlara, yoldaşlara boğar.
Demirtaş Ceyhun
Sayfa 30 - Yazko - 1982
"Altı ay kaçak olarak yaşamıştım İstanbul'da. Bir evin alt katında kiracıydım. Üst kattaki ev sahibi kim olduğumu bilmiyordu. Ali Karcı, haftada bir gün bana para ve yiyecek getirirdi. İki hafta gelmedi, görünmedi. Üç gün o evde aç kaldım. Dördüncü gün, üst kattakilerin çöp tenekesine attığı pırasa kabuklarını yedim. Ve o günlerde dostum olması gerekenler, hatta arkadaşım görünenler benim polis, ajan, hain olduğumu söylüyor ve yayıyorlardı. Açlıktan çöp tenekesindeki pırasa kabuklarını yemek zorunda kalmış bir insan, elbet kazandığının değerini bilir ve ziyan olmasını istemez. Şükrediyorum, iyi ki o günleri yaşadım. İnsan olmak kolay değil, hele bu toplumda namuslu kalabilmek..."
"Nazım'ı, gerçekten benim kadar sevseler canım yanmaz.Ben ikiyüzlülükle onun mitlestirilmesine karşıyım.Nazım da insandı.Zayıflıkları da elbette vardı.Ben, insan Nazım'i anlatmaya çalışıyorum. Ama öylesine ikiyüzlüler ki..."
Demirtaş Ceyhun
Sayfa 50 - AD Yayıncılık
"DP iktidara gelince ilk iş olarak, hacıların yirmi dört saatte pasaport alabilmeleri için pasaport kanununu değiştirmişti. Benim nüfus kağıdında adım "Mehmet Nusret" olduğu için, hacı adayları arasında bana da yirmi dört saat içinde pasaport verdiler. Mehmet Nusret'in, Aziz Nesin olduğunu o zaman polis dahi bilmiyordu."
"Benim aşırı tutumluluğumun ana kaynağı, emeğe olan saygımdır. Emeğe saygı duyulmadan, emekçi sınıfından yana olmak olanaksızdır. Ben herhangi bir şeyde, o şeyi üreten insanların emeğini ( yani harcadıkları zamanı, yani o insanların yaşamını) görürüm. Örneğin çocuğumuz, pilavını yedikten sonra tabağında beş pirinç tanesi bıraksa ve günde düşünelim böyle birkaç yüz çocuk aynı şeyi yaparsa ne olur? Burda ziyan olan pirinç taneleri değildir. O pirinç tanelerinin, ekiminden, hasadından, ayıklanmasından, taşınmasından, taa pişirilip soframıza getirilene dek kaç insanın emeğinin geçtiğini düşünelim. O emek, o insanların yaşamıdır. Ve o pirinçleri atmak, emeğe, emekçiye ve insan yaşamına ve dolayısıyla insanın kendisine saygısızlığı demektir. Bilmem, anlatabildim mi? Bu yüzden, tek yüzü yazılmış kağıtları atmam, arka yüzlerine de yazarım. İki yüzü yazılmış kağıtları da, hem kendim kağıt peçete olarak kullanırım, hem de vakıftakilere kullandırırım. Daha sonra bunlar ocakta yanar. Özellikle Türkiye'de ve benzeri ülkelerde, tüketim toplumlarına uyarak ürün ziyanlığı, salt ekonomik değil, aynı zamanda ahlaksal bir sorundur. Atmaya, ziyan etmeye, savurganlığa hakkımız yok bizim."
Çok severek okudum.. Zaten çok merak ederek ve heycanla almıştım.. Aziz Nesin'in kitaplarından önce kitapları hep yarım bırakırdım.. Kalemi okadar güçlü bi yazarki her kitabı okumaya değer.. Beni en çok özgürce yazması etkiledi..
Aziz Nesin'in kendisiyle yapılmış röportaj ve kitabın yazarının kişisel Nesin ile ilgili deneyimlerinden oluşan, az çok Nesin hakkında bildiğimiz şeylerin biraz derli toplu hali var kitapta. Okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap.Ancak bir klasik Aziz Nesin kitabı olduğunu ve dilinin her zaman nükte içerdiğini unutmamak lazım.
En fanatik düşmanları bile, gördükleri bir toplumsal aksaklık karşısında biraz öfkelenince, hemen Aziz Nesin'in adını anmaktadırlar bilindiği gibi. Ya, "Tam Aziz Nesinlik olay" demektedirler. Ya, "Aman bunu Aziz Nesin duymasın" demektedirler. Ya da "Bunu Aziz Nesin bile akıl edemezdi" demektedirler. (S. 10)Ve bugüne dek niçin düşünmeyi öğretmemişler, öncelikle de bunu düşünmeliyiz.
(S. 32)
Demirtaş Ceyhun'un 1983'te Yazko Edebiyat'tan çıkmış bir sahaf kitabı benim okuduğum.

İçinde Ceyhun'un memleketi Adana'dan İstanbul'a kadar uzanan ve değişik kesimlerin yaşamlarından kesitlerle bezeli Sultan kurban, Çamasan, Çamur, Namlu ağam, Velesbit, Gebe ve Bin yıllık öykü adlarında birbirinden lezzetli hikâyeler var.

1973 Sait Faik Hikaye Armağanı sahibi.

Yeni kitaplar ve dünya klasikleri paralelinde, Türk öykücülerini okumaya devam.
Demirtaş Ceyhun'un beş öykülük bir kitabı Sansaryan Hanı.

Ermeni bir ailenin işhanı olarak yaptırdığı İstanbul Sirkeci'de bir bina Sansaryan Han. Mütareke yıllarında İngiliz işgal güçleri polis müdüriyeti yapmış binayı ve Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılmaya devam etmiş.

Bilhassa ellili yıllardan itibaren, en üst katında bulunan siyasi şubedeki hücreleri ve 'tabutluk'larıyla meşhur bir bina olması hasebiyle, edebiyat dünyamızda işkence ve acı dolu izleriyle varolmakta.

Öykücülerimize ve sahaf kitaplarına devam.
Demirtaşceyhun'un iki öyküsünün bulunduğu Bilgi Yayinevinden çıkmış bir sahaf kitabı, okuduğum.

İlk öyküsü Apartman 60'lı yıllarda Menderes döneminde yaşanan köylü-kentli çatışması üzerine kurulu denilebilir. Yeni yeni yükselmeye başlayan apartman tipi yaşam alanlarının toplumu dönültümesine ayna tutuyor yazar.

İkinci öykü Kuranşa Ana ise 12 Mart muhtıra sonrası sıkıyönetim devrinde geçen bir kısa iç hesaplaşma adeta. Görevini yapmak ve tutuklanmak arasında bocalayan bir avukat ekseninde gecekondu meselesine de değiniyor bu öyküde Ceyhun.

Saf bir Anadolu Türkçe'si var, şimdi bir kitabını daha okumaya başladığım Demirtaş Ceyhun'un eserlerinde. Yaşar Kemal'le Sabahattin Ali arası... Yabancı klasikleri elbette okuyoruz, okumalıyız ama onlarda -çeviriler yeni olduğundan- günümüzde kullanılan dil hakim. Eski ve yerli eserleri bu yüzden seviyorum. Unutulmaya yüz tutmuş kelime ve deyimleri başka türlü canlı tutmamız olası değil.
Demirtaş Ceyhun'un Sis Çanı yayınlarından çıkmış bir sahaf kitabı Ayı İzi - Eylül Öyküleri

12 Eylül askeri darbesinden sonra yaşananlar hakkında gerçekçi insan öyküleri içeriyor kitap. Tutuklanan, sorgulanan, işkence görenlerin yanı sıra yurt dışına kaçanların ya da sıkıyönetim şartlarında günlük yaşamlarını devam ettirmeye çalışan bireylerin hikâyelerini de içeriyor.

Türk öykücülerini okumaya devam...
DEMİRTAŞ CEYHUN
1934 - 29.07.2009

# Fistik gibi kitap. Okumasi cok keyifli.
# #aziznesin'in dostu #demirtaşceyhun 'un kaleminden #aziznesin'le ilgili anilar,hatiralar...
# bir insan arkadasini bu kadar güzel anlatabilir...

Yazarın biyografisi

Adı:
Demirtaş Ceyhun
Unvan:
Hikâye, Roman ve İnceleme Kitapları Yazarı
Doğum:
Adana, 1934
1959 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümünü bitirdi.
Genelde toplumsal konuların irdelenmesine yönelen eserler veren Ceyhun'un ilk hikâyeleri 1955 yılında Yeni Ufuklar dergisinde yayınlanmaya başlandı. Yazarlığının ilk döneminde kişisel sorunlar üzerine eserler veren Ceyhun'un konulara bakış açısı, cinsel ve ruhsal sorunlara getirdiği farklı yaklaşımlar dikkati çekti. Ancak yazarın günümüzde kitlelerce tanınması, daha sonraları çağdaş içeriği ağır basan, toplumsal gerçeklerin kökenlerine yönelen inceleme eserleri ile olmuştur.
Ceyhun, Asya adlı romanıyla 1970 TRT ödülünü, Çamasan adlı eseriyle 1973 Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı. Yazarın ayrıca Horozlu Ayna isimli bir çocuk hikâye kitabı da bulunmaktadır.Ceyhun, Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkan Yardımcılığı görevi sırasında özel yüksekokulların devletleştirilmesi için mücadele etmiş ve Anayasa Mahkemesi'nin 1971 yılında aldığı kararla 44 yüksekokul devletleştirilmiştir. 1984 yılında Aziz Nesin ve Yalçın Küçük'ün de aralarında bulunduğu bir çok aydınla birlikte Aydınlar Dilekçesi ni hazırlayanlar arasında yer aldı. Demirtaş Ceyhun haftalık Aydınlık'ta köşe yazıları yazmaktaydı. İşçi Partisi üyesi ve partinin 2007 yılında ilan edilen Milli Hükümeti'nin Kültür Bakanı'ydı. Zatürre tedavisi görmekte olduğu hastenede hayatını kaybeden Ceyhun'un cenazesi Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 101 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.