Çiğdem Öztekin

Çiğdem Öztekin

Çevirmen
8.4/10
10,1bin Kişi
·
28,9bin
Okunma
·
15
Beğeni
·
2.287
Gösterim
Adı:
Çiğdem Öztekin
Tam adı:
Çiğdem Öztekin Bozdoğan
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Mersin, Türkiye, 1953
1953’te Mersin’de doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdikten sonra yüksek lisans eğitimini pazarlama dalında tamamladı. Lise yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi, ilk çevirileri 1971 yılında Milliyet ve Altın Kitaplar’da yayımlandı. Johannes Mario Simmel, Heinrich Böll, Stephan Zweig, Harry Martinson, Walter Schlink, Agatha Christie, James Baldwin ve Bernhard Schlink gibi birçok batılı yazarın kırktan fazla yapıtını Türkçeye çevirdi. Bunun yanında işletmecilik, cam sanayii, tekstil alanlarında teknik çevirileri de bulunmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·4 günde
"Günahlarından kaçamazsın, emin ol bulur seni."

1 değil, 2 değil, 5 değil, 7 değil tam 10 aşağılık, yasaların dokunamadığı iğrenç 'zenci'(!)

Öncelikle Agatha Christie'ye bu kitabıyla başladığım için sevinçliyim. Kitap, akış, kurgu, bağlayış, karakterler, konu, olay ve en önemlisi de mekân olarak olağanüstü bir şekilde hazırlanmış. Birçok polisiye kitapları fazlasıyla şaşalı olur, uzattıkça uzatılır ve sadece belirli bir yerinde gereken hazzı sağlar. Hatta ben o kadar alışmışım ki, On Küçük Zenci'yi sipariş ederken '224' sayfa sayısını görünce buruk bir şey oluştu. Yaptığım polisiye incelemelerin tamamında belirttim ve yine belirteceğim:"Olmazsa olmaz görsel." Bu kitapta ne görüyorum? Bir ada ve su... Sadece bir adamı? Peki ya dalgalar? Biraz daha... Peki ya kulübe? Peki ya yanan ışıklar? Peki ya üçgen biçimdeki ağaçlar? Lanet olası, daha iyi bak! Sanırım... 10 tane ağaç var. Ama ama, bu, bu olağanüstü!

Dikkatli bakıyor musun?

Kitap, sadist ve hayatta kanunun ve yasaların el sürmediği, büyük günahlar işlemiş, ölümlere sebep olmuş 10 kişinin farklı yollardan davet alarak adaya gelmesini sağlayarak ve ada içinde oynanan dahice oyun ile zevkin boyutunu aşama aşama yaşatıyor. Peki neden bir ada? Neden zenci yaftalanması?

On küçük Zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz.
Dokuz küçük Zenci çok geç yattı,
Sabah biri uyanamadı. Kaldı sekiz.
On küçük Zenci Devon'a gezmeye gitti,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi.
Sekiz küçük Zenci odun kırdı,
Biri baltayla kafasını yardı. Kaldı altı.
Altı küçük Zenci kovanla oynadı,
Birinin yabanarısı soktu. Kaldı beş.
Beş küçük Zenci hukuka merak sardı,
Biri yargıç oldu. Kaldı dört.
Dört küçük Zenci denize yüzmeye gitti,
Birini kırmızı balık yuttu. Kaldı üç.
Üç küçük Zenci hayvanat bahçesine gitti,
Birini büyük bir ayı kaptı. Kaldı iki.
İki küçük Zenci güneşe oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir.
Bir küçük Zenci yapayalnız kaldı, gidip kendini astı. Ve kimse kalmadı...


Dahi adamının bir tekerlemeye, çocukluktan gelme bir sevdasından dolayı oyunu bunun üzerinden başlatıyor. 10 kişi ha? Bunu asla unutmayın:"Şüphe duyulacak kimse kalmazsa, sevdiklerinden başlarsın, onlarda ortadan kalkarsa kendinden başlarsın."

Suçlular acı çekmeli, acının boyutunu tatmalı, adaleti ciğerlerinde hissetmeliler. Bunu bir gün birileri mutlaka yapacaktır...

Ben ne diyorum?
Günahlarından kaçma, yoksa seni bulurum. Günahlarından kaçma, yoksa seni yüzerim.
Günahlarından kaçma, yoksa seni kemiririm.
Günahlarından kaç, kacabildiğin kadar kaç, elime düşme.

Yoksa sen hâlâ dikkatli bakmıyor musun? Dikkatli bakmaya devam etmezsen, gözlerini çıkarabilirim. Akıl sağlığı iki adam satranç oynar biri yenilir biri kazanır. Bu hep böyledir. Peki akıl sağlığı yerinde biriyle, deli biri satranç oynarsa?

"Ve bir deli, akıl sağlığı yerinde birinden iki kat daha kurnazdır, olmayacak şeyleri düşünebilir." Hamle yapabilir misin? Bana cesaret gösterebileceğini söyle!

"Neden bu tür kitapları okuyor ve benimsiyorsun ED? Bazen bir deli olduğunu düşünüyorum." Bazen mi? Sahiden üzüldüm. Benimse, benimse, benimse! İblis... Beni bırakma... Raskolnikov... düzelim hepsini...

"Suç Ve Ceza oldum olası büyülemiştir. Her tür cinayet ya da gerilim romanını okumaktan hoşlanırım. Kusursuz cinayet işlemenin yollarını tasarlamak benim için her zaman bana özgü bir eğlence yöntemi olmuştu."(213)

D-e-j-av-u!

Hayat dejavularla doludur. En azından bazıları için...

Neyse... Kısacası kitabı, özellikle yazarla ilk tanışanlara öncelik vererek bunu alıp okumaları gerektiğini, en azından iyi bir başlangıç olacağını söylemek istiyorum. (U dönüşü?)

Keyifli okumalar.
256 syf.
·9/10 puan
Spoiler İçermektedir
Merhabalar İngiliz edebiyatının en iyi polisiye yazarlarından olan Agatha Christie ile On Küçük Zenci kitabıyla tanışmış ve çok beğenmiştim ikinci okuduğum eser olan Doğu Ekspresinde Cinayet polisiye severlerin okuması gereken bir eser.Konu olarak ise : Doğu ekspresi treni İstanbuldan Londra’ya giderken istenen bir cinayeti Konu almaktadır. Tesadüfen Ekspres’te bulunan dedektif Hercule Poirot cinayeti çözmek üzere görevlendirilir.Bundan sonraki kısımlarda kitabı elinizden bırakamayacaksınız Hercule Poirot bu olayı en ince ayrıntısına kadar inerek kıvrak zekasıyla ve sezgileriyle bütün parçaları bir araya getirerek cinayeti çözecektir.Gerçekten kitabın finalini hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde bitiriyor.
Keyifli Okumalar Dilerim
460 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Stefan Zweig'in okuduğum ilk uzun romanı.Bu uzunlukta başka kitabı varmı bilmiyorum.Bu kitabı okuduktan sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim şu ana kadar okuduklarımın hepsi mükemmeldi ama ' Acımak' için mükemmel kelimesi bile biraz hafif kalır.Bir defa elinizdeki olağünüstü güzellikte bir kitap.Yazılım tarzı hiç değişmemiş aynı diğer kısa kitapları gibi sakin sakin anlatıyor Zweig.Kesinlikle sıkılma diye bir şey yok.Elimdeki kitap 360 sayfa olmasına rağmen sayfa sayısı bir veya iki kat daha fazla da olsa,inanın bana memnunniyetle okurdum.Zweig bu defa bize merhamet duygusu üzerinden dersler veriyor.Ama bunu anlatırken müthiş bir duygusallık yaratıyor.Diğer kitaplarından farklı olarak bizzat olayı yaşayan kişinin direk anlatımıyla bize yaşatıyor her şeyi.Oysa diğer kitaplarında genelde esas olayı ikinci kişi anlatırdı(satranç,amok koşucusu,bir kadının 24 saati...vs.).Evet konu merhamet veya acımak duygusu.O kadar güzel işlenmiş ki, bu duyguyu yaşayanların tüm içsel çatışmalarını,kararsızlıklarını,huzur ve huzursuzluklarını,mutlu ve mutsuz oldukları anları bütün ayrıntılarıyla önümüze seriyor.Bu duyguyu yaşarken başarılı olan ve olamayan örneklerle zorluklarını ve kolaylıklarını,güzel taraflarını ve yıkıcı taraflarını kısaca her yönünü bize gösteriyor.Ve bütün bunları da esas itibariyle genç bir teğmen,iki genç kız,bir yaşlı baba ve bir doktor üzerinden bize aktarıyor.Tekrar tekrar söylüyorum ben bu kitabı mutlaka okunması gereken ve insanın çok fazla dersler çıkaracağı bir kitap olarak değerlendiriyorum.
460 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Stefan Zweig’in en bilinmeyen eserlerinden olan Acımak kitabında Geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle yürüme yetisini kaybeden Edith'in Hoffmiller olan tutkulu aşkını, Hoffmiller'ın sırf ona acımasından ileri gelen masum sevgisini Edith'in doktoru Kondor'un acıması sebebiyle görme engelli bir kadınla evlendiğinden, hayatını karısına ve hastalarına adamıştır.Kitabı okurken okumuyor da olayları yaşıyormuş gibi oluyorsunuz merhametin insanın başına neler açtığını gözler önüne seriyor keyifli okumalar dilerim
240 syf.
Okuduğum yirmi beşinci Agatha Christie kitabı oldu, N veya M? kitabı. Bazen "Liseli misin, bunları okuyorsun?" diyorlar, ama umursamıyorum, zira düşünce yetimi geliştirdiğini düşünüyorum Agatha Christie'nin. Kıvrak bir zekâsı var.
Bu kitap İkinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere'deki bir casusluk olayını anlatıyor. Cinayet üzerine kurgulanmış bir roman değil. Şimdiye kadar okuduklarımda olaylar cinayete, ya da cinayet olaylara götürürdü.
Okuduğum daha güzel kitapları var, çok fazla hoşuma gitmedi. Sanki biraz, bu konuda da yazmış, olayım zorlaması var gibi hissettim. Ancak her kitaptan alınacak ders ya da dersler mutlaka vardır. Bu kitaptan aldığım ders, programlara da konu olan, haberin en sağlamı çocuklardadır, mottosu oldu.
Keyifli okumalar...
304 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Herkesin kendi hâlinde olduğunu sandığımız bir taşrada, yaşam normal akışıyla devam ederken, zengin ve güzel bir dul şüpheli bir şekilde intihar eder. Ardından da zengin dul kadına yakın olduğu taşra tarafından bilinen, taşranın ileri geleni de intihar eder.
Taşra, zengin dul kadının kocasını öldürdüğü ve bu yüzden şantaja uğradığı dedikodusu ile çalkalanır. Hem kadının hem de adamın yakın dostu, taşra doktoru Dr. Shepherd kendi çapında cinayeti çözmeye çalışır.
Kibirli ve zeki dedektifimiz de emekliye ayrılmış olduğu yeni evinde kabak yetiştirmekle meşgulken olaylara dahil olur.
Agatha Christie'nin, arka planda taşra yaşamını ince ince eleştirdiği polisiye kitabı sonunu getirmeden elinizden bırakmayacaksınız. Sonunda, büyük bir sürpriz sizleri bekliyor olacak. Keyifli okumalar...
170 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Doğu Ekspresinde gerçekleşen bir cinayet, katil trende ve aynı trende bir de dedektif mevcut. Sonrasında serüven başlıyor ve aynı trende son buluyor. Polisiye kitaplarında okurun olaylara dahil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Dedektiflik sürecinde okur olarak beyin fırtınası yapmama pek izin verilmedi, verilse de olayları düşünmeye çalışırken karmaşa ve aşırı bilgi ile karşı karşıya kaldım sürekli. Durum böyle olunca da "haydi artık sonuca gel, ben pek bir şey anlayamıyorum zaten" psikolojisine girdim. Ayrıca Sherlock Holmes tutkunu olarak bunu okuyunca ister istemez kıyas yapıyorum ve tercihim açık ara farkla Sherlock oluyor. Kişisel zevklere bağlı olarak da durumun farklılık gösterebileceğini göze alarak, karmaşa sevenler için gayet güzel bir kitap olabileceğini belirtmek isterim. Keyifli okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Çiğdem Öztekin
Tam adı:
Çiğdem Öztekin Bozdoğan
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Mersin, Türkiye, 1953
1953’te Mersin’de doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdikten sonra yüksek lisans eğitimini pazarlama dalında tamamladı. Lise yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi, ilk çevirileri 1971 yılında Milliyet ve Altın Kitaplar’da yayımlandı. Johannes Mario Simmel, Heinrich Böll, Stephan Zweig, Harry Martinson, Walter Schlink, Agatha Christie, James Baldwin ve Bernhard Schlink gibi birçok batılı yazarın kırktan fazla yapıtını Türkçeye çevirdi. Bunun yanında işletmecilik, cam sanayii, tekstil alanlarında teknik çevirileri de bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 28,9bin okur okudu.
  • 481 okur okuyor.
  • 14,6bin okur okuyacak.
  • 270 okur yarım bıraktı.