İmdat Avşar

İmdat Avşar

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.9/10
65 Kişi
·
142
Okunma
·
9
Beğeni
·
634
Gösterim
Adı:
İmdat Avşar
Unvan:
Türk Eğitimci, Şair, Yazar
Doğum:
Kaman, Kırşehir, Türkiye, 1967
1967 yılında Kırşehir- Kaman’ da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kaman’da tamamladı. 1989 yılında Kırşehir Eğitim Yüksekokulunu bitirdikten sonra, öğretmenliğe başladı. Malatya ve Erzurum illerinde bir süre öğretmenlik yaptı. 1993-1997 yılları arasında İnönü üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği anabilim dalından mezun oldu.

1997-1999 yılları arasında Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000 Yılında aynı üniversitede doktora öğrenimine başlayan AVŞAR, doktora öğrenimine devam edemedi. 1999 yılında Iğdır iline ilköğretim müfettişi olarak atanan Avşar, halen Kayseri de ilköğretim Müfettişi olarak görev yapmaktadır.
2007 yılından bu yana yazdığı şiir ve hikâyeleri, Kardeş Kalemler, Sancaktar, Gökbayrak, Bizim Külliye, Berceste, Şehriyar, Kardeşlik (Kerkük) Bayrak (Bağdat) Ulduz (Azerbaycan) Kırgız Adabıyatı (Kırgızistan) Juldız (Kazakistan) gibi dergilerde yayımlandı. Kardeş Kalemler dergisinde yayımlanan hikâye ve şiirleri, Kırgızca, Kazakça, Türkmence, Kırım Tatarcası ve Azerbaycan Türkçesine çevrildi. Azerbaycan Türkçesi, Kırgızca ve Türkmence’den hikâye ve şiir çevirileri de yapan AVŞAR’ın bu çevirileri, Türk Dünyasının ortak edebiyat platformu olan Kardeş Kalemler dergisinde yayınlanmaktadır.
Azerbaycan Edebiyatının önemli kalemlerinden Anar’ın, “Kerem Gibi” ve Elçin Efendiyev’in “Baladadaş’ın İlk Mehebbeti” adlı eserlerini Türkçeye çevirdi. Geçmişten Günümüze Azerbaycan Hikâyeleri adlı bir de Antoloji hazırladı. Jürisi Olduğu Uluslar arası Kaşgarlı Mahmut Hikaye Yarışmasında dereceye giren eserlerin redaktörlüğünü yaptı. Bu kitap TİKA tarafından 1000 Yılda 1000 Hikaye adıyla yayımlandı.
Doğumunun 80. yılında C.Aytmatov Platformu, 15. ve 16. Hazar şiir Akşamları, Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kurultayı, Türk Lehçeleri Arasındaki Çeviri Sorunları Sempozyumu gibi bir çok uluslar arası etkinliğe katılarak bildiriler sundu.
Avrasya Yazarlar Birliği ve Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği üyesi olan AVŞAr, Türk Dünyasının ortak edebiyat dergisi olan “Kardeş Kalemler’in” yazı kurulunda da görev yapmaktadır.
İmdat Avşar, 2009 yılında, Kültür Bakanlığı ve Yozgat Valiliğince düzenlenen N.Abbas Sayar Hikâye Yarışmasında, “Şehnaz Hanım Koleji” adlı hikâyesi ile birincilik ödülünü aldı...
Şükürler olsun ki, Türk kardeşlerimizin büyük manevî desteği ve ebedî birliğimizle , ordumuzun gücü ve halkımızın iradesiyle Karabağ'ımız azat edildi ve medeniyetin beşiği, başkenti olan yurtlarımızın zafer destanı bundan sonra da yazılacaktır.
Uçsuz bucaksız bozkır ve çorak topraklar içinde küçücük bir dünya... Bir dünya ki tepelerin, düzlüklerin, yamaçların,çeşmelerin, pınarların bile bir hüviyeti vardı. Hatta ağaçların da... Yüzyılları arşınlayıp gelen bu adlar, verildikleri mekânların eşkâlini, suretini, tarihini, talihini, rengini anlatıyor; o mekânlardan çıkan pınarların, derelerden akan suların da tadından haber veriyordu...
Modern ve postmodern edebî kurgular samimiyetsiz, kurmaca, basit geliyor bana; bu tip metinler içindeki kurmaca, plastik tipler ise ikrah hissi uyandırıyor... Hele gerçekliğin kovulduğu postmodern kurmacalardan hiç hoşlanmıyorum. Bu tip kurgular sadece metni, gerçekliği değil edebiyatı da yağmalıyor, deformasyona uğratıyor.
"Odada kol gezen yokluk, yerini bozlak makamında ağır bir hüzne bıraktı."
...

"...bir ayrılık, bir yoksulluk, biri de ölüm..."
184 syf.
·4 günde·10/10 puan
Düşünüyorum, hangisini daha çok sevdim. Hangi hikaye daha çok yer etti zihnimde, ruhumda... Hani öyle olur ya bir hikaye daha çok etkiler sizi. Daha bir içinde hissedersiniz kendinizi. "Çiğdemleri Solan Bozkır" kitabında birini diğerine tercih edemedim. Hepsi birbirinden güzel, doğal ve sıcaktı.
Bu dil, bu lehçe, bu şive... Aradığım, söylediğim, anlattığım bu dil.
Belki de ilk defa okuyacaksınız bir Abdal'ın hikâyesini. İlk defa o düğünlerdeki şen şakrak saz çalıp oynayan insanların dertlerine ortak olacaksınız. Malatya'dan Erzurum'a, Kırşehir'e doğal insan manzaraları görüp dillerinin lezzetini tadacaksınız.
İnsanları yaşadığı konuştuğu gibi bir kitaba sığdıranbilmek ne hoş... Hikâye okumayı seven herkese tavsiye ederim.
İyi okumalar.
Kitap Şuuru
359 syf.
·70 günde
Emperyalist batının adeta politik bir oyuncağı haline gelen sözde Ermeni soykırımı ile zalimliklerini dünyaya mazlum bir şekilde göstermeye çalışarak mağdur edebiyatı yapan Ermeni toplumunun, daha yakın zamanda yani 1992'de Karabağ'da Azerbaycan Türklerine yaptıkları katliam ve dehşeti gözler önüne sermektedir. Yaşanan bu acı olayın yani Ermeni vahşetinin edebiyatta yansımış halidir.
Kara Propaganda ile tehcir hikayelerini övgüler düzen, Türkiye'de yaşayan ve cebinde Türkiye vatandaşlık kimliği taşıyan şuursuzların görmezden geldiği gerçekleri Azerbaycan'ın güçlü yazarlarının kaleminden okuyorsunuz. 2015 yılında üniversitemize gelen ve kendi elinden aldığım bu eseri bana kazandırmış olması nedeniyle Ganire Paşayeva'ya ne kadar teşekkür etsem azdır.
Yaşanan acıların unutulmaması için herkesin okuması şiddetle önerilir.
208 syf.
·3 günde·10/10 puan
Yine birbirinden güzel hikâyelerin oluşturduğu kıymetli bir kitap daha bitirdim. İmdat Avşar Hocamız zaten yetenekli bir yazar. Kitabın "Önsöz Yerine" kısmında Yazar Dr. Pervin Nuraliyeva kitabı detaylarıyla incelemiş, değerlendirmelerde bulunmuş. Bir kitabın kimliği niteliğinde olan "önsöz"ün hakkını vermiş diyebilirim.

İmdat Avşar hikâyeciliğine geçecek olursak; onun hikâyelerini okurken geçmişe gittim. Okul önlüklerinin siyah, yakaların beyaz olduğu yıllara.. "Rengârenk sırt çantalarının, kokulu silgilerin, beslenme çantalarının, sulukların, okula has renkli formaların, servis araçlarının, özel hocaların, kursların, test kitaplarının, İngilizce hevesinin muktedir olmadığı" zamanlara.. Oğlanların başı üç numara, kızların ucuna beyaz kurdele bağlı iki sıra örüğünün olduğu zamanlara.. Mustafa Kutlu böyle tasvir etmişti okul yıllarını. Şimdinin daha şık, daha varlıklı, daha donanımlı imkânları yoktu belki ama daha özgür oldukları kesindi. Tüketim çağı ya da bilgisayar çağı egemen olmamıştı onların saf yüreklerine.. Anne babamdan dinlediğim, benim de ucu ucuna yetiştiğim, doğallığını henüz yitirmemiş o döneme yolculuk ettim bir bakıma.. Zaten edebiyat da insan ruhunda yapılan yolculuk değil mi.. İmdat Hocamız da hislere tercüman olmuş.. Anadolu'nun uçsuz bucaksız bozkırlarının havasını bu hikâyelerde hissedebiliyorsunuz. Tasvirleriyle hissiyât kattığı hikâyeler, göz önünde yaşanıyormuş gibi akıp gidiyor. Sizin için belki önemsiz, küçük olayların usta bir kalemin elinden çıkınca nasıl muazzam bir anlatıma kavuştuğunu görürsünüz. Örneğin; Hocalı Soykırımını anlatan bir hikâyede, düşmanın adını bile anmadan, dehşete tanık olan, hırpalanan bir çalgı aleti (tar)nin insanca duygularını, inlemelerini öyle ustaca aktarmış ki yazar..

Kendinizi kâh bir köyün sokaklarında yahut Anadolu kahvesinde samimiyetin içinde buluveriyorsunuz. Yazar bazen cansız bir eşyayı da konuşturabiliyor, bazen nazende bir çiçeği de..

Yazarın realist tutumu, hakikati gösterme çabası hikâyelerine yansımış. Samimi bir üslûpla yazılan 14 hikâyeden müteşekkil bu kitap derinlere nüfuz ediyor, tavsiye ediyorum. Ruhsuz, gerçeklikten uzak kurgu eserler yerine böyle Türkçemizi diriltecek hakikâti anlatan eserler görmek dileğiyle..
Yazara ve Kitap Şuuru ailesine teşekkürlerimle..
Kitapla ve sevgiyle kalın..

Kitap Şuuru
208 syf.
·1 günde·10/10 puan
''Kitap şuuru, insanlık şuurudur.'' diyerek çıkılan, nice emek ve gönül sermayesi sarfedilen kutlu bir yol ile tanıştım. Bu yol ile tanışmama vesile olan Kitap Şuuru ailesine teşekkürlerimi iletiyorum. OĞUZHAN SAYGILI hocama da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu kutlu yolda Allah emeklerinizi karşılığına ulaştırsın inşaAllah..
_____________________________________
Burada Ömer Seyfettin'in ''Forsa'' ve ''Kızılelma Neresi?'' hikâyeleri 10 farklı Türk lehçesine (Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Karaçay-Malkar Türkçesi, Kırım-Tatar Türkçesi, Gagauz Türkçesi, Kazan Tatar Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Başkurt Türkçesi, Kırgız Türkçesi ve Özbek Türkçesi) çevrilerek tek bir kitapta toplanmış. Bu kitap, Ömer Seyfettin'in vefatının 100. yıl dönümüne armağan olarak hazırlanmış. Bu sebeple, bu düşüncenin sahibi Lütfullah Parıltı Bey'e ve bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen tüm isimlere teşekkür ediyorum.

Hikâyelerin içeriğine girmeyeceğim. Yalnız kitabın da adı olan ''Kızılelma''; Kimi zaman ulaşılması gereken bir yer, kimi zaman fethedilmesi gereken bir beldedir. Osmanlı döneminde, özellikle Batı memleketlerine doğru yürütülen bir cihâdın sembolü olmuş, yeniçeriler arasında motivasyon olarak yaygınlık kazanmıştır. Ömer Seyfettin'in eserinde ise Kızılelma; ne Çin, ne Hint, ne de Viyana'dır. Hak yolu, hakikât yolu, padişahın sadık askerlerini götüreceği fetih memleketidir. Son yıllarda tarihî dizi ve filmlerde de duyulan bu kavram, Türkler arasında cihân hakimiyetinin sembolüdür., yani bir ülküdür, diyebiliriz. Bir Ömer Seyfettin hayranı olarak daha önceden okuduğum hikâyeleri bu kitapta farklı Türk lehçelerinde okumakla bir kez daha gurur duydum. Girişte, kitabın hazırlayanı İmdat Avşar, kısa bir takdim yazısıyla Ömer Seyfettin hakkında malumât vermiş. Kitabın içeriğinde Ömer Seyfettin'in farklı fotoğraflarına yer verilmesi, hem onu yâd etmek adına, hem de görsellik açısından anlamlı olmuş. Ayrıca onun fotoğraflarına bakınca kimin içi sızlamaz ki.. (Merak edenler hayatını okuyabilir.) Bugün meşhur Batılı yazarların eserlerine hayran kalınıyor; ancak Ömer Seyfettin gibi eşsiz değerlerimiz Türk okurlar tarafından gözardı ediliyorsa ne yazık değil mi ??? Buna üzülüyorum. Elbette amaç, her halûkârda okumak, öğrenmek, ufkumuzu genişletmek ve öğrendiğimiz bilgileri paylaşmak olmalı. Demek istediğim Türk tarihi ve edebiyatı sandığımızdan daha zengin. Biz yeter ki keşfetmeye çalışalım.. Dolayısıyla tarihine, diline, kültürüne, ata mirasına sahip çıkan bir birey olmak dileğiyle..

''Bir vatansever nasıl olmalı?'' sorusuna cevap arayan Ömer Seyfettin okusun. Eserleriyle çocukluğumda tanıştığım ve hâlâ tekrar tekrar okuduğum bir yazardır Ömer Seyfettin. Bir Türk eğer, Ömer Seyfettin hikâyeleriyle tanışmamışsa, hayatta çok şey kaçırmış demektir. Hikâyeleri kısa olduğu kadar insanda uzun bir etki bırakır. İmdat Avşar'ın da eserin başında değindiği gibi, o, içinde doğduğu Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında devletini çöküşten kurtarmak için birçok Osmanlı aydını gibi çareler aramıştır. Yine bir hikâyesinde, kaybettiğimiz topraklar için ''Kalbim bunları düşüne düşüne, beynimde ateşlenen kanımdan yanmaya başlardı.'' ifadelerini kullanmıştır. O, "Türkçülük'' akımını benimsemiş olup eserlerini bu doğrultuda kaleme almış, kısacık ömrüne rağmen ardında muhteşem eserler bırakmıştır. Onun Türkçülük düşüncesi Anadolu ve Balkanlarla sınırlı olmayıp asıl hedefi Turan illerindeki Türklerdi. Ama ne yazık ki, SSCB rejimi 'Türkçülük' düşüncesine karşı zalimce politikalar uygulamıştır. Sovyet rejimi döneminde Anadolu Türkleri ile Orta Asya Türkleri arasına demir bir zincir çekilmiş, bu yüzden Türk dünyası Ömer Seyfettin gibi birçok Türk yazarlardan mahrum kalmıştır. Ömer Seyfettin'e Allah'tan rahmet diler, eserlerinin tüm Türk dünyasındaki kardeşlerimize ulaşmasını temenni ederim. Ruhu şâd, mekânı Cennet olsun..
Bu kitabı tüm kitap dostlarına tavsiye eder, iyi okumalar dilerim. Ailelere de tavsiyemdir, çocuklarınızı Ömer Seyfettin hikâyeleriyle mutlaka tanıştırın..
Kitapla ve sevgiyle kalın. Esenlikler dilerim..

Kitap Şuuru
184 syf.
·10/10 puan
"İçli bir bozkır rüyâsıdır" -demiş Ali Akbaş kitap için..

Çiğdemleri Solan Bozkır 160 sayfadan oluşan, içerisinde 13 hikâye barındıran, Kesit Yayınları'na ait şahane bir eser. Okuduktan sonra, bu kitabı bu zamana kadar okumadığınız için kendinize biraz kızacaksınız.

Âdem'in ve Güççük Bekteş'in hayatlarını, Muhterem'in flütle imtihanını, Deli Osman'ın Tufan'a attığı tokadı, Şahan Emmi'nin ettiği duâyı, Hacı Duran'daki çaresizliği, Haydar ile Destegül'ün aşkını, Bağdat'ın gözyaşlarını; Hamdi Kirve'nin saflığını, Reşit'in zorlu aklını, Rahman Dayı'nın özlemini, İsmâil'in aksak ayağını, "Kendisi Giden" Hacı Dede'yi, Vahide Ebe'nin kıblesini, Yaşar Çavuş'un çavuşluğunu kendi üslubuyla yoğurup; Anadolu insanının yaşadığı zorlukları, çektiği çileleri, önüne çıkan engelleri bazen gülümseterek bazen de gözyaşı döktürerek okutturan İmdat Avşar'ın kalemine hayran kaldığımı belirtmek isterim. Herkes pek çok yabancı hikâye yazarına âşinadır, fakat İmdat Avşar'ın hikâyelerini okumayalar bu dünyadan eksik ayrılacaklardır.

Bu yazıyı yazdıktan sonra hemen diğer kitabı "Soğuk Rüya" eserine sarılacağım.

Hem akademik anlamda, hem dil ve üslûp anlamında çok başarılı olan birinin kaleminden çıkan bu kısa hikâyeleri okumanızı şiddetle önerir, kitabı okumamı sağlayan Oğuzhan Saygılı hocama teşekkürü bir borç bilirim. #İmdatAvşar #ÇiğdemleriSolanBozkır #KitapŞuuru #kitapsuuru
208 syf.
·21 günde·Beğendi·8/10 puan
Her hikayesini ayrı ayrı beğendiğim, çok güzel yerde bitmiş tam ayarında olmuş dediğim bir kitaptı. İçlerinde en çok beğendiğim hikayeler ise "Hocalıdan Kalan Tar, Müfettiş Heyetinin Evliyası ve Bitmeyen Roman" oldu. Bizi bizle anlatan, şaşadan, halka yaşamlardan ziyade köy mahalle hayatını çoğu zaman bir çocuğun ağzından anlatarak hikayelere bir çocuk masumiyeti eklemiş diyebilirim. Sadece insanları değil eşyaları ve bitkileri de ustaca konuşturarak çok güzel hikayeler ortaya çıkarmış yazarımız. Son olarak bana da imzalı gönderme nezaketi gösterdiği için yazarın kendisine, beni bu kitapla tanıştırdığı için #kitapşuuru ailesine sonsuz teşekkürler. ❄ Kitap Şuuru
184 syf.
·41 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap içirisinde kısa kısa farklı öykülerden  oluşan anadolu insanına tutulmuş bir ayna. İlk 4-5 öykünün abdallar ile başlaması,  abdalların hayatını konu alması beni oldukça mest etti. Ben, bizler tamda anadolunun ortasında dallanıp budaklanan fidanlarız bu yüzden de hikayeler çok içimizden, solyanımdan koparılıp alınmış öyküler.
   Kör Bektaş 'ın Adem' i, Muhterem' i de Nusret Hoca'yı da, Hamdi' yi  de kızı Bağdat'ı da Kirvesi olan Öğretmeni de, Türbenin Delisi Reşatı da, Rahman dayıyı da haylaz oğlu Ömeri de, aksak ayağı yüzenden ağaçtan atla gidemeyen İsmail'i de o güzel Öğretmenini de, Başçavuş'u görünce 180 derece dönen Yaşar Çavuşu da, "Molla emmi diyir ki..." dedikçe  topyekün koşan Kerem' i de çok iyi tanıyordum ama böyle güzel bir kalemden böylesine süslü bir pencerenden onları okumak, izlemek çok zevkliydi.
237 syf.
·3 günde·6/10 puan
Yazar eserinde genel itibariyle Karabağ savaşı ve sonunda gerçekleşen işgali, işgalin halkın üzerine olan olumsuz etkilerini, o denemde yaşanan toplumsal olayları ve insan psikolojilerini yine o dönemi yaşamış gerçek karakterlerden kendine has dili ve üslubuydu kaleme almış olduğu hikayelerden oluşmaktadır. Açıkcası çoğu hikayesi ağır ve ne anlattığı anlaşılmasada özellikle Gazanfer Reis’in Şuşa’ya Yürüyüşü ve Şikayetçi adlı hikayelerin hoşuma gittiğini söyleyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
İmdat Avşar
Unvan:
Türk Eğitimci, Şair, Yazar
Doğum:
Kaman, Kırşehir, Türkiye, 1967
1967 yılında Kırşehir- Kaman’ da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kaman’da tamamladı. 1989 yılında Kırşehir Eğitim Yüksekokulunu bitirdikten sonra, öğretmenliğe başladı. Malatya ve Erzurum illerinde bir süre öğretmenlik yaptı. 1993-1997 yılları arasında İnönü üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği anabilim dalından mezun oldu.

1997-1999 yılları arasında Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000 Yılında aynı üniversitede doktora öğrenimine başlayan AVŞAR, doktora öğrenimine devam edemedi. 1999 yılında Iğdır iline ilköğretim müfettişi olarak atanan Avşar, halen Kayseri de ilköğretim Müfettişi olarak görev yapmaktadır.
2007 yılından bu yana yazdığı şiir ve hikâyeleri, Kardeş Kalemler, Sancaktar, Gökbayrak, Bizim Külliye, Berceste, Şehriyar, Kardeşlik (Kerkük) Bayrak (Bağdat) Ulduz (Azerbaycan) Kırgız Adabıyatı (Kırgızistan) Juldız (Kazakistan) gibi dergilerde yayımlandı. Kardeş Kalemler dergisinde yayımlanan hikâye ve şiirleri, Kırgızca, Kazakça, Türkmence, Kırım Tatarcası ve Azerbaycan Türkçesine çevrildi. Azerbaycan Türkçesi, Kırgızca ve Türkmence’den hikâye ve şiir çevirileri de yapan AVŞAR’ın bu çevirileri, Türk Dünyasının ortak edebiyat platformu olan Kardeş Kalemler dergisinde yayınlanmaktadır.
Azerbaycan Edebiyatının önemli kalemlerinden Anar’ın, “Kerem Gibi” ve Elçin Efendiyev’in “Baladadaş’ın İlk Mehebbeti” adlı eserlerini Türkçeye çevirdi. Geçmişten Günümüze Azerbaycan Hikâyeleri adlı bir de Antoloji hazırladı. Jürisi Olduğu Uluslar arası Kaşgarlı Mahmut Hikaye Yarışmasında dereceye giren eserlerin redaktörlüğünü yaptı. Bu kitap TİKA tarafından 1000 Yılda 1000 Hikaye adıyla yayımlandı.
Doğumunun 80. yılında C.Aytmatov Platformu, 15. ve 16. Hazar şiir Akşamları, Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kurultayı, Türk Lehçeleri Arasındaki Çeviri Sorunları Sempozyumu gibi bir çok uluslar arası etkinliğe katılarak bildiriler sundu.
Avrasya Yazarlar Birliği ve Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği üyesi olan AVŞAr, Türk Dünyasının ortak edebiyat dergisi olan “Kardeş Kalemler’in” yazı kurulunda da görev yapmaktadır.
İmdat Avşar, 2009 yılında, Kültür Bakanlığı ve Yozgat Valiliğince düzenlenen N.Abbas Sayar Hikâye Yarışmasında, “Şehnaz Hanım Koleji” adlı hikâyesi ile birincilik ödülünü aldı...

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 142 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 44 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.