Yeter
Sürekli bir şeyler arayıp durmak benimki; belki de doğamdan geliyor bu! Acı da çıkacak karşıma. Hangi gün onsuz kalmış dünya! İyice kapalı kutu olduysa bu kız, kırıp açmak mı gerek ille de? Kendini kırıp döktüğün yetmiyor mu? Bırak da kendisi kurcalayıp açsın kendi kapalısını!
Sayfa 812 - Everest·Kitabı okudu
Kitap Simyacıları
"Bana engelli derken çok kolay, değil mi? Peki, sen bilir misin engelli olmak nasıl bir şey? Ben söyleyeyim, acıya özlem duymaktır! Canın yansın istersin! Herkes acı çekmemek için dua ederken sen hissiz bacakların için acıyı özlersin. Yansın, kanasın, incinsin ama yeter ki hissedeyim dersin. Sen acıyı özlemek nedir, bilir misin? Hayır, bilmezsin, bilemezsin!"
Sayfa 135 - Aslı·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu çatının altında yaşayanlarda ortak ne var? Yalnız birlikte yaşama zorunluluğuna inanmaları. Kimi pilavı patlıcanlı ister, kimi patlıcansız; kimi tuzlu, kimi tuzsuz; kimi erken yatmak ister, kimi geç; biri şarkı dinlerken öteki caz müziği ister. Sabahları kalkışlar... Biri gördüğü düşü anlatır. Dinleyen, düş dinlemeyi sevmez. Karı kocalar bile böyle değil mi? Ortak neleri var? Haftanın belli günleri et ete sürtünmekten başka? Gene de dayanıyorlar. Çünkü birlikte yaşama zorunluluğuna inanmışlar. İşte benim onlardan ayrıldığım buna inanmamam. Sıkıntımın da, sevincimin de kaynağı bu. Gücün dayanmaktansa yalnızlığıma kaçarım. Bana tek insan yeter. Sevişen iki kişinin kurduğu toplum. Toplumsal yaratıklar olduğumuza göre, insan toplumlarının en iyisi bu daracık, sorunsuz, iki kişilik toplumlar değil mi?
Edebiyat
Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmiyen? Ey gurbet, ey gurûbu ufuklarda bitmiyen Ömrün derinliğinde süren kaygı günleri! Yıllarca, fakr içinde, hayatın hüzünleri; Bir çöl çoraklığında hayalin susuzluğu; Hem uyku ihtiyaçları, hem uykusuzluğu. En sinsi bir ezâ gibidir geçmiyen zaman; Bin türlü başka cevri de vardır ki bî-aman; Yalnızlığın azabı her işkenceden beter; Yalnız bu kahrı insanı tahrib için yeter.
Şiir
Rüveyda'ya Ağıt
Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir
Sayfa 18·Kitabı okudu
Şiir
TEĞMEN — Öldür beni Yüzbaşım, dayanamıyorum! YÜZBAŞI — Dayanacaksın! Kimse dayanamasa, ikimiz dayanacağız! (Bir ân Teğmenin sarsılışını seyreder) Allahın emri!.. TEĞMEN — (Ağlamaklı) Allahın emri... ÜSTÇAVUŞ — Hiçbir ümit kalmadı mı, Yüzbaşım? Daha üç saatlik havamız var... YÜZBAŞI — (Üstçavuşa döner) Gelen telefonlara göre ümit yok... (Durak) Akıntı yerdeyiz. Çanı tutturamıyorlar. Ama belli olmaz, üç saniyelik de havamız kalsa... (Telefon sesi... Yüzbaşı kaplan gibi atılıp âhizeyi kavrar. Herkes kalas gibi gergin, gözler Yüzbaşıya mıhlı... Teğmen, sessiz sessiz ağlıyor.) YÜZBAŞI — (Telefonla) Evet!.. Benim, Kumandan... Evet... (Uzunca durak) Bekliyoruz!.. (Durak) İki üç saat yeter... (Durak) Kıç batarya arkasına inecekler... (Uzun durak) Maneviyatımız sapasağlam... İnşallah... (Yüzbaşı telefon âhizesini yerine bırakır) YÜZBAŞI — (Üsteğmene doğru) Üç dalgıç birden son bir tecrübeye girişmişler. Eğer tutturabilirlerse kurtulduk!
Hayata Dair