sanki yaş alan erkekler güçlenirken kadınlar saf dışı kalıyormuş gibi kendilerine saklasınlar bu yalanları daha anne karnından yeni çıkmışgibiyim gerçekten yapacaklarım için bir hazırlık süreci yirmilerim otuzlarımda görün bir de beni o zaman tanışacaksın içimdeki yaramaz ve deli dolu kadınla provalar kırlarda başlayacak parti daha başlamadan nasıl giderim olgunlaşıyor her yıl son kullanma tarihi olmaz insanınve şimdi asıl etkinlik için açılıyor perdeler ellidehaydi başlasın gösteri
"fakat, hatıra olsun diye hediye ettiğim bu önemsiz nesnelerin kimseyi görme yetisinden etmesini istemem doğrusu. Hey gidi! İnsan böyle durumlarda neler kaybettiğini düşünmeden edemiyor. Ah, ah! Düşünüyorum da, bu elli yıl boyunca yanımda bir Mrs. Lorry olabilirdi."
“Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar. Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.”
Plan, ülkenin çeşitli yerlerinde 12’si devlet tarafından inşa edilecek olan 15 fabrikanın kurulmasını öngörüyor, cam ve kâğıdın yanı sıra tekstil endüstrisine ağırlık veriyordu. Böylece pahalı ithal ürünleri tüketiminin sona ereceği umuluyordu. Kumaştan ayakkabıya kadar pek çok tüketim malı üreten Sümerbank gibi büyük “ekonomik devlet kuruluşları” ve madencilikle uğraşan Etibank (Hititbank) bu yıllarda kuruldu. Türkiye, Sovyetler Birliği’nden sonra planlı ekonomiyi uygulayan ilk ülkelerden biri oldu. İlk plan 1938’de sona erdiğinde bu planın başarılı olduğu görüldü. İkinci plan aynı yıl içinde başlatıldıysa da, savaş nedeniyle uygulanamadı. Bu plan birincisinden çok daha iddialıydı ve hedefleri, madenleri işletmek, bir madencilik endüstrisi oluşturmak ve bütün Anadolu’da enerji santralları kurarak ülkeyi elektrikle donatmaktı.
Bundan yirmi yıl sonra, yaptığınız şeylerden çok yapmadıklarını için hayal kırıklığı yaşayacaksınız. O yüzden düğümlerinizi çözüp halatlarınızdan kurtulun.
Annesinin mutfaktan gelen o yumuşak sesi kulaklarnda çınladı:
"Oxir ce kuremin. Dereng nemini," (Ugurlar olsun oğlum. Geç kalmayasın.) "Geç kalmayasın..." Bu cümle beyninin içinde defalarca döndü dolandi. Otuz yıl süren bir geç kalmışlığın ağırlığı çöktü omuzlarına.