Her gün zihinsel ve duygusal acılarla yıpranmak gerçek yaşamın bir parçası değildir. Sizi aksine ikna etmeye çalışan çığlıkları ne kadar kışkırtıcı olursa olsun, size işkence çektiren hiçbir duygu yada düşünceyle yaşamak zorunda değilsiniz.
Ben de.
Bense olabildiğince geç yıpranmak istiyorum, o nedenle de bir daha dönmemek üzere Avrupa'ya yerleşmek gibi bir niyetim var. Hem iklim daha iyi orada, hem yapılar taştan, hem her şey çok daha sağlam. Ben yaşadığım sürece Avrupa da ayakta durur herhalde, ne dersiniz?
Sayfa 466
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Evet, aynı şeyler yüzünden yıpranmak istemiyorum. Yüreğim kimseye kapalı değil. Sadece gözlerim biraz daha açık. Hepsi bu.
Sayfa 153
Solgunluğun müsebbibinin, karaciğer filan değil, lüzumundan erken gelen ihtiyarlık olduğunu kabul etmek mecburiyetinde kaldım. Delidolu bir hayat sürüp çabucak yıpranmak değildi benimki; aksine, durduğum yerde hızla eskidiğimi anladım.
Türk kadını için bir genelleme yok ki... Kimi 18 saat güneş altında tarlalarda çalışır, evde çalışması caba... Kimi bir kova su bulmak için saatlerce yürür, kimi din baskısı altında ortaçağ anlayışıyla dünyaya kapalı tutulur ve tüm insanca verilerden uzaklaştırılır, kimi bir ticari mal gibi, başlık parası karşılığında satılır. Kasabada, kentte işçilik, memurluk yapan kadın ise evinin ve çocuklarının da tüm işlerini yapar. En çok yıpranmak da kadınlar arasındadır.
Sayfa 43 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Hayır, gençlik, gençliği boşa harcamak, yılların geçmesini beklemek, sonra da günün birinde başkalarının çoktan giyip eskittiği yaşlılık denen paçavraya bürünmek olamazdı artık. Gençlik, eskilerin hataları yüzünden yıpranmak değil, dünyanın henüz görmediği yeni bir dünya için kendini harcamaktı.