Hep daha sık, sık vuruyor yüreğim, Ve sarhoşum, konuşuyorum damdan düşerce "Ben de sizler gibi yitmiş biriyim, Dönemem geriye hiçbir zaman."
Şiir
Çağdaş insan nasıl yaşamaktadır? Gerçekte ona, yaşar gibi yapıyor demek daha doğru olur kanımca. Yaşama bir kenarından ilişmiş / iliştirilmiş bir görüntü veriyor. Çalışıyor, ama içinde kendisi yok. Konuşuyor, ama bir yanıt beklemiyor. Dinliyor gibi görünüyor ve başını sallıyor. Okumuyor, okur gibi yapıyor. Sabahtan akşama televizyon seyrediyor, belleğinde bir iz kalmıyor. "Oyalanma -diyor Octavio Paz- bizim her zamanki halimizdir. (...) Hep kendinden dışarda, günlük çalkantı içinde yitmiş, tatsız ve anlamsız demek olan oyalanma. Binlerce şey dikkatimize çarpar, ama hiçbirini yakalayamayız; yaşam böylece parmaklarımız arasından kayan kum, beynimizi kaplayan duman olur. Eğer edimlerimizi ve düşüncelerimizi yoklamak cesaretini gösterebilseydik, suçlu olduğumuzu; ama ödenmemiş suçlardan dolayı değil, küçücük dönekliklerin, gerek kendimize gerek başkalarına karşı ufak ihanetlerin izlediği, sayısız ve anlık istek ve kıskançlıklardan dolayı suçlu olduğumuzu itiraf etmemiz gerekirdi. Ama dün yaptıklarımızı bile anımsayabiliyor muyuz? Günahımız dağınıklık ise cezamız unutmadır."
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yabancısı olmadığım bir tek olgu var. O da kendi varoluşum. Belki tek mutluluğum bu. Tek bağlantım. Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum yitmiş demektir.
Saatte bir milyar mil hızındaki bu turu paylaşıyoruz. Geceye karşı ortak amacımız var. Ufak ortak amaçlarla başlarsınız işe. Bir mart tarlasında uçurtması göklere karşı koyan bir oğlanı neden seversiniz? Çünkü parmaklarımız elimizdeki sıcak ip alazlamasıyla yanar. Trenden gördüğünüz, bir köy kuyusuna eğilmiş kızı neden seversiniz? Dil, çoktan yitmiş bir öğlen vakti demir suyun serinliğini hatırlar. Yolun kenarında ölmüş yabancılara neden ağlarsınız? Kırk yıldır görülmeyen dostlara benzerler. Palyaçolara pasta atıldığında neden gülersiniz? Kremayı tadarız, hayatı tadarız. Karın olan kadını neden seversin? Burnu bildiğim bir dünyanın havasını solur; o yüzden o burnu severim. Kulakları gecenin yarısı boyunca söyleyebileceğim bir şarkıyı duyar; o yüzden kulaklarını severim. Gözleri toprağın mevsimlerinden zevk alır ve bu yüzden o gözleri severim. Dili ayvayı, şeftaliyi, acı kirazı, naneyi ve limonu tanır; onun konuşmasını duymayı severim. Çünkü vücudu, sıcağı, soğuğu, kederi tanır, ben ateşi, karı ve acıyı bilirim. Paylaşılan ve bir kere daha paylaşılan deneyim. Tenini ürperten milyarlarca dokuma. Bir duyuyu kes at, yaşamın bir parçasını keser atarsın. İki duyuyu kes; yaşam anında kendini yarılar. Bildiğimiz şeyi severiz, olduğumuz şeyi severiz. Ortak amaç, ortak amaç; ağzın, gözün, kulağın, dilin, elin, burnun, etin, kalbin ve ruhun ortak amacı.
Sayfa 187·Kitabı okudu
yönünü şaşırmış, kaybolmuş, uzaklaşmış, tutarsızlaşmış, yoldan çıkmış, altüst olmuş, yitmiş, yerini şaşırmış, toprağından sökülmüş, yabancılaşmış: birbirine aşina sıfatlara kendimi aşina buluyorum. işte meskenim, işte beni doğuran kelimeler.
Sayfa 151·Kitabı okudu
Yiten, yitmesi gerektiği için yitmiş; biten de bitmesi gerektiği için bitmiş.
Sayfa 9·Kitabı okudu