Oyunu kaybeden iyi bir satranç oyuncusu, bu kayba kendi hatalarının yol açtığına içtenlikle inanır ve hatayı oyunun başlangıcında arar ama oyun boyunca attığı her adımda benzer hatalar yaptığını ve hiçbir hamlesinin mükemmel olmadığını unutur dikkatini çeken hatayı rakibi bu hatadan faydalandığı zaman fark eder. Zamanın belli şartları içinde gerçekleşen, tek bir iradenin cansız makineleri idare ettiği değil her şeyin farklı keyfiliklerden çarpışmasından doğduğu savaş oyunu bundan ne kadar karışıktır.
-Abdullah olmak; Allah'tan başkasına ilah ve rab, İslam'dan başkasına din ve yol olarak edinmemektir. (FURKAN 25/17)
-Abdullah olmak; Rabbini kendisine şah damarından daha yakın olarak görmek/bilmek, başkasından bir şeyler isterken Allah'tan ister gibi istememek ve duayı sadece ve sadece O'na has kılmaktır. (BAKARA 2/186)
-Abdullah olmak; dinin direği, müminin miracı cennetin anahtarı ve gözlerin nuru olan namazı hakkı ile ikame etmek ve onu hayatın esası yapmaktır. (İBRAHİM 14/31)
-Abdullah olmak; Allah'ın kendisine bahşettiği tüm nimetlerden, gizli-açık O'nun yolunda infak etmektir. (İBRAHİM 14/31)
-Abdullah olmak; şeytan ve yandaşlarının hiçbir şekilde etkisine girmemek ve onların telkinlerine kulak asmamaktır. (HİCR 15/42)
-Abdullah olmak; Allah'ın Ğafur/ çok bağışlayan ve Rahîm/ çok merhamet eden bir rab olduğunu hiç unutmadan yaşamaktır. (MÜ'MİNÛN 23/109)
-Abdullah olmak; ihlası kulluğun esası, özü ve temeli kılarak İhsan şuuru ile muhlislerden olmaktır. (İSRA 17/65)
-Abdullah olmak; fısktan ve fasıktan, nifaktan ve münafıktan, küfürden mi kafirden yüz çevirip asla onlarla dost olmamaktır. (KEHF 18/102)
-Abdullah olmak; yolunun rehberleri olan büyüklerin (nebiler/resuller, sıddıklar/sadıklar, şehitler ve salihler) ayak izlerini takip ederek onların iman adına söyledikleri her şeyi kayıtsız ve şartsız kabul edip teslim olmaktır. (TÂHÂ 20/77)
-Abdullah olmak; Abdullah b. Cahş gibi şehadetin sevdalısı ve aşığı olarak bir ömür duaların başına şehadeti koymak, ölümlerin en güzeli olan şehadete kavuşmak için hayatını imanına şahit olmaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Venedik karşısında yaşanan deniz felâketi (1656) ve pâyitahtın tehlike altına düşmesi üzerine, vâlide sultan son çare olarak, çoktan beri kendisine tavsiye edilen Köprülü Mehmed Paşa'ya başvurmak zorunda kaldı. İhtiyar Köprülü'nün o zamana kadar mesleği pek parlak değildi. İbşir Paşa veziriâzam atanıp İstanbul'a gelirken Köprülü Mehmed Paşa, Köprü kasabasında idi. İbşir'i Kütahya yakınında karşılayıp İznik'e kadar beraber gelmişlerdi. İbşir, kendisini Trablus-Şam vilâyetine vali atadı. Trablus, o dönemde Dürzî Ma'n oğlu olayı dolayısıyla kargaşa içindeydi. Köprülü'den vilâyeti düzene sokması ve devlete ait vergileri hazineye göndermesi isteniyordu. İbşir'in katli üzerine Köprülü, vilâyeti bir düzene sokamamış ve eli boş Köprü kasabasına geri dönmüştü. Boynu-Yaralı Mehmed Paşa, veziriâzam atandığında, Köprülü kendisini Eskişehir'de karşılamış, beraberinde İstanbul'a gelmişti. Yolda yeni vezire devlet işlerine dair tavsiyelerde bulunmuştu. Vaktiyle mimar Kasım'ın dikkatini, devleti kalkındırma konusundaki düşünceleriyle çekmişti. Sonraki icraatı göstermiştir ki, Köprülü ülkede çocuk pâdişah yerine kâhir bir otoriteye sahip birinin devletin başına gelmesi ve kesin kararlar alması gereğini ileri sürmekteydi. Fakirdi, dönemde emsali paşalar gibi servet yapmak ve rüşvetle paşalık peşinde olan biri değildi. Köprülü'ye güçsüz "müflis" biri diye yukarıdan bakıyorlardı. İstanbul'da Bayezid semtinde, bir yere atama bekliyordu. O zamanlar vâlide sultanın koruduğu mazûl eski defterdâr Şâmizâde Mehmed, mimar Kasım Ağa ve saray hocası Mehmed Efendi zaman zaman onunla gizlice buluşup devletin durumu üzerinde konuşurlardı. Vâlide sultan Turhan'ın kethüdası mimar Kasım Ağa, kendisine Köprülü'den överek söz etmekteydi. Onun tedbirli, deneyimli biri olduğunu ve devleti kargaşadan
Sayfa 341 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu