Düşün ki 38 yaşındasın ve insanın muhtemelen sırf yaşı ilerlediği için olamayacağı kadar yorgunsun. Daha doğrusu şöyle: Yorgun filan değilsin, huzursuzsun, bu ayak kapanlarla dolu dünyada adım atmaya korkuyorsun, o yüzden sürekli iki ayağın birden havada; yorgun değilsin, yalnızca bu müthiş huzursuzluğun arkasından gelecek ve (bu arada Yahudi'sin ve korku nedir bilirsin) gözünü anlamsızca bir noktaya dikmene -en iyi ihtimalle Karl Meydanı’nın arkasındaki tımarhanenin bahçesinde- neden olacak o müthiş yorgunluktan korkuyorsun.
Sayfa 48
takatin yok, yorgunsun ey gönül kuşu hemhâl ol, hemhâl... onun gamıyla.
Sayfa 26 - yky·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bilge ol yüreğim. n'olur. Yüreğim, alabildiğine yorgunsun. Duyuyorum ağır ve sessiz vurduğunu... ..Beklediğim ölüm saati mi yoksa Ah, yüreğim nasıl acılı, delik deşiktir ..Her günüm yeni bir dertte kaygılı ..Biliyorsun, inliyorum tutsaklığımda, Dileyip ölüm vermesini tanrının. ..Ben yitirdim yolumu uzun bir baharda ..Süzgün yüreğimde bir dert, baygınlık, Ve böyle anlarda kavrayamıyorum hiçbir şeyi, Dolanıp durduğum odalar karanlık ..Aşkın susuşu dayanılmaz Bir ağrı sonra ruhumda. ..Nasıl yaşarım ben bu yükle
yorgunsun her geceden, biriken her geceden haydi kalk şimdi bunu gömelim haydi kalk bitiverdi haydi kalk yorgun güzelim haydi kalk hadi artık öldüm biliyor musun hadi kalk İzmirlere filân gidelim
Sayfa 410 - Hadi İzmir'e·Kitabı okuyor
Sen yapmak, etmek, başarmak istemiyorsun ki Yapmış, etmiş, başarmış olmak istiyorsun. Göle gitmek değil, gölde olmak istiyorsun. Sürekli bir yere gider gibi değil de, Bir yere varmış gibi yaşadığın için yorgunsun.
Akan İnce Su
Küçük şeyleri sevmeyi öğrenmelisin Yorgunsun, öğle vakti acıkmışsın Bütün güzel yemekleri unutup Şu akan ince suyu dinlemelisin. Yer yüzünde büyük işler var Biliyorum, yok demiyorum, inanıyorum O işlere hazırlanmak için de Küçük şeyleri sevmeyi öğrenmelisin. Büyük bir savaşta say kendini Örnekse, Bozkırda acı bozkırda Piyadesin, silahların ağırlığın Ezilmiş yorulmuş yürüyorsun. Mataran da boşalmış, suyun bitmiş Dudakların kuruyor susuzsun Güneş gökten bütün ümitlerini kurutuyor Herşeyi bir anda unutuyorsun. Büyük şeyleri de hep beraber herşeyi Aşkı da unuttuğunu söyleyebilirim Hücrelerimiz kurudu mu, canlı hücrelerimiz Aşk da,hürriyet de kurumuş demektir. Birden ileride, bir yol kıyısında Bir tarla kıyısında bir su sesi duydun Bulanık bir su akıyor, atılıyorsun Hürriyet de dirildi, aşkın da! Şu akan ince suyu bundan sevdim İçebilirken içmedim. Durdum şırıltısını dinledim, Kalbimin bozkırında sazlar arasından Aksın akabildiğine dedim. Bu ince suyu susuz günlerime sakladım.
Şiir