Düşün ki 38 yaşındasın ve insanın muhtemelen sırf yaşı ilerlediği için olamayacağı kadar yorgunsun. Daha doğrusu şöyle: Yorgun filan değilsin, huzursuzsun, bu ayak kapanlarla dolu dünyada adım atmaya korkuyorsun, o yüzden sürekli iki ayağın birden havada; yorgun değilsin, yalnızca bu müthiş huzursuzluğun arkasından gelecek ve (bu arada Yahudi'sin ve korku nedir bilirsin) gözünü anlamsızca bir noktaya dikmene -en iyi ihtimalle Karl Meydanı’nın arkasındaki tımarhanenin bahçesinde- neden olacak o müthiş yorgunluktan korkuyorsun.
Bilge ol yüreğim. n'olur.
Yüreğim, alabildiğine yorgunsun.
Duyuyorum ağır ve sessiz vurduğunu...
..Beklediğim ölüm saati mi yoksa
Ah, yüreğim nasıl acılı, delik deşiktir
..Her günüm yeni bir dertte kaygılı
..Biliyorsun, inliyorum tutsaklığımda,
Dileyip ölüm vermesini tanrının.
..Ben yitirdim yolumu uzun bir baharda
..Süzgün yüreğimde bir dert, baygınlık,
Ve böyle anlarda kavrayamıyorum hiçbir şeyi,
Dolanıp durduğum odalar karanlık
..Aşkın susuşu dayanılmaz Bir ağrı sonra ruhumda.
..Nasıl yaşarım ben bu yükle
yorgunsun her geceden, biriken her geceden
haydi kalk şimdi bunu gömelim
haydi kalk bitiverdi
haydi kalk yorgun güzelim haydi kalk
hadi artık öldüm biliyor musun
hadi kalk
İzmirlere filân gidelim
Sen yapmak, etmek, başarmak istemiyorsun ki
Yapmış, etmiş, başarmış olmak istiyorsun.
Göle gitmek değil, gölde olmak istiyorsun.
Sürekli bir yere gider gibi değil de,
Bir yere varmış gibi yaşadığın için yorgunsun.
Küçük şeyleri sevmeyi öğrenmelisin
Yorgunsun, öğle vakti acıkmışsın
Bütün güzel yemekleri unutup
Şu akan ince suyu dinlemelisin.
Yer yüzünde büyük işler var
Biliyorum, yok demiyorum, inanıyorum
O işlere hazırlanmak için de
Küçük şeyleri sevmeyi öğrenmelisin.
Büyük bir savaşta say kendini
Örnekse, Bozkırda acı bozkırda
Piyadesin, silahların ağırlığın
Ezilmiş yorulmuş yürüyorsun.
Mataran da boşalmış, suyun bitmiş
Dudakların kuruyor susuzsun
Güneş gökten bütün ümitlerini kurutuyor
Herşeyi bir anda unutuyorsun.
Büyük şeyleri de hep beraber herşeyi
Aşkı da unuttuğunu söyleyebilirim
Hücrelerimiz kurudu mu, canlı hücrelerimiz
Aşk da,hürriyet de kurumuş demektir.
Birden ileride, bir yol kıyısında
Bir tarla kıyısında bir su sesi duydun
Bulanık bir su akıyor, atılıyorsun
Hürriyet de dirildi, aşkın da!
Şu akan ince suyu bundan sevdim
İçebilirken içmedim.
Durdum şırıltısını dinledim,
Kalbimin bozkırında sazlar arasından
Aksın akabildiğine dedim.
Bu ince suyu susuz günlerime sakladım.