Bir gün, Güzellik ve Çirkinlik deniz kıyısında karşılaştılar. Biri, öbürüne "Haydi yıkanalım," dedi. Soyunup suya daldılar. Biraz sonra, Çirkinlik kıyıya çıkıp Güzelliğin giysilerini giydi ve yoluna devam etti. Güzellik de sudan çıktı. Giysilerini bulamayınca, çıplak kalmaktan da çok utandığı için, Çirkinliğin giysilerine büründü. Sonra, kendi yoluna gitti. İşte, o gün bugündür, erkekler ve kadınlar Güzellikle Çirkinliği birbirine karıştırdılar. Ancak, kimi insanlar, ona ait olmayan giysilerine rağmen Güzelliğin yüzünü gördüler ve onu tanıdılar. Kimi insanlar da tanırlar Çirkinliğin yüzünü; giysiler onu gözlerinden saklayamaz.
"Yuvaya yolculuk birkaç bölümden oluşur, insan arkadaşım.
Birincisi, yuvaya gitmeye niyet etmektir. Son ra, hazırlık yapılır. Bunu daima kendini-keşif ve geçirmen gereken değişimlerin yuvaya ulaşabilmek için gerekli olduğunu anlamak izler. Sen şu sırada bunu hissediyorsun. Ve son olarak da, genel-görüşü idrak etmek için evrensel gerçekleri inceleyip öğrenirsin. Üzerinde 'yuva' yazan o son kapıyı açmak bir mezuniyet gibidir, Michael. Onun gibi bir şey yoktur!"
İnsanın kendini içine hapsedilmiş hissettiği, dışarı çıkmakta güçlük çektiği her yer kötüdür. Burada sözü edilen sevgi dolu insanlardan müteşekkil sıcacık bir yuva olsa bile…