Merhum Doğan Hocanın yazarken yaşadığı duygulara benzer duygularla okuduğuma eminim. Yer yer coşkudan ve hayranlıktan, yer yer de öfkeden ve üzüntüden ağlamama engel olamadım. Kitabın yazılmasına katkı sağlayan ve büyük veri oluşturan mektuplar hepimizin öğrenci olarak yaşadığı ya da gözlemlediği tanıdık hikayelerdi.
Sahada aktif olarak çalışan bir öğretmen olarak ise kendimi ölçüp biçtiğim, iyi örneklere mi yoksa olumsuz örneklere mi yakın olduğumu sorguladığım güzel bir kaynak teşkil etti.
Bahsedilen çoğu şey sınıf öğretmenliğine daha uygun düşse de bir branş öğretmeni olarak kendi payıma düşeni de iyi anladığımı düşünüyorum.
Özet geçmek gerekirse iyi bir öğretmen, niyetinin saflığına erişmiş, her gün gelişmekte ve geliştirmeye istekli olan, öncelikle iyi bir insan ve öğrencilerinin insanlığına kulak kabartmayı kendine görev edinmiş olan demek.
Ben iyi bir öğretmen miyim bilmiyorum. Fakat öğrencilerimle olan ilişkimin kıymetinin farkındayım. Gücümün etkileri tartışmaya açık. Fakat eğer varsa bir gücüm, sınıf hakimiyetimi korku üzerine değil de sevgi üzerine inşa etmeye tüketeceğime artık eminim. Bazen şüpheye düşüp şuanda elde edemediğimi sandığım hiçbir kazanımı da korkuyla sağlayacağım yanılgısına düşmemeye çok güzel bir teşvik oldu bu kitap.
Merhum hocamı rahmetle ve sevgiyle anıyorum. Yerinde rahat olsun..