10/10
·368 syf.··
2013 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2013 00:00
işlerinden başka işleri olmayanların, bütün hayatını bir kambur gibi sırtında gezdiren biçare insanların, ne yaşadığı hayatı beğenen, ne de yenisine gidebilecek kudrete sahip olan mazlumların, topluluk halinde ruya gorenlerin, uçuruma uzatılmış bir kalas üzerinde yürür gibi sade tehlike ve muvazeneden ibaret bir hayat yaşayanların, butun teferruatta isabet kaydedip, esasta yanılanların, hakikat denen duvarın ötesine geçmek için bir delik bulup yaşayanların, hürriyeti içinde bulanların, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınanların, ihtiyaç ve mahrumiyetin adeta ikinci bir deri gibi vücuduna yapışmış olarak dolaşanların manifestosu. türk edebiyatının zirvesi. sıradan insanın sıradan davranışlarını tespite dayanan günümüz mizah anlayışının nüvesi. günümüzde ancak post-truth şeklinde kavramsallaştırılan, kollektif olarak bir yalana inanma ve onun hakikatin yerine geçmesi durumunun en güzel anlatıcısı. mutlu olmak için kendilerine topluluklar kuran ve toplu olarak uydurdukları yalanlara inanan zavallıların romanı. en saygın, en büyük dediklerimizle zırdeliler arasında sandığımız kadar fark olmadığını gösteren şaheser. her sene bir defa okuyorum mutlaka, size de tavsiye ederim. (inceleme, kitap hakkinda başka bir mecrada yazdığım iki yazının kopyasidir)
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201052,9bin okunma
En çok okunan kitaplarda bir numara olmalı bu kitap
10/10
·248 syf.··
2025 7. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 18:46
Sözlerime başlamadan önce şunu söylemeliyim ki psikolojiye ve psikolojik hastalıklara inanılmaz bir ilgi duyuyorum. Şimdiye kadar birçok psikoloğun elinden çıkmış ve gerçek yaşama dair denilen kitapları okudum. Psikiyatri koltuklarından aklımın alamayacağı kadar değişik hayatlar ve bunalımlar okudum. Okuduğum birçok psikolojik eser de şunu sordum ve söyledim “E yani sonuç ne? Nasıl düzelecek?” Hiçbirine yanıt alamadım üstelik bu kişilerin intihar edeceklerini de kafamda kesinleştirdim. Şayet çözümlenmeyen herşeyin bir karmaşa öbeği olacağını düşünüyorum. Kitabımız bir şizofrenin gözünden anlatılmış. Hepimizin deli gibi merak ettiği “tımarhane”lere ışık tutmuş. Gerçekten de insan tımar eden bu yerlerde bulunan insanların gerçekten tecrit edilmesi gereken kişiler olup olmadığı konusunu aklınıza getiriyor. Dışlardaki tımarhanenin içeridekinden pek de farkının olmadığını görüyorsunuz. Hatta şöyle ki dışarı daha mı berbat diye bile düşünebiliyorsunuz. Velhasıl psikoloji alanında okuduğum en en en iyi kitap olduğunu söylemek istiyorum. Yazarımız çok güzel konulara değinmiş ve özellikle beni etkileyen de günümüzde en ufak hüzüne ve sıkıntıya bile depresyon tanısı koyup ilaç içerek sarhoşlaşmamızın doğru olmadığını söylemesini beğendim. Doğrusu herkesin anksiyetesi,kolostrofobisi, depresyonu vs. olan bir çağda yaşıyoruz ve insanlar bununla gurur duyuyorlar artık. Dışarısı da içerdeki delilerden daha deli ve deli olmaya hasret sanırım. Hasılı bence dünya denen bu tımarhanede delilerin delirttiği hastalar hastanede, delilikleriyle gurur duyan zırdeliler ise dışarda yaşayıp gidiyor. Ben bu kitaba bayıldım. Okuyun okuyun okutun önerin… Orhan Pamuk, Matt Haig yerine Emre Timur olmalı çok okunanlar zirvede…
1000k
ŞizofrenEmre Timur · Az Kitap · 2018569 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kentin rehberi 3. Sayfada!!
8/10
·144 syf.·
2024 235. kitabı
Wagner Moura’nın nam-ı diğer Pablo Escobar’ın başrolünde oynadığı “Tropa de elite”(2007) filmi bir Rio de janeiro izdüşümüdür. Filmde çok sert bir sistem eleştirisi vardır ve sarsıcıdır. Bu kitabı okurken bu filmdeki çarpıcı sahneler gözümün önüne geldi. Aslı Erdoğan bu romanda kendi hayatından kesitler sunuyor bize . Rio de Janeiro’ya doktora için giden Erdoğan ,doktorayı yarıda bırakmış, bu egzotik ve bir o kadar da erotik kentle ilgili gözlemlerini farklı kitaplarına ve öykülerine yansıtmıştır. Kent romanları yazmak zordur. Türk edebiyatında da bunu başarabilen çok az yazar vardır. Aslı Erdoğan o azınlığın içine giriyor. Tıpkı Selim İleri gibi. Selim İleri de Her Gece Bodrum romanında bir kentin dokusunu ,ruhunu ,dönüşümünü roman karakterlerinin iniş ve çıkışlarıyla gel-git ruh karmaşasıyla harmanlayarak sunmuştur .Aslı Erdoğan da burada üniversiteden atıldıktan sonra Latin Amerika’ya giden ,bir roman yazmaya çalışan Özgür’ün değişen ve her gün tanık olduğu sarsıcı olaylarla çöken ruh halini, tükenmişliğini, Rio de janeiro sokaklarından alt kültürün ve suçluluğun her türlüsünü gözler önüne sererek okuyucuya aktarır .Kent edebiyatını sözgelimi Bodrum’daki yazlıktan dalga seslerini ,yakamozu ,güneşin batışını, yaz aşklarını anlatarak aktaramazsınız. Her kentin arka sokakları vardır. Her kentin karanlıkta kalmış bir yüzü vardır .Fakat Rio de Janeiro diğer yüzünü gizlemeyen ,sadece geceleri ya da arka mahallelerinde gerçek yüzünü gösteren bir kent değil .Her yerde apaçık kendini gösteriyor bu şehir. Gazete haberlerine; “Kent, resmi açıklamala­ra göre günde yirmi cinayetiyle, dilleri ve kulakları kesilen muhbirler, pazar çantasına sıkı sıkıya yapıştıkları için kurşun yağmuruna tutulan ev kadınları, maskeli polislerce hadım edil­dikten sonra öldürülen sokak çocukları... “Üç-beş
Kırmızı Pelerinli KentAslı Erdoğan · Everest Yayınları · 20121,518 okunma
İran
9/10
·596 syf.··
2022 66. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2022 19:19
Kitapta binlerce yıllık bir geçmişe sahip İran coğrafya itibariyle Irak, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan ile komşudur. Türkiye nasıl Ortadoğu'dan Avrupa'ya açılan bir kapı ise İran'da Ortadoğu'dan Asya'ya açılan bir kapıdır. Bu önemli coğrafya tarih boyunca hep güçlü devletler arasında mücadele sahası olmuştur. İran'da kurulan devletler arasında Elamlar, Medler, Persler, Selevkoslar, Partlar, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Büveyhiler, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Harezmşahlar, Moğollar, İlhanlılar, Timur Hanedanlığı, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler, Afganlılar, Afşar hanedanlığı, Zendliler, Kaçar Hanedanlığı, Pehlevi Hanedanlığı ve şuan da devam eden İran İslam Cumhuriyeti bulunmaktadır. İran'ın etnik yapı olarak Farslar, Türkler, Kürtler, Araplar, Beluclar, Ermeniler, Tacikler, Peştunlar gibi çok çeşitli bir etnik yapısı vardır. Kaçar hanedanlığının yönetime gelmesi pek sıkıntılı bir zamanda gerçekleşmişti 1747'de Nadir Şah ölmüş ve İran iktidar mücadelelerine sahne olmuştur. İran'da yönetimde kalıcı bir hanedan olmadığı için güçlü olan aşiret veya sülale başa geçebiliyordu. Kaçar Hanedanı'da güçlü olduğu için başa geçmeyi başarmıştı. İran ve Osmanlı tarih boyunca hep savaşan iki devlet olmuştur. Bu savaşlar Kaçar Hanedanlığı döneminde de sürmüştür. Bu savaşın en önemli sebeplerinden biri Din diğeri ise bölge çıkarları olmuştur. İran'da komşusu Osmanlı gibi İngiliz, Rus devletleri arasında nüfuz mücadelesi alanı olmuştur. İngiltere Hindistan sömürgesine rahat ulaşmak için güçlü bir İran istemiyordu. Rusya ise Hint Okyanusu'na ulaşmak için sürekli tacizlerde bulunup savaş çıkartıyor ve bazı yerleri işgal ediyordu. İran tarihinde de Osmanlı'da olduğu gibi ülkeyi bu kötü durumdan kurtarmak için girişimler yapan Şah'lar
Tarih
Modern İran TarihiOsman Karacan · Selenge Yayınları · 20212 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 44. kitabı
|Kötü Kadın| •#kitapyorumu Peki insan büyük bir hata yaptıktan sonra niye hiç olmadığı kadar bencillesir? İntihar ettikten sonra yaşadığım utanç, sıkılganlık,hüzün öyle bir oturdu ki kalbime öyle bir utandım ki kendimden... Şimdi istiyorum ki herkes büyük bir hata yapmış olsun. Böylece kimse beni ayıplayamaz... • Herkese selam Herkes aynı şans ile dünyaya gelmiyor maalesef ki aynı şans ile hayatını sürdüremiyor.Oysa ne isterdim herkes aynı şartlarda ,aynı şanslarda yaşamını sürdürsün. Kitap Gönül Hanım'ın intihar sonrasında hastanede gözlerini açması ile başlıyor ve sonrasında gelişen olaylar ile devam ediyor.Acı’nın ortasında bir yaşam.Kitapta hem şimdiki zaman anlatılırken bir diğer tarafta da geçmişin izlerini anlatılıyor.Bu anlatım ile #kötükadın ‘ı @kitabin_kalbi_parem İle keyifle okuduk. Gönül küçük yaşta daha ilk okula başlarken tek başına mücadele ederek ayakta kalmayı başarır.Ailesi istemesede onu ekmek teknesi gibi görselerde;güçlü kalmaya çalışarak liseyi bitirir. İlgisiz bir anne ,alkolük babası olan şu dünya da anne baba sevgisinin yerin hiç bir sevginin almadığını bildiğim için okurken yaşadıklarına oldukça üzüldüm Gönül;şiddete ,istismara ve hakarete uğramakdan kaçamaz. ‘Erdal’ile tanışması ona bir çıkış kapısı olarak görünse de hayatının kaosa çevireceğini nerden bilebilirdi ki. Erdal ile evlenmeye karar verir.Eşinden tek istediği yaşadığı acıların yerine mutluluk,ilgi,şefkat ve sahipleniş..Yağmurdan kaçarken doluya tutulan Gönül'ün yaşantısı hiç kolay olmadı.Aldığı psikolojik desteklerle daha da güçlenmeye çalıştı. Hayat yüzüne gülmeyi başaracak mı ?O kadar acının yerine mutluluk rüzgârları esmeyi haketmedi mi ?Hiç bir kadının hor
Edebiyat
Kötü KadınGönül Demir · Az Kitap Yayınları · 201983 okunma
Puan vermedi·536 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 23:39
Kitap bir asır öncesi Anadolu'yu anlatıyor. Savaş, göç, açlık ve salgın hastalıklar. İran, Karadeniz hattında yaşanan müthiş olaylar zinciri...Zerduşiler, Ruslar,Osmanlı ve Bolşevik devrimi. Muhacirlik...
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma