Torbalarda ballar, pirinçler, bulgurlar, tuzlar, tuzlamalar, yağlar, şekerler, boyalar, kuru zerdaliler, üzümler, kalemler, defterler, kitaplar, tebeşirler, bayraklar, ilaçlar ve yanımda cüzzamlı babalar, oğullar UNICEF'in cüzzamlılara yardım faslından un çuvalları, süt tozu kutuları ve ilaçlar, iki koyun, üç keçi koyulduk yola. (İçimde garip bir duygu: Sanki bir başkasının adına yolculuk ediyorum.)
Uçurumlar, yarlar, engebeli topraklar aşıp, tilkiler, kartallar, akbabalar, tavşanlar görüp, derin derin soluyup, yazgımız, insanların yazgısı üstünde kafa yorup, bağrımızı kâh rüzgâra açıp kâh kapayıp, kâh terleyip kâh üşüyüp, kendi kendimize sarılarak altmış kilometrelik yolu aldık.
Sağ ol şoför kardeş.
Sen de sağ ol yabancı.
Yolun açık olsun şoför kardeş.
Senin de talihin, yabancı.