Yabancılaşma duygularını kışkırtan, insanı hicranın tâ içine gömen, her adımında onu gurbet buhranına sokan hep yine insan.
İnsanın başı, türünün üyeleriyle belada. İnsanlarla....
Mesafe duygusunu insana veren de, insandan alan da insan. "İnsana saygımı korumak için insanlardan uzak duruyorum" sözü Dostoyevski'nin.
Sevecek birini aramak yerine, neden kendimizi daha çok sevilmeye değer kılmıyoruz? Almak istediğimizden daha fazlasını vermeye neden talip değiliz?
Bir yoldaş ara, bir refiki özle ama bir tarikin de düşünü kur. Yolu düşlemeyene yoldaş nasip olur mu?