Kitabı baştan sona kendi yorumlarımla yazdım iyi okumalar
Martin Eden'ın başlarda hevesle ve içindeki müthiş tutkuyla kendini geliştirmeye ve kendi sınıfının en iyisi olma gayreti beni büyülemişti. O okuyup bilgi edinip yükseldikçe bana da aynı duyguları aşılıyordu, içimde her şeyi öğrenme arzusunu doğurdu. Ama bu tutkunun Martinin sonunu getireceğini hiç düşünmemiştim, bana kalırsa onu ölüme sürükleyen de bu değildi zaten. Onu hayattan soğutan, heveslerini öldüren; çevresindeki insanların başarısından hemen önce ona zalimce davranmasıydı ve tabiki başarıya ulaşınca yanında kimse kalmamıştı. Artık hevesleri bile yoktu, ölü biri gibiydi. Martin'in üstüne başarılar ve paralar yağdıkça insanlar onu sevmeye yada seviyor gibi yapmaya başlamıştı ama artık Martine hiçbir şey gerçek gelmiyordu. Şu sözü bende bir iz bıraktı "çoktan yazılmıştı" burda kastettiği şuan ünlenen kitabı, şiirleri, her şeyi önceden yazılmıştı ve çevresindeki herkes onları okumuştu ama o an onların gözünde hiçbir değerleri olmamıştı hatta yazmasını çok gereksiz goruyorlardı, ona laflarıyla çok haksızlık ettiler. Fakat ünlendikten sonra çevresindekiler tıpkı bir koyun sürüsü gibi sahte toplumu takip etti. Ünlendikten sonra insanların ona yanaşmasi o kadar sahte gelmişti ki midesini bulandırıyorlardı, Martini hayattan soğutacak derecedeydi bu durum. Ruth'un onu terk edip ünlendikten sonra dönmesi ve Martin'in o anda onu sevmediğini fark etmesi de geç fark edilmiş bir gerçekti "onu gerçekten sevmediğini şimdi fark ediyordu. Sevdiği şey kızın idealleştirilmiş suretiydi, kendi elleriyle yarattığı dünya dışı ruh, aşk şiirlerinin aydınlık ve ışıltılı ruhuydu." Bence Martin'in bu duruma gelmesini sağlayan en büyük haksızlık Ruth'un yaptığıydı, onu derinden sarstı. Bu kitapta Martin'i gerçekten sevenlerin