ah o yemendir, anlatılan senin de hikayendir..
Puan vermedi·200 syf.··
2025 489. kitabı
yemen.. islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür.. bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K ) dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer.. zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus.. kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur.. buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır.. peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir.. mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir.. bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir.. yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir
Türk Tarihi
Ah O Yemen'dirRüştü Paşa · Dorlion Yayınları · 020 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020975 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Selam Olsun Şiiri Ruhuna Kanat Olanlara
10/10
·240 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 09:47
BU İNCELEME KESİNLİKLE KİTAP HAKKINDA SPOILER İÇERMEZ VE FAKAT FÜRUĞ İÇİN AZ BİLE YAZILMIŞTIR... Söz konusu olan işbu kitap Füruğ için belgesel çeken Nasser Saffarian'ın söyleşilerinden oluşmakta. Annesi, kardeşleri ve nice şair dostları... Ne yazık ki mektuplarında çok andığı babasının, kardeşi Feri'nin, şiir kitaplarını adadığı Perviz ve İbrahim'in söyleyeceği sözler yok burada... Bir de İran sokaklarında meczup olan oğlu Kâmi'nin... Ama Füruğ'un soluğu ve sesi var bu hikâyede... Tek bir kitaba sığmayan... Onun hakkında yazılan onlarca şeyden yola çıkıp nacizane bendenizden kelimelere dökülen... (Ve belki de söze de dökülür yakında) Yıllardan 1934… Aynı anda dünyanın kim bilir neresinde hangi bebekler ilk avazlarını saldı cihana… Ama bir bebek vardı ki belki de hayata en güçlü çığlığıyla tutundu ve ömrü boyunca o çığlığı tüm kadınlara bir ses oldu. Babası Albay Muhammed Ferruhzad, Füruğ koydu adını. Füruğ ışık demekti dillerinde. İleride dünyayı nasıl aydınlatacağını bilmeden vermişti bu adı ona. Kendi toprağından, kendi kültüründen, ülkesinin şiirinden beslenerek büyüdü Füruğ. Kalbindeki çığlıkların ilk defa dizelere dökülüşü 14-15 yaşlarındaydı. Hani hepimiz illaki bir kez şiir yazmayı denemişizdir gibi değil onun şiiri… O şiiriyle nefes alır gibi yazdı… Ne gariptir ki şiirsever babası onun şiirlerini görüp de kızacak diye hep sakladı kuytularda köşelerde. Belki babası da kendi toplumunu tanıdığından onu korumak istemişti diye bir iyi niyet beslemek isterdim. Ama her sabah çocuklarının her birini uzun çizmelerinin ucuyla tekmeleyerek uyandıran, sabah sporuyla güne başlatan ve evde bir kışla yaratan adamdan pek de beklememek gerek belki bunu. Bir mektubunda şöyle demişti Füruğ kendisinden beklenen için “Ne gülebilen ne de konuşabilen hiçbir varlık göstermeden bir
Şiir
Ah AyetleriNasser Saffarian · Yapı Kredi Yayınları · 201936 okunma
Puan vermedi
10:32 - 11:32 - 11:45 - 12:01 - 12:09 - 12:35 - 13:13 - 13:31 - 23:45 - 00:07 - 00:54 - 00:59 - 01:08 - 01:17 - 08:00 - 08:46 - 09:57 - 10:49 - 11:23 - 12:45 - 15:45 - 20:34 - 23:59 - 00:26 - 04:00 - 04:32 - 06:53 - 18:35 - 23:48 - 00:02 - 04:49 - 05:01 - 17:00 - 21:56 - 21:57 - 10:39 - 11:43 - 11:54 - 23:46 - 11:00 “ Artık hiç kimsenin acelesi yoktu... ”
Edebiyat
Zamanın EfendisiBülent Akyürek · C4 Kitap · 2017142 okunma
Beyaz Delik Avı
Puan vermedi·149 syf.··
Beğendi
·
2020 322. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 21:21
Holografik evrene hoşgeldiniz Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre, evrenin gerçekliği düşündüğünüzden garip olabilir Geleceğin teknolojileri: RAMA Projesi California’dan bir şirket, asteroitleri, yakalayıp uzaya tekrar göndermeden önce, yüzeylerini incelemek için otonom bir uzay aracına dönüştürmek istiyor. Hedef Alpha Centauri Dünyanın en iyi bilim insanlarından bazıları en yakın yıldızlara ulaşmak istiyor Fırlatma Rampası Evrenin derinliklerine çıkış kapınız. FIRLATMA RAMPASI KOZMOSLA İLK KONTAĞINIZ
Bilim
All About Space - Sayı 11 - 2020/09All About Space · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202027 okunma
İyilesmenin mimarisi
Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2020 311. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2020 17:56
Derginin 101.sayı ilgi ile okumaya devam ediyorum. Bu sayıda iyilesmenin mimarisi ve mantarlara dair yazilar ilgini cekti. Bir yok oluşu durdurabilir miyiz? İnsanlık yaşadığı gezegene hâkim oldu. Ya da biz öyle sanıyoruz. Acaba teknolojimiz aralıklarla görünen yok oluşları engellemeye yeter mi? İyileşmenin mimarisi Hastaneler mimari açıdan doktorların (ve de hastaların) işlerini kolaylaştıracak şekilde tasarlanabilir. Peki bunun için ne gerekiyor? Okyanuslardaki ecza dolabı Antibiyotikler, hastalıklarla savaşmada eskisi kadar etkili değiller. Buna karşın denizler, keşfedilmeyi bekleyen yeni ilaçlarla dolu olabilir. Mantarlar Onlara bitki demek bile doğru değil. Fungi aleminin bu harika üyeleri, gezegenimizle ilgili çözmek istediğimiz problemlerde bize yardımcı olabilir. SAYFA 82 03 Editörün Notu 06 Megapikseller 08 Kısaca 14 Aygıtlar 28 Matematik Yapmak
Sağlık
Popular Science Türkiye - Sayı 101 - 2020/09Popular Science Türkiye Dergisi · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 202075 okunma