Roman uzaya gönderilecek astronotların eğitimiyle başlıyor.İlk odaklanılan şey ise astronotların aile ilişkileri ve psikolojik zafiyet ile güçleri.Astronotlarda belirlenen bu psikolojik zafiyet ve güçler onların lehine ve aleyhine roman boyunca kullanılıyor.Bu konuda yazar oldukça başarılı.
Yazarın anlatımı birçok yerde Amerikan Sinemasına öykünmüş.Romanda toplam 39 karakter ismi var,elbette çoğunluğu tipleme.Aptal sarışın Bridget,rakip kardeşler Gordon ve Sulvian Obie vb.
Romanın konusu Dr.Emma Watson karakteri üzerine kurgulanıyor.Romanda karakterler için seçilen her ismin Google'da gerçek birer karşılığı var.Jack MacCallum,Amerikalı bir yazar,Emma Watson,İngiliz bir aktrist.Açıkçası yazarın bu isimleri tercih etmesini populist buldum ve pek de hoşuma gitmedi.Belki de yazar tarafından okur için yapılmış ince bir espridir,yani öyle umuyorum.
Romanda iki merkezî konu var diyebilirim.Bunlardan birincisi Dr.Emma Watson ve Dr.Jack McCallum'un kurtarmaya çalıştıkları sorunlu evlilikleri ve aşkları.İkincisi ise Amerikan ordusu tarafından uzaya gönderilen hücre kültürü deneyinin hata vermesi sonucunda KİMERA isimli ölümcül bir organizmanın doğuşu.Kimera,içine girdiği canlıyı 72 saat içinde DNA'sını ele geçirerek yok edebilecek güçte bir bio-silah,dünyada okyanus tabanında biriken meteor kalıntılarından türetilmiş ve bünyesinde 3 türün DNA'sını barındırıyor.Amerikan ordusunun mikro yerçekimli ortamı kullanarak üç boyutlu bir biyolojik silah üretmesi uzay araştırmalarının arkasındaki gölge amacı bize gösteriyor.
Romanın konusu ile National Georaphic'te yayımlanan CRISPR çalışmasına dair yazılan 09/19 tarihli makaleyi okuduğunuzda insanlığın durduğu noktaya dair hiç iyi sonuçlar elde etmiyorsunuz.Yazar bu konuda okur için çok ufuk açıcı biri haline dönüşüyor.
Kimera,Yunan