...çünkü hırslı olmak demek hiçbir zaman tatmin olmamak, her zaman daha fazlasını istemek, hiçbir başarı daha yeni ve daha büyük başarı kazanma tutkusunu doyuracak kadar büyük olmadığı için sürekli olarak kendini zorlamak, bir mağazayı ikiye, iki mağazayı üçe çıkarma zorunluluğu, sonra da dördüncü hatta beşinci bir mağaza açmaktan söz etmek demekti; tıpkı bir kitabın sadece ikinci kitaba giden yoldaki bir adım olması gibiydi, işadamının zengin olmak için dikkatini tek bir amaca yoğunlaştırması misali, ömür boyunca aynı yoğunlaşmayı
gerektiren daha çok, daha daha çok kitap demekti. Büyük İskender dünyayı fetheder, peki ya sonra? Bir uzay
gemisi yapıp Mars'ı istila eder...
Baharda zayıf, açık yeşildir. Hafif bir yel esse, toprağa değecekmiş gibi yatar. Yaz ortalarında, dikende, önce mavi damarlar peyda olur. Sonra yavaş yavaş dikenin dalları, gövdesi mavileşir. Açıkça bir mavidir bu... Sonra mavi gittikçe koyulaşır. Bu en güzel bir mavidir. Bir tarla, uçsuz bucaksız bir ova tüm maviye keser. Gün batarken eğer bir yel eserse mavi dalgalanır, hışırdar, aynen deniz gibi. Gün batarken sular nasıl kızarır, çakırdikeni tarlası da öyle kızarır.
Bir psikolojik ayrıntıda yanılgı: Kendini bulmaya çalışan, kendilerini çözümleyen insanlar. Kendini tanımak için, kendini ortaya çıkarmak için. Psikoloji eylemdir; kendi üstüne düşünme değil. İnsan yaşamı boyunca ne olduğunu anlamaya çalışır. Kendini eksiksiz bir biçimde tanımak, ölmektir.